|
|
#1 (permalink) |
|
Katılma Tarihi: Tem 2007
Nereden: Ordu
Mesajlar: 5
|
FİLMİN ADI: Yeni Dünya Düzeni(Novus Ordo Seclorum)
YAPIMCI: ABD_İSRAİL_AB Ortak Yapım TÜRÜ: Masonik Kurgu_Dram YAYIM TARİHİ: Günümüz 2007 YÖNETMEN: Rockefeller Hanedanlığı_Rotschild Hanedanlığı_Habsburg Hanedanlığı_Bronfman Hanedanlığı_Juan Carlos_Lord Peter Carrington_Harry Openheimer OYUNCULAR: George W. Bush_Condellizze Rice_Vladimir Putin_Angelina Merkel_Nicolas Sarkorzy_Karen Fogg_Recep Tayyip Erdoğan_Abullah Gül_Mesut Barzani_Cemal Talabani_Abdullah Öcalan_Usama Bin Laden_Saddam Hüseyin_Beşir Esad_Zahiri_vs.vs...(kadro çok zengin, yazmakla bitmez) SENARYO : İlluminati KONU: Film, 2007 yılında günümüzde geçiyor.Filmde; gözünü servet ve dünya hakimiyeti hırsı bürümüş olan, dünyanın en zengin birkaç hanedanlığının ve bazı gizli masonik tarikatların; insanları ve toplumları nasıl sömürdüğü, yönlendirdiği ve olayları nasıl manipüle ettiği, dramatik bir biçimde anlatılıyor.Yönetmenliğini 33. dereceden masonik oscar ödüllü yönetmenler olan küresel sermayenin ve bazı tarikatların üstlendiği filmin başrollerini; George W. Bush ve Condellizze Rice ortak paylaşıyor.Çeşitli entrikalar, istilalar, soykırımlar, suikastlar, felaketler, ve zulümlerin konu alındığı filmin büyük bir gişe hasılatı yapması olası görülüyor... Evet arkadaşlar, yazıma bu ufak espiri ile başladım.Artık gülermisiniz, ağlarmısınız yazıyı okuyunca buna siz karar verin. Başlıkta da belirttiğim gibi; Matrix 4’ü beklememize gerek yok.İnsanoğlu zaten bir simülasyon içerisinde yaşatılıyor.Filmle günümüz dünyasının farkları ise; filmde insanları bitkisel hayatta yaşatıp , şarj edilebilir bir pil ve güç kaynağı gibi kullanan ve simülasyona kapatan kötü adamlar, robotlar.Bizde ise kötü adamlar malum; küresel sermaye ve gizli masonik oluşumlar.Filmde kullanılan simülasyonun adı; çok gelişmiş bir bilgisayar programı olan “Matrix” Bizdeki adı ise masonik bir ideoloji olarak şöyle adlandırılıyor; “Yeni Dünya Düzeni” Filmde robotların uygulamada kullandıkları materyallerden bazıları; geniş bir insan tarlası, küçük bir mezarı andıran tuhaf fanuslar, çok kompleks bir bilgisayar programı, ajanlar, robotlar, vs. vs...Bizdeki uygulama materyalleri ise şunlar; öncelikle medya ve kitle iletişim araçları, satılık siyasetçiler, satılık devlet adamları, satılık kalemler, satılık akademisyenler ve bilim adamları, satılık komutanlar, paşalar, kiralık katiller, ajanlar, casuslar, münafık din adamları, vs. vs...Filmde insanların robotlar tarafından simülasyona kapatılmasının amacı; robotların insanoğluna hiyerarşik üstünlük sağlaması ve o günün şartlarında yaşadıkları enerji sıkıntısını, geliştirdikleri bir sistem vasıtası ile insanlardan sağlayabilmek istemeleridir.Bizim kötü adamların amacı ise; dünyanın tüm kaynaklarını sömürerek, küresel, kapitalist ve tek elden yönetilen monarşik bir dünya devleti kurmak, artı tüm ilahi dinleri ve tüm dogmaları ortadan kaldırmak istemeleridir. Şimdi ilk önce şunu sorgulayalım; “simülasyon nedir, ne anlam ifade eder?” Simülasyon; hayaller ve fanteziler üzerine kurulu, insanoğlu tarafından yaratılmış olan sanal gerçekliklerdir.Bu sanallık bazen o kadar gerçekçi ve o kadar inandırıcı olabilir ki; insan gerçekle yalanı ayırt edemez duruma gelir. “Peki yaşadığımız dünyayı bir simülasyona benzetme nedenin nedir?” diye sorulacak olursa, şöyle açıklayayım; 1.SATILIK BİLİM ADAMLARI ve AKADEMİSYENLER: a.Dünyada hemen her ülkedeki eğitim kurumlarında çocuklara ve gençlere “Darwin’in Evrim Teorisi” okutuluyor.