Geri Dön   Forum Ti > Kültür Sanat > Felsefe
Üye Ol Üye Listesi Takvim Forumları Okundu İşaretle

Felsefe felsefi kimlikler ve felsefe ile ilgili tartışmalar, makaleler...

Cevap
 
Konu Araçları
Eski 07.04.2007   #1 (permalink)
 
eray553  Görüntü Resmi
 
Katılma Tarihi: Eyl 2006
Nereden: Kuşadası
Mesajlar: 1,922
Varsayılan Bilgi Felsefesi

Bilgi Felsefesi
  1. Bilgi Felsefesinin Konusu:
    Akıl ve sezgi gibi yetiler gerçekten insan zihninde var mıdır? Varsa, görünüşlerin ötesinde kalan varlığı bilmemizi sağlayabilirler mi? türünden sorular bilgi felsefesinin konusunu oluşturur.
    1. Bilgi kuramı (Epistemoloji) : Bilgi kuramı bilginin ne olduğunu, hangi yolla elde edildiğini, amacını araştırı. Bir yandan bilginin özünü, ilkelerini, kökenini, yapısını, kaynağını araştırır, diğer yandan bilginin yöntemini, geçerliliğini, koşullarını, olanak ve sınırlarını sorgular.
      1. Bilgi kuramının temel kavramları:
        • Doğruluk : Doğruluk, bilginin, bilgisi edinilen şeyle tam uygunluğunu dile getirir. Buna göre doğruluk; algılar, kavramlar ve bilimsel kuramlarla nesnel gerçek arasındaki uygunluktur.
        • Gerçeklik (Realite) : Varlığın, varoluş tarzıdır. Bilinçten bağımsız olarak var olandır.
        • Temellendirme : Ortaya atılan bir soru ya da ileri sürülen bir sav için dayanak, gerekçe, temel bulma işidir.
      2. Bilgi kuramının temel soruları : Bilgi nedir? Kaç türlü bilgi vardır? Bilgi edinmenin amacı nedir? Bilgi edinme sürecinin ilkeleri nelerdir? Hakkında bilgi edinilen nesne ile bilgi edinen özne arasında ne gibi bir ilişki vardır? Kaç çeşit bilgi edinme yolu vardır?
    2. Mantık : Düşüncenin temel yasalarını (özdeşlik, çelişmezlik, yeter neden ilkesi gibi) saptar; doğrunun ölçütlerini arar.
    3. Bilgi Kuramının Temel problemi
      1. Doğru bilginin imkansızlığı : İnsan aklının (ya da yetilerinin) gerçeği bilemeyeceğini, herkes için genel geçer bilginin imkansız olduğunu ileri süren görüşlerdir.
        1. Sofistler : İnsanın doğru bilgiye herkes için geçerli olabilecek bilgiye ulaşılamayacağını, bilginin kişiden kişiye değiştiğini ileri süren filozoflardır.
          • Protagoras : "İnsan her şeyin ölçüsüdür." der. Protagoras'a göre tüm bilgilerimiz duyumdan gelir. Duyum insandan insana değişir. Bir şey bana nasıl görünüyorsa benim için öyledir. Rüzgar üşüyen için soğuk, üşümeyen için soğuk değildir.
          • Gorgias : Hiçbir şey var değildir. Var olsaydı bile bilinemezdi. Bilinse bile başkalarına aktarılamaz. Sözleriyle bilginin bilinemeyeceğini ileri sürer.
        2. Septikler : Herhangi bir konu hakkında doğru ya da yanlış şeklinde yargıda bulunulamayacağını ileri süren görüştür. En önemli temsilcileri, Pyrrhon, Timon, Karneades, Arkesilaos'tur.
          Septiklerin bu görüşleri günlük olaylar ve pratik işlerle ilgili değil, felsefi gerçekler ve ilkeler hakkındadır. Septisizm gerçeği bütünüyle inkar etmek değildir. Çünkü inkar da bir yargıdır. Oysa Septikler hiçbir konuda kesin yargıda bulunmazlar.
      2. Doğru bilginin imkanı
        1. Rasyonalizm : Rasyonalizm, bilginin akıl ve onun bir işlevi olan düşünme gücü ile oluştuğunu benimseyen, doğru bilginin ölçütünü de duyular da değil akıl da bulan bir öğretidir. Rasyonalizme göre insan aklı birtakım ilkeler ya da yetilerle donatılmıştır. Evreni oluşturan tüm nesneler hakkında kesin bilgi edinmemiz için sadece bu ilkelere uygun bir biçimde mantığımızı kullanmamız yeterlidir.
