|
|
#31 (permalink) |
|
Sadece Ben.....
![]() Katılma Tarihi: Mar 2006
Nereden: Görmek istediğin yerde :)
Mesajlar: 2,921
|
ALMANYA GEZİSİNDEN BİR ANISI
Aralık 1917 ...Alsas'ta bir gece Vali'nin evine davet edildik. Güzel, geniş bir salondayız; Vahdettin, vali ile bir masada oturuyor ve konuşuyor gibiydi. Ben salondakileri inceleyerek geziniyordum. Bir aralık Vahdettin beni bulunduğu masaya davet etti, gittim. Vali Vahdettin'e bir soru sormuş. Vahdettin bazı cevaplar vermiş, fakat verdiği cevapları benim tarafımdan teyit ettirmeye lüzum görerek demiş ki: - Cephelerde bulunmuş, memleketi tanıyan bir kumandan yanımdadır, isterseniz onu da dinleyiniz. - Veliahda söz konusu meselenin ne olduğunu sordum: - Ermeniler! dedi. Alman Valisi, Ermenilerin çok iyi niyet sahibi olduğundan, Türklerin Ermenilere karşı feci tecavüzlerde bulunduğundan, fakat Ermenilerin bu tarzda harekete müstahak olmadığından bahsetmiş. Misafiri olduğumuz dost ve müteffik Almanya milletinin yüksek bir valisinin, müstakbel Türkiye padişahı ile kemali ciddiyetle bu konu üzerine konuştuğunu anladığım zaman hayrette kaldım. Naci Paşa, Vahdettin ağzından: - Bu kumandan temas ettiğiniz konuları iyi bilir, sizi aydınlatacak cevaplar verecektir, dedi. Valiye dedim ki: - Türkiye'nin veliahdı ile Almanya'nın, mutena bir bölgede kıymetli olduğuna şüphe etmediğim bir valisinin bulabildiği konuşma zemini beni hayrete düşürdü. Evvela sizden şunu anlamak istiyorum: Müttefikiniz olan ve ittifak uğrunda maddi manevi tekmil mevcudiyetini mahveden Türkiye'ye karşı, tarihin bilmem hangi devrinde mevcut olduğunu iddia eden ve bu mevcudiyeti ihya etmek için dünyayı aldatmaya çalışan Ermeniler lehine konuşmak fikri size nereden geliyor? Bize dair pek eksik bilgi sahibi olduğunu anladığım ve bütün fedakârlıklarımıza karşılık, halâ Türkiye topraklarında bir Ermeni hakkı olabileceği zehabında bulunan bu Vali ile alay edercesine konuşmaktan kendimi alamamıştım. Muhatabım, derhal bütün söylediklerinin en nihayet işittikleri olduğundan ve dava sahibi olmaktan uzak bulunduğundan bahsederek beni tatmine kalkıştı. Konuşmayı bitirmek için kendisine: - Veli hazretleri, dedim, biz cepheler dolaşan bir heyetiz; buraya Ermeni meselesi konuşmak için değil, fakat müttefikimiz olan ve kendisine dayanmakta olduğumuz Alman ordusunun hakiki vaziyetini anlamaya geldik; onu anladık, kâfi bir vukuf ile memleketimize dönüyoruz. Vali Vahdettin'i ve bizi sofraya davet etti. ...
__________________
...Anladım ki;
Kelimelerin bittiği yerde sen başlıyordun |
|
|
|
| Bu mesaj için Duygusuz kişisine teşekkür edenler: |
Babacandeniz (24.06.2007)
|
|
|
#32 (permalink) |
|
Genel Yönetici
![]() Katılma Tarihi: Mayıs 2006
Nereden: Başkent
Mesajlar: 3,621
|
“BEN EĞİLMEM” Mustafa Kemal’in çocukluk arkadaşı Asaf İlbay, okula devam ettiği günlere ait iki anısını şöyle anlatır:“Evimizin bahçesi büyüktü. Sık sık mahalle arkadaşları toplanır ve o zamanlar Selanik’de pek moda olan “mancık” oyunu oynardık. Bu bir çeşit “birdirbir” oyunu idi. Bir kişi eğiliyor, diğerleri sıra ile üzerinden atlıyorlardı. O, oyuna katılmazdı, ama seyrine de bayılırdı. Hele içimizde düşenler filan olursa, keyfine son olmazdı. Bir gün kararlaştırdık. Yaka paça zorla oyuna soktuk. Sıra ile hepimizin üzerinden atladı ve sıra kendisine gelince, eğilmeden dimdik durdu ve: - Haydi atlayın! dedi. Biz başını yere doğru eğmesi için ısrar ettikçe o: - “Ben eğilmem” böyle atlarsanız atlayın, diyordu. Bir türlü razı edemedik.