İnsanın maymundan geldiği ve Allah tarafından yaratılmadığı kuramı zorla empoze ediliyor.Bu tez bir yalan ve fanteziler ürünüdür.Bu fanteziler insanoğlu tarafından yazılmıştır ve çoğu insan şu an bu yalana inanmış durumdalar.İşte ben bunu “simülasyon” diye nitelendiriyorum.(Bu konu hakkında daha fazla bilgilenmek isteyenler, Harun Yahya’nın “Evrim Aldatmacası” veya “Yaratılış Atlası” isimli eserlerinden faydalanabilirler.) Ayrıca derslerde tarih kitaplarında; Fransız İhtilali, Rönesans ve Reform Hareketleri, Aydınlanma(İlluminati) Çağı, gibi ve bunlardan farklı bir çok konu, gerçek dışı ve simüle edilmiş bir biçimde gençlere empoze ediliyor.Çocuklar okullarda tarih öğreniyoruz zannediyorlar ama öğrendikleri tarih gerçek hayatta yaşanan olaylar değil, çoğu fantezilerden kurulu hikayeler oluyor.Örneğin; tarihteki bir savaşı ,savaşta adı geçen iki ülkenin tarih kitabından, farklı farklı okuyun, ikiside bir birini tutmaz.Sonuçta biri doğruysa, diğeri yanlış olmak zorunda.Peki bu iki kitabı da yeminli ve üst düzey bilim adamları hazırlamıyorlar mı?E nerede bunların dürüstlük ve onur anlayışları o zaman?Bu bile tarih biliminin ve tarihçi yazarların ne kadar sahtekar olduğunu gösterir.Normalde iki anlatılanda yalandır.İkisine de inananlar aldanırlar.Çünkü taraflı tarih yazılmaz.Rahmetli yazar Mutafa Müftüoğlu’nun “Yalan Söyleyen Tarih Utansın” adlı kitapları bu konuyu daha iyi açıklıyor.Okunmasını tavsiye ederim. b.Zengin ilaç şirketleri tarafından finanse edilen ve hipokrat yeminini unutmuş olan doktorlar, insanlara; “yüksek tansiyon, depresyon, yüksek kolestrol, kadınlarda cinsel işlev bozukluğu, menepoz, sosyal anksiyate, dikkat eksikliği sendromu, osteoporoz, iritabl bağırsak sendromu, regl öncesi disforik bozukluk, vs. vs..” gibi suni, hayali hastalıklar üretip duruyorlar.İnsanlar maddi çıkarlar için kandırılıp, sömürülüyor.Örneğin; doktora gidiyorsunuz, şu şu sorunum var diyorsunuz, size hemen ya depresyon ya sosyal anksiyate teşhisi konuluyor ya da ufacık bir başınız ağrısa bunun adı da hemen “miğren” oluyor.Tabi sonra tedavi için bunlara karşılık reçetelere ağır ve pahalı ilaçlar yazılıp size çözüm olarak sunuluyor.Sunuluyor lafı yanlış olur gerçi, empoze ediliyor desek daha doğru olur.Bu olaylar sadece ülkemiz için geçerli değil, neredeyse tüm dünyada durum aşağı yukarı aynı.Olmayan hastalıklar için insanlara; yan etkisi faydasından daha çok olan sentetik ilaçlar uzman hekimler tarafından içiriliyor.Yani ortada bir şarlatanlık, bir aldatmaca ve kurulu bir düzen söz konusu.İşte bence buda bir nevi simülasyondur.