          * Sokrates (M.Ö. 469 - 399) : Ahlaki doğruların ve erdemlerin bilgisinin insanın ahlaklı olabilmesinin zorunlu koşulu olarak gördüğü bilgidir. Sokrates'e göre bu bilgi doğuştandır yani insan dünyaya bu bilgiyle gelir. Fakat insan bu dünyaya geldiğinde bunları unutmuştur. Bu yüzden bu bilgilerin hatırlanması ve bilinç düzeyine çıkarılması gerekir. Bunun Sokrates maiotik (doğurtma) yöntemi kullanır.
          * Platon (M.Ö. 427 - 347): Platon'un bilgi felsefesi varlık görüşüne dayanır. Platon'a göre varlık görünüşler dünyası ve idealar dünyası olmak iki evren vardır. Gerçek bilgi, ideaların bilgisidir. İdealar değişmez, gözle görülemez, duyularla algılanamaz olan varlıklardır. İdealar ancak akıl yoluyla bilinebilir. Bunu da filozoflar yapabilir.
          * Aristoteles (M.Ö. 384 - 322): Aristoteles'e göre var olan bir şeyle ilgili olarak gerçek bir bilgiye sahip olabilmek için onun varlığa gelişini sağlayan dört nedenin bilinmesi gerekir. Bunlar; maddi neden, formel neden, fail neden, amaçsal nedendir. Aristoteles'e göre, bilimin asıl amacı ve genel anlamı, tekili bilmektir. Bunun için yapılması gereken tekil ve tümel arasında bağ kurmak, tekili tümelden çıkarmaktır. Aristoteles'e göre, akılda bilgi üretme yetisi vardır. Varlığı varlığa getiren genel nitelikler o varlığın kendisindedir, içindedir. Masa masadır.
          * Farabi (870 - 950): Akılda bir sezgi gücü bulunduğunu, insan zihninde doğuştan getirilen düşünceler olduğunu kabul eder. Farabi bilginin üç kaynağı olduğunu söyler. Bunlar duyu, akıl ve nazardır. İşte Farabi'nin nazar dediği doğuştan fikirlerdir. Farabi'ye göre ayrıca insan zihninde sezgi adı verilen bir güç vardır. Sezgi, apaçık ve kesin bilgiye ulaşma aracıdır.
          * Rene Descartes (1596 - 1650): Bilginin kaynağında yalnızca aklın olduğunu ve insan zihninde doğuştan düşünceler bulunduğunu savunur. Descartes'a göre insan zihninin iki temel gücü vardır. Bunlar sezgi ve tümdengelimdir. Sezgi, zihinde hiçbir kuşkuya yer bırakmayan ve en yüksek derecede açık olan bir kavrayış faaliyetidir. İnsan sezgi yoluyla bazı şeyleri açık seçik olarak bilir. Tümdengelim ise sezgi yoluyla açık seçik olarak bilinen doğrulardan ve tam bir kesinlikle bilinen olgulardan sonuç çıkarmadır.
          * Georg Wilhelm Friedrich Hegel (1770 - 1831): Hegel'e göre insan; varlık hakkında duyuları hiç kullanmaksızın yalnızca akıl yoluyla gerçek ve kesin bir bilgiye ulaşabilir. Çünkü aklın yasalarıyla varlığın yasaları bir aynıdır. Bunu da "Akla uygun olan gerçek, gerçek olan da akla uygundur." şeklinde açıklamıştır. Hegel aklın ve varlığın yasaları konusunda geleneksel mantık ilkelerini reddederek diyalektik yasalar adını verdiği yasalar ortaya koymuştur. Bu yasalara göre varlığın kendini tez-antitez-sentez şeklinde açtığını savunur. (Varlık-yokluk-oluş). Bu aşamanın sonunda Mutlak Ruh vardır. Mutlak ruh gelişim aşamasını tamamlamış ve varlık dünyasını kavramıştır.
        2. Ampirizm: Ampirizm, bilgimizin kaynağında yalnızca deneyin bulunduğunu söyleyen görüştür. Ampirizme göre insan zihni doğuştan boş bir levha gibidir. Bu boş levha sonradan deney yoluyla dolar.
