![]() |
|
|||||||
| Genel Forumda açacağınız konuya uygun hiçbir bölüm bulamıyorsanız, buraya yazın ! |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#1 (permalink) |
![]() Katılma Tarihi: Oca 2007
Nereden: Buldum Bu Forumu
Mesajlar: 192
|
BİR FORUMDA ŞUNLAR GEÇMİL 1.KİŞİ:
Osmanlı'nın Türklüğü Osmanlı, öncelikle Türk beyliklerinin düşmanı, yokedicisi olmuştur; ikincisi kendi içinde otantik Türkmen kültürünün ciddi bir tasfiyesinden sorumludur. Dahası Osmanlı tarihi, diğer halklardan daha da ağır bir şekilde Anadolu halkına karşı saldırı ve katliamlar tarihidir. Osmanlı tarihi ile Türk tarihi arasında kurulacak ilişki, Osmanlının Türkmenlerce kurulmuş olması ve Osmanlının egemenlik kurduğu toprakların bir kısmının bugün Türkiye'nin kurulu olduğu topraklar olmasından ibarettir. Türklerin tarihi, Osmanlıların tarihinden çok Akkoyunluların, Karamanoğullarının, Safevilerin ve tabii Baba İlyas'ların, Şeyh Bedrettin'lerin, Pir Sultan'ların tarihi olabilir. ERDOĞAN AYDIN İlginç bir Osmanlı seviciliği ile karşı karşıyayız. Tarih deyince Osmanlı, Osmanlı deyince böbürlenmek geliyor aklımıza. Osmanlının, vakanüvis geleneğini anımsatan bir övünç atmosferiyle anılması yetmezmiş gibi, onların tam tersine ve hiç olmayacak bir şey daha yapılıyor: Vakanüvisleri cin çarpmışa döndürecek bir tarih yazımıyla Osmanlıdan adeta bir ''Türk asr-ı saadeti'' yaratılmaya çalışılıyor. Türkmen halk ve Türkmen beyliklerini boyun eğdiren, zulmeden Osmanlı üzerinden Türkçülük inşa ediliyor. Kabul etmek zorundayız ki Osmanlı Devleti'nin yıkılması, diğer tüm imparatorlukların yıkılması gibi hem tarihsel olarak kaçınılmaz hem de ''evrensel tarih açısından olumlu bir olgudur'' (T. Timur). Çünkü 20. yy imparatorlukların tarihsel olarak ömrünü bitirdiği bir çağın ifadesiydi. Ancak bu yıkılış egemen Türk-İslamcılık nezdinde hep bir ''felaket'' olarak algılanageldi. Öyle ki ''Cumhuriyet kuşakları bile, Osmanlı Devleti'nde Türk unsurunun yerini ve işlevini kavrayamadan, Viyana kapılarına kadar giden Kanuni'yle öğündü durdu'' (T. Timur). Bugün bize ''milli geçmişimiz'' diye öğretilen Osmanlı, gerçekte kozmopolit bir devleti ifade etmektedir. Kuşkusuz milli olmak tek başına bir erdem değil. Üstelik Osmanlı'nın gayri milli niteliği de, milletlerin henüz oluşmadığı bir zamanda kendi başına kötü veya iyi bir meziyet değil. Ancak Osmanlı üzerinden bunca çok ''milli'' böbürlenmeye gidildiği günümüz koşullarında, Osmanlı'nın gayri milli niteliğinin altını çizmek zorunlu. Bu bilinç, tarihin bir egemenlik aracı olmaktan çıkartılıp, insanlığın görece ilkel döneminde yaşanmış gerçekliğin bilgisi düzeyine yükseltilebilmesi anlamında da zorunlu. Mevcut resmi tarih yazımından, Türkmenlerin Osmanlı egemenliği altında yaşadığı gerçekleri, keza Osmanlının Türkleri nasıl gördüğünü de öğrenemiyoruz. Dolayısıyla ''atalarımızın tarihi'' diye bize belletilenlerden, gerçek anlamda atalarımızı da öğrenemiyoruz. Tam tersine hem atalarımızı hem de komşu halkların atalarını ezenlerin hamasi propagandasıyla dumura uğratılıyoruz. Esasen geçmişi ''milli tarih'' ekseninde okuma ve okutma çabası; ister onu bir milli böbürlenme nedeni yapmak, isterse milli olmadığı gerekçesiyle reddetmek şeklinde olsun yanlıştır. Çünkü imparatorluk tarihleri, hiçbir şekilde milli kalıplara sığamaz. Osmanlı tarihini ''Türklerin tarihi'' , Osmanlının savaşlarını da ''Türklerin savaşları'' olarak okumak/okutturmak, gerçekleri çarpıtmaktır ve ne yazık ki ikinci dönem Cumhuriyet tarihçiliği kendi nesillerine böyle bir tarih öğretmektedir. Kaldı ki Türklerin