__________________
Kavgadan kaçmış militan gibi İnkarcıyım artık Sesimi bırak Öfkem sıtmalı saatlere Arka sokaklarımda sana yer yok Suskun içimdeki şehirler Ağır geliyor aklım Ayaklarım taşımıyor içimi Bir kadeh rakı, iki gözyaşı Seni tüketiyoruz Şerefe Şerefe şerefe Satın alacağın silahla vuracağın ilk kişi belki o silahı tasarlayandır;
Savaşta öldüreceğin ilk düşman belki hayatında görüp göreceğin en şahane insandır. |
|
|
|
|
|
#33 (permalink) |
|
Genel Yönetici
![]() Katılma Tarihi: Mayıs 2006
Nereden: Başkent
Mesajlar: 3,621
|
SÖYLEDİĞİNİ YAPARDI!.. Kurtuluş savaşına başladığı sırada Atatürk’e dediler ki :- Nasıl mümkün olur? Ordu yok! Atatürk hemen cevap verdi: - Yapılır! - İyi ama, bunun için para lazım... O da yok ? - Bulunur!.. - Diyelim ki bulduk, düşmanlarımız hem büyük, hem de çok! - Olsun, yenilir!.. O, dediklerinin hepsini yaptı . Yapamayacağı şeyi asla vadetmedi. Bir devlet şefinin kendisini millete sevdirebilmesi için belki ilk şart bu değil midir?
__________________
Kavgadan kaçmış militan gibi İnkarcıyım artık Sesimi bırak Öfkem sıtmalı saatlere Arka sokaklarımda sana yer yok Suskun içimdeki şehirler Ağır geliyor aklım Ayaklarım taşımıyor içimi Bir kadeh rakı, iki gözyaşı Seni tüketiyoruz Şerefe Şerefe şerefe Satın alacağın silahla vuracağın ilk kişi belki o silahı tasarlayandır;
Savaşta öldüreceğin ilk düşman belki hayatında görüp göreceğin en şahane insandır. |
|
|
|
|
|
#34 (permalink) |
|
Genel Yönetici
![]() Katılma Tarihi: Mayıs 2006
Nereden: Başkent
Mesajlar: 3,621
|
KENDİNE GÜVEN Yıl: 1921, batı cephesinde: Mustafa Kemal’le görüşmede;Yunan ordusu kocaman bir canavar gibi Ankara’ya yaklaşmış gözüküyordu. Buna paralel olarak Sakarya’nın doğusunda Türk ordusu da kıvrılarak bu canavarın Ankara’yı yutmasına engel olmaya çalışıyordu. Siyah canavar o kadar kocamandı ki, insana umutsuzluk veriyordu. - Eğer Ankara’ya gider de bizi geride bırakırsa, ne yaparız? diye sordum. Korkunç bir kaplan gibi güldü. - Arkalarından vurarak onları yok ederim.
__________________
Kavgadan kaçmış militan gibi İnkarcıyım artık Sesimi bırak Öfkem sıtmalı saatlere Arka sokaklarımda sana yer yok Suskun içimdeki şehirler Ağır geliyor aklım Ayaklarım taşımıyor içimi Bir kadeh rakı, iki gözyaşı Seni tüketiyoruz Şerefe Şerefe şerefe Satın alacağın silahla vuracağın ilk kişi belki o silahı tasarlayandır;
Savaşta öldüreceğin ilk düşman belki hayatında görüp göreceğin en şahane insandır. |
|
|
|
|
|
#35 (permalink) |
|
Genel Yönetici
![]() Katılma Tarihi: Mayıs 2006
Nereden: Başkent
Mesajlar: 3,621
|
EFKARI YOKLAMAK Bir gün sohbetin ilerlediği bir zamanda, Atatürk bir ara şu suali sordu:- "Ben artık cumhurbaşkanlığından çekilmek, parti başkanı olarak çalışmak istiyorum. Siz ne dersiniz?" Ata bu soruyu sorarken etrafında bulunanların teker teker yüzüne bakıyordu. Herkes sorunun kendisine yöneltildiğini sanmış; şaşkınlık içine düşmüştü, rahmetli Rıfat Bey'de böyle sanarak cevabın akıbetini hiç düşünmeden; - "Muvafık efendim" deyi verdi. Birden yüzündeki yumuşak ifade silinen Atatürk sert bir şekilde ona doğru baktı ve sonra merhum Ziya Bey'e döndü onun cevabını bekledi. Fakat Ziya Bey; - "Efendimiz bilir!" diyerek işin içinden sıyrıldı. İmtihan sırası bana gelmişti. - "Henüz göreviniz bitmemiştir. İnkılâplar tamam olmamıştır. Tamam olunca biz size (artık çekil, istirahat et) deriz, inkılâp yarım bırakılmaz!" cevabını verdim. Gülümsedi. - "Zaten ben de bunun için henüz bırakmak istemiyorum" dedi. Maksadı efkarı yoklamaktı. |
|
|
|
|
|
#36 (permalink) |
|
Kovuldu
Katılma Tarihi: Şub 2007
Nereden: istanbul
Yaş: 21
Mesajlar: 109
|