          * John Locke (1632 - 1704): Ampirizmin kurucudur. John Locke'a göre tüm düşüncelerimizin ve bilgilerimizin kaynağında deney vardır. John Locke iki türlü deney olduğunu söyler. Birincisi dış deney, diğeri iç deneydir. Dış deneyde dış dünyadaki varlıklar, duyularla denenir. İç deneyde ise insanın kendi zihninde ve ruhunda olup bitenlerin bilincine varılır.
          John Locke'a göre, insan zihninde kompleks düşüncelerin ve dolayısıyla bilginin meydana gelmesi için şu yetilere ihtiyaç vardır: Algı, bellek, ayırt etme, karşılaştırma, birleştirme ve soyutlama yetileri. Locke üç türlü bilgi kabul eder. - Sezgisel bilgi, kendi varlığının bilgisine sahip olmasını sağlar.
          - Duyusal bilgi, dış dünyadaki nesnelerin bilgisine sahip olmayı sağlar.
          - Tanıtlayıcı bilgi, Tanrının varolduğunu kanıtlamayı sağlar.
          * David Hume (1711 - 1776) : Hume, insanın her şeyi algı yoluyla bildiğini söyler. Ona göre algılar iki şekilde ortaya çıkar. Bunlar; - İzlenimler, - İdeler (kavramlar ve düşünceler)
          Zihinde bulunan her şeyin, tüm izlenim, kavram ve düşüncelerin temelinde, dış dünyanın duyular yoluyla algılanması vardır. Bu algılarda belli özellikler bulunduğu zaman bunlar birbirleriyle birleştirilir.
          Buna bağlı olarak Hume, nedensellik ilkesinin deneyin sonucu olan bir düşünce olması gerektiğini söyler. Yani nedensellik bir zorunluluk değil, bizim bir alışkanlığımızdır.
        3. Kritisizm : İnsan zihninin güçlerine ve insanın neyi bilip bilemeyeceğine ilişkin bir araştırmadan meydana gelen felsefi yaklaşımdır. Kurucusu Immanuel Kant'tır.
          * Immanuel Kant (1724 - 1804): Felsefede rasyonalizm ve ampirizm akımlarının bir sentezini yapmıştır. Immanuel Kant'a göre, bilgi deneyle başlar fakat deneyle sona ermez. Immanuel Kant, insan zihninde apriori (önsel) bir bilgi olduğunu savunur. Bir kısım bilgi de aposteriori olarak sonradan elde edilir.
          İnsan, bilgi sürecinde, pasif olmayıp aktif bir biçimde duyular yoluyla gelen izlenimleri sınıflar, kalıplara yerleştirir ve yorumlar. Immanuel Kant'a göre insan bilgisi sınırlıdır. İnsan zihni, nesneleri ve olayları gerçekte oldukları şekliyle bilemez. Nesneler, zihnin imkanlarına, yapısına ve formlarına göre bilinebilir. İnsan zihni fenomenleri (görüngü) bilebilir.
        4. Entüisyonizm : Bilginin, doğrudan ve aracısız bir bilme tarzına karşılık gelen sezgi yoluyla elde edilebileceğini savunan görüşe entüisyonizm (sezgicilik) denir. Sezgiye önem veren filozoflar, rasyonel bilginin uygulama ve eylem için önem taşıdığını kabul eder. Ancak akla dayanan bilgi, nesnelerle kurulan doğrudan ve aracısız temasın sonucunda ortaya çıkan sezgisel bilginin tamlığından ve kesinliğinden yoksundur.
          * Gazali (1058 - 1111) : Ona göre insan, bilgi yolunda duyulardan da akıldan da yararlanabilir ancak bu yetiler insana gerçek varlığın bilgisini veremez.Zira, gerçek ve kesin bilgi, sezgi yoluyla elde edilir. Bu bilgi türü, insan gönlüne yüce ve manevi bir algı olarak iner. Gazali, iki göz ya da akıl bulunduğunu savunur. Bunlardan birincisi, normal fiziki göz ya da akıldır. İnsan bununla maddi dünyaya yönelir ve birtakım bilgilere ulaşılır.
          İnsanda bir de kalp gözü vardır. Kalbin kendisi manevi bir töz olduğu için insan onunla yani sezgiyle gerçekleri bütün açıklığıyla kavrar.