tarihi yazılacaksa bunun Osmanlı'ya karşı bir tarih olması zorunlu. Çünkü Osmanlı, öncelikle Türk beyliklerinin düşmanı, yokedicisi olmuştur; ikincisi kendi içinde otantik Türkmen kültürünün ciddi bir tasfiyesinden sorumludur. Dahası Osmanlı tarihi, diğer halklardan daha da ağır bir şekilde Anadolu halkına karşı saldırı ve katliamlar tarihidir. Osmanlı tarihi ile Türk tarihi arasında kurulacak ilişki, Osmanlının Türkmenlerce kurulmuş olması ve Osmanlının egemenlik kurduğu toprakların bir kısmının bugün Türkiye'nin kurulu olduğu topraklar olmasından ibarettir. Bunun dışında Türkler'in tarihi, Osmanlı'ların tarihinden çok Akkoyunluların, Karamanoğullarının, Safevilerin ve tabii Baba İlyas'ların, Şeyh Bedrettin'lerin, Pir Sultan'ların tarihi olabilir. Durum buyken Osmanlı'nın Türkmen Safevilerle savaşı, Türklerin ''İran-Acem-Şii'' devletiyle savaşı olarak öğretilebiliyor hâlâ! ' ŞALVARI ŞALTAK OSMANLI' Esasen tarihi ulusların ve uluslararası mücadelenin tarihi olarak okumak, tarihsel realiteyi anlamayı olanaksızlaştırır. Modern öncesi tarih, gerçekte ulusların henüz oluşmadığı bir sürecin bilgisidir; dolayısıyla tarihte kurulan devletlerin etnik bir bilinç ve etnik düşmanlıklar üzerinden kuruldukları iddiası, ancak aptalların veya insanları köleleştirmeye çalışan demagogların iddiası olabilir. Dahası Osmanlı egemen sınıfı ve kültürü, içinden geldiği Türkmen halkı ve geleneği dışlayan, kozmopolit bir gerçekliği yansıtmaktadır. Kaldı ki aksi iddiada olanlara, Osmanlı yönetici kastı Kapıkulu içine Türk alınmadığını, buna karşılık çoğunluğunun Sırp ve Rumlardan oluştuğu bilgisini de özellikle anımsatmak gerek. Bizi modern tebaalar olarak yaşatmak isteyenlerin uydurduğu Osmanlı tablosunun aksine, Türkmenler hiçbir zaman kendilerini Osmanlı saymamışlar. Tabii Osmanlı da hiçbir zaman Türkmenleri kendinden saymamıştır. Anadolu'nun Türkmen halkı için Osmanlı; ''Osmanlı hanedanına, sarayda yaşayanlara, Osmanlı idare teşkilatına mensup, Osmanlı idare teşkilatında görevli, kentlerde yaşayıp bu devletin çeşitli alanlarında hizmetinde olan kişilere verilen addır'' (Z. Sarıhan). Halk, özellikle de Türkmen halkı, kendi kimliğini Sarayda oluşturulan Arap, Acem ve Bizans kırması kimlikte değil, Baba İshak'ta, Yunus Emre'de, Hacı Bektaş'ta, Pir Sultan Abdal'da, Nasrettin Hoca'da, Şeyh Bedrettin'de, Köroğlu'nda, Karacaoğlan'da, Dadaloğlu'nda bulmuş; daha doğrusu bunlar, onun siyasal önderi ve kahramanları, ozanları, mizahçıları, düşünürleri ve insancıl yüzü olarak tarihte yer almışlardır. Oysa Osmanlı egemen aklı Yunus Emre yolunda yürüyenlere, bizzat Şeyhülislam Ebussuud Efendinin fetvasıyla düşünüş ve yaşam tarzları ''küfür'', cezaları ''ölüm'' yargısı biçilmiştir. Türkmen deyişinde olduğu gibi halk için Osmanlı; ''Şalvarı şaltak Osmanlı / Eğeri ****** Osmanlı / Ekende yok biçende yok / Yemede ortak OsmanlI'' olmuştur (F. Sümer). Dadaloğlu gibi direnme gücünü bulmuş olanlar için ise, kurtulunması gereken bir düşmandır Osmanlı; ''Belimizde kılıcımız kirmani / Taşı deler mızrağımın temreni / Hakkımızda devlet etmiş fermanı / Ferman padişahın dağlar bizimdir.'' Osmanlı'ya kapılanmak isteyen Türkmenlerin çizdiği tablo ise, Mesihi'nin dizelerinde, Osmanlı mekanında Türkmene yer olmadığının dramatik bir ifadesidir: ''Mesihi gökten insen yer yok / Yüri var gel Arabdan ya Acemden.'' Osmanlı'nın Türkmen'e bakışı da alabildiğine aşağılayıcıdır. Osmanlı bürokrasisinin en gözde iki ismi bu bakış açısını şöyle yansıtır: Hoca Sadeddin Efendi, ''Başına tac aldı çıktı ol pelid / İtdi bi-idrak etrakı