Gazi, çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına rastladı. armağanım olsun."Atatürk attan inerek bu ihtiyar kadının yanına sokuldu. - Merhaba nine. Kadın Ata'nın yüzüne bakarak hafif bir sesle; - Merhaba dedi. - Nereden gelip nereye gidiyorsun? Kadın şöyle bir duralayıp, - Neden sordun ki, dedi. Buraların saabısı mısın? Yoksa bekçisi mi? Paşa gülümsedi. - Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk milletinin malıdır. Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin? Kadın başını salladı. - Tabii söyleyeceğim, ben Sincan'ın köylerindenim bey, otun güç bittiği, atın geç yetişdiği, kavruk köylerinden birindeyim. Bizim muhtar bana bilet aldı trene bindirdi, kodum Angara'ya geldim. - Muhtar niçin Ankara'ya gönderdi seni? - Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da... Benim iki oğlum gavur harbinde şehit düştü. Memleketi gavurdan kurtaran kişiyi bir kez görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma girdi Gazi Paşa. Bende gün demeyip mıhtara anlatınca, o da bana bilet alıverip saldı Angaraya, giceleyin geldimdi. Yolu neyi de bilemediğimden işte ağşamdan belli böyle kendimi ordan oraya vurup duruyom bey. - Senin Gazi Paşa'dan başka bir isteğin var mı? Kadının birden yüzü sertleşti. - Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki... O bizim Vatanımızı gurtardı. Bizi düşmanın elinden kurtardı.Şehitlerimizin mezarlarını onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan?Onun sayesinde şimdi istediğimiz gibi yaşıyoruz. Şunun bunun gavur dölünün köpeği olmaktan onun sayesinde kurtulmadık mı?Buralara bir defa yüzünü görmek, ona sağol paşam! Demek için düştüm.Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek. Sen efendi bir adama benziyon, bana bir yardım ediver de Gazi Paşayı bulacağım yeri deyiver. Atatürk'ün gözleri dolu dolu olmuştu, çok duygulandığı her halinden belliydi. Bana dönerek, - Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanımızdır... Benim köylüm, benim vefalı Türk anamdır bu. Attan indim. Yaşlı kadının elini tuttum anacığım dedim, sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen, seni buralara kadar koşturan Gazi Paşa yani Atatürk işte karşında duruyor. Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü. Elindeki değneği yere fırlatıp, Atatürk'ün ellerine sarıldı. Görülecek bir manzaraydı bu.Ikisi de ağlıyordu. Iki Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan, ana oğul gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın belki on defa öptü atanın ellerini. Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden kücuk bir paket çıkarttı. Daha doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri. Bunu Atatürk'e uzattı; - Tek ineğimim sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa, bunu sana hediye getirdim. Seversen gene yapıp getiririm. Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini söyledi. Sonra birlikte köşke kadar gittik. Oradakilere şu emri verdi; "Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin. ( "***** da al git" diyenler var artık zamanımızda ) Sonra köyüne götürün. Giderken de kendisine üç inek verin benim |
|
|
|
|
|
#37 (permalink) |
![]() Katılma Tarihi: Mar 2007
Nereden: İŞTE BURADAN
Yaş: 31
Mesajlar: 31
|
Çanakkalede ne işin var Cumhuriyet'in ilânindan sonra, Istanbul'da bir resepsiyon verilir. Tüm dunya ülkelerinin elçileri ve ataşeleri de davet edilir. Davet guzel bir sekilde devam etmektedir, fakat İngiliz ataşesi olan Binbaşının bakışları Mustafa Kemal'in gözünden kaçmaz. Bütün davet boyunca kendisine dik dik bakmıştır ve bakmaya devam etmektedir. Ne olduğunu öğrenmek için yaverini gönderir. Yaver Mustafa Kemal'e şöyle der: - Paş**; kendisine neden ters bir tavır takındığını sordum, o da bana Mustafa Kemal'in Çanakkale'de babasını öldürdüğünü söyledi. Bunun uzerine Mustafa Kemal şöyle der: - GİT SOR BAKALIM BABASININ ÇANAKKALE'DE NE İŞİ VARMIŞ ?
__________________
Atın iyisine DORU, Yiğidin iyisine DELİ derler. Bu mesajı en son Babacandeniz düzenledi . Düzenleme zamanı: 25.11.2007... 22:06. Sebep: reklam yapma dimi:) |
|
|
|
![]() |
| Şu Anda Konuyu İnceleyen Aktif Kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Atatürk= | staticiation | Atatürk | 2 | 16.06.2007 01:36 |
| Atatürk... | simyaci66 | Video Klipler | 1 | 22.08.2006 21:10 |
| Atatürk | Bard | Video Klipler | 2 | 22.08.2006 16:43 |
| 1 Atatürk resminde 2500 Atatürk fotografı | GeCKo | Atatürk | 0 | 28.05.2006 20:15 |