          * Bergson (1859 - 1941) : Ona göre gerçekten varolan, durağan madde değil süredir. Başka deyişle gerçeklik hayattır ve bunu yalnızca sezgi kavrayabilir. Bergson'a göre bilmenin birbirlerinden tümüyle farklı olan iki yolu vardır:
          1. Bilimlerde geçerli olan analitik yol : Akıl yada zeka yoluyla bilmeye karşılık gelen bu bilme tarzında gerçekliğin maddeden oluştuğu düşünülür. Bilimler varlık alanını parçalara ayırır. Her bilimin araştırdığı alan farklıdır. Bilimler varlığın özüne nüfuz edemez.
          2. Varlığın özüne nüfuz eden sezgi : Bergson'a göre sezgi, gerçekliğin temelinde yaratıcı yaşam atılımının bulunduğunu yaşayarak anlar. Sezgi, gerçekliği yani süreyi, yaşamı içten içe duyup yaşayarak kavrar.
        5. Pozitivizm : İnsan için bilgide önemli olanın yalnızca olguları araştırmak olduğunu savunan akıma pozitivizm denir. Kurucusu A. Comte'tur.
          * A. Comte (1798 - 1857) : Comte, toplumu bilim yoluyla yeni baştan düzenlemeyi amaçlamıştır. Ona göre düşüncelerdeki anarşinin toplumda karmaşaya yol açtığı bir çağda, toplumun kurtuluşunu sağlayacak tek çözüm pozitivizmdir.Comte, insan için olumlu ve yapıcı olanın, yalnızca olguları gözlemleyerek tasvir etmek olduğunu öne sürer.
        6. Analitik Felsefe : Neo pozitivizm yada mantıkçı pozitivizm olarak da bilinen bu anlayışa göre felsefenin asıl uğraş alanı dildir. Bu yaklaşıma göre; felsefe, varlık, değer ve Tanrı üstüne doğruluğu test edilemeyen öğretiler öne sürmemelidir. Felsefenin görevi dildeki kavramları çözümlemektir.
          * Wittgenstein (1889 - 1951) : Wittgenstein, dili çevremizde olup biten bir şey, karmaşık insan faaliyetlerinin oluşturduğu bir bütün olarak görmüştür. Bütün felsefe problemlerini bir dil problemine indirgeyen Wittgenstein, felsefenin özünde bir kuram değil faaliyet olduğunu söyler.
        7. Pragmatizm (Faydacılık) : Doğruyu ve gerçekliği eylemlerin sonuçları değerlendiren ve onlara fayda açısından yaklaşan felsefi akımdır. Bu akıma göre bir düşüncenin değeri, o düşüncenin pratik amaçlarına bağlıdır. Savunucuları James ve Dewey'dir.
          * William James (1842 - 1910) : Bütün kavramlar, bilgiler insan yaşamına, insan amacına yardımcı oldukları zaman doğrudur. James'e göre "bir düşünce yararlıdır, çünkü doğrudur; bir düşünce doğrudur çünkü yararlıdır." Doğru bilginin ölçütü yararlı olmasıdır.
          * John Dewey (1859 - 1952) : Dewey'e göre kişiye yararlı olan ve ona mutluluk veren düşünceler doğrudur. Ona göre düşünce çevreye uymayı, doğadan yararlanmayı ve mutlu olmayı sağlayan bir alettir. Bilimsel yasalar ve kuramlar başarılı olursa, yani uygulamada bir işe yararsa iyi ve doğrudur, aksi olursa yanlıştır.
        8. Fenomenoloji : Kurucusu Edmund Husserl'dir. Fenomenoloji özün bilinebileceğini ileri süren bir görüştür. Bu görüşe göre öz fenomenin içinde vardır ve bilinç onu yakalayabilir. Öz bilgisine varabilmek için önce bütün verilmiş bilgileri parantez içine alıp ortadan kaldırmak, yok saymak gerekir. Yani insan günlük yaşamdan edindiği bilgileri, önyargıları, din, bilim vb yolla elde ettiği tüm görüşleri bir tarafa bırakarak, onlardan arınarak, duyularla algılanan nesnelerin ötesinde bulunan ideal özlükler alanına ulaşabilir.
eray553 Şuanda Forumda Değil   Alıntı yaparak cevapla
Bu mesaj için eray553 kişisine teşekkür edenler:
info (07.04.2007)
Eski 07.04.2007   #2 (permalink)
 