mürid'' (yani Şah İsmail'i kastederek, bir alçak başına taç alıp çıktı / idraksiz Türkler etrafında mürid oldular) derken, Koçi Bey, Yeniçerinin ''bozulmasını'' , Ocak'a ''Harem-i Hümayun'a hilaf-ı kanun Türk ve Yörük ve Çingane ve Yahudi ve bi-din, bi-mezhep nice kallaş ve ayyaş...'' (yani kanun yasak etmesine rağmen Türk, Yörük, Çingene ve Yahudi dinsiz, mezhepsiz, kalleş ve ayyaş) girişiyle açıklayarak, Osmanlı resmi siyasetinin Türkmen'e bakış açısını ortaya koyar. Adli mahlasıyla şiir yazan padişah II. Beyazıt'ın, ''Değme etrak ne bilsin gam-ı aşkı Adli Sırr-ı aşk anlamaya hallice idrak gerek'' Türkçesiyle, ''Türkler ne anlar aşktan Adli / Aşkın sırrını anlamaya epeyce akıl gerek'' diyerek, aynı bakışı yansıtmaktadır. Bir diğer örneğimiz Osmanlı Divan edebiyatının en seçkinlerinden Baki'ye ait; okullarda çocuklarımıza ''en büyük Türk atalarından'' diye tanıtılan Kanuni'ye sunduğu şiirinde; ''Her tac olmaz fahr-u fena ehline sertac Türk ehlinüney hace biraz başı kabadır'' der. Yani, ''her taç yoksulluk ve yokluk ehline baştacı olmaz. Ey hoca Türk toplumundan olanın başı kabadır, sultan olma yeteneğinden yoksundur'' demektedir. ' ETRAK-I Bİ İDRAK' Geçmişine böylesi yabancılaşan bir sarayın kültürel olarak da geçmişini sürdürmesi düşünülemezdi. ''Saray'da anadili Türkçe olan pek az insan bulunması'' (P. Mansen) bir yana, kullanılan resmi dil de, her ne kadar Türkçe temeli üzerinden yükseliyorsa da, Farsça ve Arapça kelimeler ve asıl önemlisi bu dillerin gramerinden türetilmiş Osmanlıcaydı. Osmanlı kurumlaştıkça, halk ile Saray arasındaki uçurum, kendini dilde de göstermek üzere derinleşiyordu. Aşık Paşazade'nin de belirttiği gibi, Osmanlı'da; ''Türk diline kimesne bakmaz idi Türklere hergiz gönül akmaz idi Türk dahi bilmez idi bu dilleri'' Dildeki bu yabancılaşmada kendini gösteren Osmanlılık, aynı zamanda bu yeni kırma diliyle halkı aşağılayan bir egemenliğin de oluşturucusuydu. Dolayısıyla bu süreç, ''Türk devlet geleneğinin bir evrimi'' olmaktan çok, yeni faktörlerle birlikte ona yabancılaşan bir nitelikle Osmanlılaşma süreciydi. Bu çerçevede ''Türk'' kelimesinin resmi görevlilerin rapor ve yazılarında genellikle aşağılama ve küçümseme ifadeleri olarak kullanıldığı gerçeği de çarpıcıdır: İbn-i Kemal, Naima, Hoca Saadettin Efendi , vb. aynı zamanda şeyhülislam, vezir gibi yüksek görevler de yapan, Osmanlının resmi tarihinin de yazıcıları olanların kaleminde Türkler (ve Kürtler); 'Türk-ü sütürk' (azgın Türk), 'Türk- bed lika' (çirkin yüzlü Türk), 'Etrak-ı bi idrak' (anlayışsız-akılsız Türkler), 'Nadan Türk' (kaba, cahil Türk), 'Eşirra-Etrük' (şerli, çok kötü Türkler), Kızılbaş-ı evbaş (kızılbaş rezili), Etrak-i na-pak (pis, murdar Türkler), Ekrad-ı bi akl u din , cemaat-ı kallaş (akılsız ve dinsiz Kürtler, kalleş cemaat), vb... Bu ifadelerden başka bir milliyetin Türk düşmanlığını çıkarmamak lazım kuşkusuz. Ancak egemen sınıf olan devşirme kapıkulu ve Saray'ın reayaya, halka, dolayısıyla başta Türkmen olmak üzere Anadolu halkına karşı aşağılayıcı bakış açısının ideolojik dışavurumu ile karşı karşıyayız. DEMİŞ KARŞIT OLAN 2. KİŞİ: Osmanlıların ve Osmanoğlu sülalesinin "Türklük" konusunda bir şüphesi yok. Biz Türküz diyorlar. Biz ise nelerle uğraşıyoruz, "hayır siz Türk değilsiniz" diyoruz. El insaf... Biz hep böyle tezatlar içinde mi yaşayacağız ? Birileri "ben Kürdüm" dedi, yıllarca ;"hayır sen Türksün" diye çabaladık. Osmanlı "ben Türküm " diyor, bir başkaları ;onların "Türk olmadığını" ısbata çalışıyor. Yazık bize, nelerle uğraşıyoruz. İKİNCİSİNİ ALKIŞLIYORUM...