(Bu konuda daha fazla bilgi edinmek isteyenler; ülkemizde “Hayy Kitap” tarafından yayınlanan “Satılık Hastalıklar” adlı “Ray Maynibon&Alan Cassels” in bu eserinden faydalanabilirler, tavsiye ediyorum.) 2.SATILIK POLİTİKACILAR ve SİYASETÇİLER: Tüm dünyada; politikacılar ve siyasetçiler seçimlerden önce seçmenlere vaadlerde bulunuyorlar.İdeolojilerini tanımlayan manifestolarında anlatılanlar, başa geldikleri zaman uygulamalarıyla nedense tamamen çelişiyor.Fanteziler ve yalanlarla insanlara vaadlerde bulunup, insanları kandırıp duruyorlar. Örneğin ülkemizdeki Milliyetçi Hareket Partisi.MHP’nin lügatını okuduğunuzda; “milliyetçilik” “pantürkizm” ve “vatan sevgisi” her şeyin üstünde gibi lanse edilir.Fakat hükümet kurulup, yönetime geldiklerinde bu ülkü ve ilkelerden eser kalmaz.Uygulamalarında ve yürüttükleri politikalarda çelişip dururlar.Düşünebiliyormusunuz; fanatik bir biçimde “Türkçülük” üstüne kurulmuş bir parti nasıl oluyorsa Avrupa Birliği tezini savunuyor.Hemde AB’nin açıkça PKK’yı maddi ve manevi desteklediğini bildikleri halde.Danimarka’da ROJ TV’nin apaçık bir şekilde AB’nin bizim ülke için nasıl şeyler planladığını sergilediği halde.Yanlış anlaşılmasın, amacım bu konu ile MHP’yi sentezleyip hedef göstermek değil.Sadece güzel bir örnek olduğu için ele aldım.Yoksa Saadet Partisi dışındaki tüm partiler benim gözümde aynılar.Hiçbirinin birbirinden farkı yok.Hepsi bir şekilde aynı kişilere ve ideolojilere hizmet ediyorlar.Sadece kamufule olup, farklı renklere bürünmüş durumdalar o kadar...Buradan yola çıkarak MHP’lilere bir soru sorayım; Hani Türk evladı toprak vermezdi? Hani Türk’ten savaşmadan kimse toprak isteyemezdi? Hani kanla almıştık, ancak kanla geri verirdik? Hani Türk evladı için toprak kutsaldı? Peki adama sormazlar mı; “kardeş o zaman senin bu AB ile olan samimiyetin, bu laubaliliğin nereden kaynaklanıyor?” Bu AB değil mi bizden Kıbrıs’ı masa başında isteyen, adayı tek bir ülke ve Kıbrıs Cumhuriyeti(Republic of Cyprus) adı altında tanıyan? Bu ne çelişki, bu ne tezattır? Siz çocuk mu kandırıyorsunuz, yoksa insanları salak mı zannediyorsunuz? 3.MEDYA ve KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARI: Bir savaşta veya herhangi bir rekabet ortamında, her iki tarafında kendince silahları ve materyalleri vardır.Bunlar savaşın sonucuna direkt tesir eden faktörlerdir.Hangi tarafın silahı ve materyalleri daha güçlü ise; yüksek ihtimalle o galip gelir.Bu bağlamda; günümüzde dünyayı yöneten güç şebekelerinin halkı kandırmak ve yönlendirmek için kullandıkları en ama en güçlü silahları, medya ve kitle iletişim araçlarıdır.Bu güçler benim simülasyon diye adlandırdığım bu düzeni hala başarı ile yürütebiliyorlarsa, bu başarıyı bu silahlarına borçlular.Dünya tarihinde, insanlığa manevi bazda hiçbir şey medya ve kitle iletişim araçları kadar zarar veremedi.Hiçbir silah bu kadar mutlak bir zafer kazanamadı.Günümüzde dünyada yaşanan ahlaki çöküş ve dejenerasyon bu zaferin en büyük meyveleridir.Televizyonlarda, gazetelerde, kitaplarda,internette, vs. yalan ve uydurma haberler, iftiralar, şartlandırma ve yönlendirmeler, empoze niteliği taşıyan yapımlar, tarihi gerçekleri saptıran filmler(örn. Piyanist, 300 Spartalı), düzmece ve şarlatanlık olan evrim teorisini destekleyen araştırmalar ve belgeseller vs. vs.. almış başını gidiyor.Kısacası simülasyonun en büyük ayağını bunlar oluşturuyor. 