eray553  Görüntü Resmi
 
Katılma Tarihi: Eyl 2006
Nereden: Kuşadası
Mesajlar: 1,922
Varsayılan Bilgi Ve Çeşitleri

Bilgi ve Çeşitleri

Bilenle (özne/suje) bilinen (nesne/obje) arasında kurulan bağın sonucunda açığa çıkan ürün bilgidir. Felsefe, bilgi konu olunca, öncelikle ve genel olarak, insan bilgisini konu edinir. Bilen "insan", bilinen ise "insanı çevreleyen diğer tüm varlıklar"dır. Öyle ki insanın kendisi dahi çoğu zaman insan bilgisinin nesnesini oluşturur. Bilgi sürecinde bilenle bilinen arasında kurulan bağ(bilgi aktı), bilgiyi önemli ölçüde etkiler. Bilginin kaynağını oluşturan bu ilişkiler yumağı, bilginin doğruluk değerini etkiler.
İnsan, bilgiye ulaşırken, duyum süreci, deneyim, akıl, inanç, sezgi gibi bilgi bağlarını kullanır. Her bağ farklı bilgiler oluşmasını sağlar. İnsan bilgisi farklı sınıflara ayrılabilir. Birbirlerine benzeyen ve birbirlerinden farklılaşan yanları bulunan bilgi türleri şunlardır:
Gündelik Bilgi

Yaşantılardan elde edilen pratik bilgilerin genel adı gündelik bilgidir. İnsan yaşamını kolaylaştıran ve sürdüren bu bilgi türü, sahip olduğumuz en eski bilgi çeşididir. Yaşamı kolaylaştırmanın ötesinde; onu olanaklı da kılan gündelik bilginin kaynağı yaşantının kendisidir. Deneyimler ve yaşantılardan doğar ve genellikle de duyum sürecine dayanır. Yaşadığımız fiziksel ve toplumsal çevreden etkilenen gündelik bilgi, bu açıdan kültürel farklılıklar taşır. Hatta giderek herkese göre farklılıklar taşır; çünkü herkesin deyimleri, yaşantıları ve bunun ötesinde de hayattan beklentileri, faydası, çıkarı birbirinden ayrıdır. Herkesin üzerinde anlaşabileceği tek bir doğru bulmak olanaksızdır. Bu nedenle de gündelik bilgiler felsefenin ana konusunu oluşturmazlar.
Gündelik bilginin elde edilmesinde izlenen yol, yani yöntem, de daha çok andırım (analoji) türü olmasına karşın; kültüre, hatta bireylere göre ayrılıklar gösterir. Gündelik bilgiye ulaşmamıza yarayan genel-geçer tek bir yöntem yoktur. Çok ve farklı yöntemlerle elde edilen gündelik bilgi için; bu yöntem çokluğu nedeniyle bazı düşünürler; yöntemsiz bilgi diye söz ederler. Oysa gündelik bilgiye ulaşmak için çok farklı yöntemler vardır ve bu yöntemlerden her biri kendine göre doğrudur.
Gündelik bilgi, az ya da çok, nesnellik taşır. Çünkü insan, yaşamını sürdürebilmek için, doğaya uygun bilgiler edinmek durumundadır. Ancak bu bilgiler, bireysel yaşantılara dayandıklarından zorunlu değildir. Ancak yine de bu bilgilerde az çok neden-sonuç ilişkileri bulunur. Ama zorunluluk ve ölçü yoktur.
Gündelik bilgilerin konuları, yaşamın her alanına ait ve genellikle de rastlantısal olmanın yanı sıra, birbiriyle uyumlu olmak zorunda da değildirler. Hatta derin çelişkiler dahi taşıyabilirler. Bu nedenle de düzensiz bilgiler olarak da adlandırılırlar.
Tüm bu olanaksızlıklarına karşın gündelik bilgiler, binlerce yıl, teknik bilgiye kaynaklık etmişlerdir. Hatta hem geçmişte hem de günümüzde gündelik bilgilerin diğer bilgi türlerini etkilediklerini veya onlara kaynaklık ettiklerini de gözlemleyebiliriz.
Özetle Gündelik Bilgi
  • Yaşantılardan ve deneyimlerden doğar.
  • Duyum ve algılara dayanır.
  • Yaşamı kolaylaştırır, hatta yaşamı olanaklı kılar.
  • Görelidir. Kültürden kültüre ve hatta bireylere göre değişir.
  • Analojiktir.
  • Farklı yöntemlerle elde edilir. Genel bir yöntem yoktur.
  • Az ya da çok nedensellik taşır. Zorunluluk yoktur.
  • Sistematik değildir, konu bütünlüğü ve mantıksal tutarlılık olmayabilir.
  • Kendinden farklı bilgi türlerine kaynaklık edebilirler.
Din Bilgisi