__________________
En Karizmatik Meslek Bende |
|
|
|
| Bu mesaj için lordoftheorg kişisine teşekkür edenler: |
ykp87 (16.04.2007)
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Ne Mutlu Türk'üm Diyene!..
![]() Katılma Tarihi: Kas 2005
Nereden: Trabzon
Mesajlar: 1,618
|
herşeyden önce sadece 2 padişah döneminde osmanlı kendine biz osmanlıyız dedi osmanlıcılık vardı sınırlar içinde yaşayan herkese türk değil osmanlı gözüyle bakılıyordu. ama bunlar istisnadır. osmanlılar bizim atalarımızdır gurur duyuyoruz. osmanlı torunlarıyız
__________________
Ne Mutlu TÜRK'üm Diyene!.. " Türkeş Türk çocuğu, Ecevit Halk çocuğu, Erbakan Müslüman çocuğu da biz o..spu çocuğu muyuz?" Demirel
|
|
|
|
| Bu mesaj için cemertem kişisine teşekkür edenler: |
ykp87 (16.04.2007)
|
|
|
#4 (permalink) |
![]() Katılma Tarihi: Mar 2007
Nereden: <==TüRkiyecİ==>
Mesajlar: 138
|
bu yazıyı yazan kimse onun TÜRK lüğüne bakmak lazım TÜRK lükten bahsediyo geçmişini bilmiyo bunu yazan kesinlikle TÜRK olamaz müslüman hiç olamaz osmanlı bizim atamız bizde onların torunlarıyız ....
__________________
Tekrar başlayalım sanal asker!!!!!!!!!!! |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Ziyaretçi
Mesajlar: n/a
|
Türkdür, Kürtdür,Lazdırve Çerkezdir bunlar yollardır beraber yaşamışlardır. bizleri birbirimizden ayırmak için bizleri kürt,Türk diyre ayırmışlar .
Biz Türkiye cumhuriyeti aldınta yaşayan insanlarız. etnik milliyetçilik ve kafatasıcılık müslümanda yoktur. Bir kürt'ü ,Türk kadar Bİr Türküde, Kürt kadar seven olamaz Yunalarmı, Ermenilermi,İranmı,Irakmı,Bulgaristanmı yoksa Suriyemi sevecek. Hayır sevemezler ve bizim içimize ayrılık nifakını ekenlerde bu insanlar. Osmanlının Türk yada Kürt olması değil sorun Sorun biz onların torunlarıyız onlar ne ise bizde oyuz........ |
|
|
|
#6 (permalink) | |
|
Ziyaretçi
Mesajlar: n/a
|
Alıntı:
![]() Neden her yazıma muhalefetlik yapıyorsun acaba muhalefet konusunda kimi örnek alıyosun deniz baykalımı |
|
|
|
|
#8 (permalink) | |
|
Ziyaretçi
Mesajlar: n/a
|
Alıntı:
Sen üniversitede okusan neye yararki bir insanın üniversitede okuması onun kültürlü olmasına değil daha çok matematiq yada okuduğu bölümü bilmesini sağlar . Adam koskoca 6 yıllık üniversite bitirmiş iş yok diyor ama bazıları ilkokul mezunu Türkiyenin en zengini olmuş demekki bu kafa ile yapılan iş. Başbakanda lise mezunu galiba |
|
|
![]() |
| Şu Anda Konuyu İnceleyen Aktif Kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Osmanli Akincilari | CoolmanJr | Tarih | 0 | 28.07.2007 07:29 |
| Ingiliz Sömürgeciliği Ve Osmanli | CoolmanJr | Tarih | 0 | 11.05.2007 07:21 |
| msn TÜRK-OSMANLI avatarları | <EFTELYA> | Resim, Grafik, Tasarım | 4 | 23.04.2007 02:59 |
| Osmanli Tarihi öğreniyorum | desa_emrah | K-L-M-N-O | 0 | 23.01.2007 08:41 |