4.MÜNAFIK DİN ADAMLARI: Bu dördüncü sekmeyi uzun uzun açıklamama lüzum yok.İki isim yazacağım ve konu özetlenmiş olacak “Zekeriya Beyaz, Yaşar Nuri Öztürk ” Neyse arkadaşlar yazı çok fazla uzadı.Normalde forumlarda böyle uzun yazılar pek fazla okunmaz.Bir simülasyonda yaşadığımızı açıklayabilmem için çok daha fazla örnek vermem mümkün fakat şimdilik bu kadarı kafi.Son olarak kapanışı konu ile ilgili olduğu için, Reha Muhtar’ın meşhur repliği ile yapıyorum. “İyi akşamlar Türkiye.Her nerede yaşıyor ve YAŞATILIYORSAN” Esen kalın... |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Katılma Tarihi: Ağu 2007
Nereden: Konya
Mesajlar: 4
|
Öncelikle bu kadar uzun yazılar okunmaz demişsin ama ben sabırlar okudum her bir satırını daha sonrada profiline baktım ve üniversite öğrencisi olduğunu gördüm.Hangi bölümde okuduğunu bilmiyorum ama sen bence matrix filminin etkisinde baya kalmış ve tanımadığın insanlar hakkında yazı yazan satılmış yazarlardan baya etkilenmişsin.Şimdi sana bir soru soracağım ; Ergün Poyraz(Musanın çocuklar) bu şahsiyet baya bi kitap yazdı peki bu adam sevmediği kişiler ile ilgili bu kadar bilgiyi nasıl elde etdi.Cevap açıkca ortada bu bilgileri bu adamlara yine devletde yada bilmediğimiz bir mercide (tabi yine devletde) çalışan satılmış insanlar veriyo.Nasıl oluyorda dinine bağlı bir insan(ki buda yazından anladığım kadarıyla sen oluyorsun) tanımadığı bir kez dahi olsun oturup konuşmadığı bir kişiye böle iftira atabiliyor(şahsen bende oturup konuşmadım).Ben sadece Sayın Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN hakkında diyorum (Sayın Abdullah Gül de var tabi ki).Sen bilmezmisinki iftiranın Allah(c.c) katında günay olduğunu.Lütfen böyle safsatalar ile insanların beyinlerini karıştırmayalım.Bu güne kadar gelenleride gördük şimdi başta olanlarıda.... İyi çalışmalar.... |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) | |
|
Katılma Tarihi: Tem 2007
Nereden: Ordu
Mesajlar: 5
|
Alıntı:
Selametle... |
|
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Katılma Tarihi: Ağu 2007
Nereden: Konya
Mesajlar: 4
|
benim fikirlerine kesinlikle saygın var bu arada da meslektaşız ama yinede haklı çıkmaman için dua edeceğim bununda sebebi vatan ve AKP hükümetine inanan okadar millet için.Eğer dediklerin doğru çıkarsa o zaman biz gerçekten bitmişizdir
hayırlı çalışmalar |
|
|
|
![]() |
| Şu Anda Konuyu İnceleyen Aktif Kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Kıskandığın an’da.. zaten aşksın.. | Duygusuz | Beğendikleriniz | 0 | 26.06.2007 12:51 |
| Zaten Suskunluğuna Sevdalandimya! ! ! | Duygusuz | Beğendikleriniz | 0 | 19.06.2007 10:37 |
| Gözyaşlarınızı Tutamayacaksınız,Tutmayın da Zaten | CoolmanJr | Tarih | 9 | 20.04.2007 16:48 |
| Flash Yapamıyom Demeyin Flash Aleminde yaşıyorsunuz. | W1L3D4 | Resim, Grafik, Tasarım | 5 | 16.03.2007 12:49 |