Bilenle bilinen arasındaki bağın, bu iki unsurun dışında aşkın bir varlığa olan inançla kurulan bilgi türüdür. Fizik yasalarının ötesinde bir yaklaşım olduğu için metafizik (fizikötesi) bilgiler olarak da değerlendirilirler. Din bilgisinin temel mantığı; evreni ve beni yaratan üstün varlık (genellikle tanrı) en doğru bilgiye sahiptir, "O halde doğru bilgi için onu dinlemeli ve ona yönelmeliyim." düşüncesinden kaynaklanır.
İnanç esasına dayanan din bilgisi dogmatiktir. Dini bilgilerden şüphe duyulamaz ve dini bilgiler mutlaktır. Fakat mutlaklık, o inanç sistemine inananlar arasında söz konusudur. Başka bir inanca sahip bir kişi içinse yine ve ancak kendi inançları mutlak, değişmez ve tartışılmazdır. Böyle değerlendirildiğinde, tüm mutlaklık iddialarına karşın, din bilgisi de görelidir.
Din bilgisinin doğruluk değeri doğaya uygunlukta aranmaz. Doğa din bilgisine uymuyorsa; yanlış bilgide değil, doğadadır.
Din bilgisi sistematiktir. Dünyaya özgün bir bakıştır. Kendi içinde mantıksal bir tutarlılık taşımaktadır. Ayrıca düzenleyici ve yaptırımcı bir güce de sahiptir. Genellikle örgütlüdür.
Din temel olarak üç ana unsurdan oluşmaktadır. Bunlar:
İnançlar: Üstün varlık ve evrene ait temel inaklar vardır. Bunlar tartışmasız ve kuşkusuz kabul edilmek zorundadır. İnançlar sistemi dinin, en sabit (durağan - statik) ve en mutlak bilgilerini oluşturur. Aynı dine ait mezhep arasında bile genel bir uzlaşı söz konusudur.
İbadetler: Üstün varlığa karşı kulluk görevinin yerine getirilmesi için yapılması gerekenlerdir. Aynı mezhep ve tarikatlar bazında mutlak olan ibadet bilgileri, farklı tarikat ve mezheplerde, çelişen davranışlar bile içerebilmektedir. Bunun da ötesinde, zaman içinde de ibadetlere ilişkin değişiklikler söz konusu olabilmektedir. Yani din bilgisinin az çok mutlaklık içeren ama aynı ölçü de değişebilen kesimidirler.
Hukuk ve ahlak kuralları: Üstün varlığa inanmanın, ona ibadetin yanı sıra, dinler; insanlara kendi kurallarına göre bir toplumsal düzen (hukuk) ve vicdani tavır (ahlak) önerirler. Hatta önermekle de kalmaz bunu yaşama geçirmek için zorlayıcı da olurlar. Hukuk ve ahlaka ait bilgiler din bilgileri içinde en az mutlak olanlardır. Çünkü dinler yaygınlaştığı ölçüde, farklı toplumsal kültürlerin etkisiyle, farklı yaşam biçimlerine dönüşür. Hem yer, hem de zamana göre değişerek mutlak olmaktan uzaklaşır.
Özellikle de günümüz laik toplumlarında din, bir yaşam biçimi olmaktan ziyade, vicdan olayı biçimine dönüşerek tanrı ile insan arasında bir ilişki ve bilgi biçimine dönüşmüştür.
Özetle Dini Bilgi
  • İnanca dayanır.
  • Dogmatiktir.
  • Sistematiktir.
  • Doğaya uygunluk aranmaz.
  • Mutlaktır. Ancak değişmez değil tersine görelidir.
Teknik Bilgi

İnsan doğayı değiştirirken alet yapar ve bu aletleri kullanır. Alet yapmak için gerekli bilgi teknik bilgidir. Teknik bilgi, adını, Yunanca "beceri" anlamına gelen "techne-tekne" sözcüğünden almıştır.
Teknik bilgi, somut varlık alanına ait bilgidir. Teknik bilgi, özellikle başlangıç döneminde gündelik bilgiye dayanmaktadır. Günümüzün gelişmiş toplumlarındaysa tamamen bilimsel bilginin bir uygulama alanı biçimindedir. Bu nedenle de Bilim ve Teknik birbirinden ayrılmaz bir bütünlük içerisindedir. Hatta toplumların gelişmişlik düzeylerine ilişkin önemli bir ölçüdür.
Teknik bilgi, yaşantılar ve deneyimlerden çok, akla ve düşünceye dayanır. Teknik yaratıcı insan aklının ürünüdür. Bir anlamda da teorik bilgilerin somutlaşmasıdır. İnsanlığın ortak değerleri arasında yer alır, yani evrenseldir.
Amacı, ürettiği alet aracılığıyla doğayı insan lehine değiştirmek ve insanı daha iyi yaşatmak olan teknik bilgi; çoğu zaman hayatı zorlaştırır bir nitelik taşıyabilmektedir. Teknik, bugün, insanın önünü açmak şöyle dursun, doğrudan insanı yok etmeye yönelik silah teknolojisi biçiminde ya da yarattığı pek çok çevre sorunuyla insanlığın geleceğini tehdit eder duruma dahi gelmiştir.
Teknik bilgi, tarihsel süreç içerisinde, üç farklı aşama geçirmiştir.
  1. Alet teknolojisi,
  2. Makine teknolojisi,
  3. Otomasyon teknolojisi.
Sanat Bilgisi

Teknik gibi sanat da insanın doğada olmayan bir şeyi yaratması, üretmesi demektir. Ancak teknikte amaç insan yaşamını kolaylaştırmaktır. Sanatın buna benzer pratik bir amacı yoktur. Sanat üretiminin amacı "güzel" ve estetik hazdır.
Sanat bilgisine ulaşılırken, akıl, düşünme gibi bilgi aktlarının yanı sıra, düş gücü, sezgi gibi bağlar da kullanılır.
Sanat bilgisi hayale geniş ölçüde yer verdiğinden sanat bilgisinin doğaya uygun olması zorunlu değildir. Sanatın, objelere ilişkin doğru bilgiler vermek gibi bir amacı yoktur.
Sanat bilgisi, yaratıcı insan akılının ürünüdür. Bu açıdan, sanat bilgisi, öznel ve özgün bir üründür. Eşsizlik onun en belirgin özelliğidir. Aynı sanatçı bile farklı zamanlarda, aynı objeyi, farklı bir tavırla ele alıp farklı yorumlara ulaşabilir.
Sanat bilgisi farklı araçlarla ifade edilebilir. Bu da, aynı temaların farklı malzemelerle işlendiği, çok farklı sanat alanlarının doğmasını sağlar. Resim, müzik, heykel, edebiyat, sinema, mimari, tiyatro gibi pek çok sanat dalları vardır.
Bilimsel Bilgi

Sınırları önceden belirlenmiş bir alanda, bilmek amacı ile, genelgeçer bilgilere ulaşmak için, sistemli olarak ve belli bir yöntemle elde edilen bilgilerdir.
eray553 Şuanda Forumda Değil   Alıntı yaparak cevapla
Bu mesaj için eray553 kişisine teşekkür edenler:
info (07.04.2007)
Cevap


Şu Anda Konuyu İnceleyen Aktif Kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Siyaset Felsefesi b.girldilek Felsefe 0 22.07.2007 19:19
17.yy Felsefesi b.girldilek Felsefe 0 22.07.2007 19:16
20.yy Felsefesi b.girldilek Felsefe 0 22.07.2007 19:14
Beşiktaşlılık Felsefesi ANILARIM Beşiktaş 0 20.06.2007 18:36
Hint Felsefesi eray553 Felsefe 0 07.04.2007 15:40


Şu anki forum saati: 11:43.


cnt hizmet sağlayan firma
ForumTi.com'un yapımı ve yayınlanması CNT'ye aittir.
Sitedeki içerikleri foruma ücretsiz şekilde üye olabilen ziyaretçiler oluşturur. Bu içeriklerin sorumluluğu yazana aittir.
Eğer yasak ve aykırı içerik tespit edilirse site yöneticilerine bu konular bildirilir ve kaldırılır. Site yönetimi haberdar edildiğinde sonuç alınamaz ise servis sağlayıcı CNT'ye bildiride bulunabilirsiniz.
vBulletin® v3.7.2, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd. Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265