2008 Ramazan Özel Bölümü

Geri Dön   Forum Ti > Programlama Dilleri ve İnternet > İnternet & Ağ Bağlantıları
Üye Ol Bloglar Üye Listesi Takvim Forumları Okundu İşaretle

İnternet & Ağ Bağlantıları Bu bölümde internetle yada ağ bağlantılarıyla ilgili sorun ve çözümleri bulunur.

Cevap
 
Konu Araçları
Eski 27.07.2006   #1 (permalink)
Teknik Ressam
 
<EFTELYA>  Görüntü Resmi
 
Katılma Tarihi: Tem 2006
Nereden: SAMSUN
Mesajlar: 911
Varsayılan işte bilmeyen ler için ağ bağlantısı byler bayanlar saygılar....!!!!resimli anlatımok

Ağ Bağlantıları

Ağımızı kurmak için önce bilgisayarların bağlantılarının nasıl yapıldığını anlatacağım. Bağlantı için değişik yöntemler kullanılabilir. İlk anlatacağım yöntem diğer bağlantı türlerine nazaran daha az masraflı bir yöntem. Fakat bazı dezavantajları olduğundan az sayıda bilgisayardan oluşan ağlarda tercih edilir.
Şimdi, bu yöntemle üç bilgisayardan oluşan bir ağ kuralım. İhtiyacımız olan şeyler: Dört tane BNC konnektör, üç tane T konnektör (genelde ethernet kartı ile birlikte verilir), iki tane sonlandırıcı ve yeterli uzunlukta koaksiyel kablo. Parçalar hakkında biraz bilgi verirsek sanırım daha rahat anlaşılır. Koaksiyel kablo bildiğimiz anten kablosu. BNC konnektör de bu kabloyu ethernet kartına takabilmemiz için kablonun ucuna takacağımız parça. Sonlandırıcı ise ilk ve son bilgisayardaki T konnektörlerinin boş uçlarına takılan parça. Saydığım malzemeleri ŞEKİL 1'de görebilirsiniz.
ŞEKİL 1


İlk olarak bilgisayarların arasına çekeceğimiz kabloların uçlarına birer BNC konnektör takalım. Sonra, bilgisayarların ethernet kartlarına T konnektörleri takalım ve ilk ve son bilgisayara takılı olan T konnektörlerin birer ucuna sonlandırıcı takalım. Sonlandırıcılar olmasza ağ kesinlikle çalışmaz. Son olarak, önce 1. ve 2. bilgisayarların arasına, sonra da 2. ve 3. bilgisayarların arasına koaksiyel kabloları takalım. Kablolar da takıldıktan sonra ağımız artık kullanıma hazırdır. Bilgisayarların ayarları yapıldıktan sonra ağı kullanılabilir. Bağlantıların nasıl yapıldığını ŞEKİL 2'den daha açık bir şekilde görebilirsiniz.
ŞEKİL 2


Bu bağlantı türü daha ucuz olmasına rağmen bazı dezavantajları vardır. Örneğin kabloların birinde kopma olduğu zaman ağ tamamen durur. Yani ağ "ya hep ya hiç" der. Bu durumda hatanın nerede olduğunu bulmak özellikle bilgisayar sayısı fazla ise oldukça zordur. Hata kontrolünü, kabloları ve sonlandırıcıları ölçü aleti ile deneyerek yapabirsiniz. Ölçü aletinin kabloların iki ucu arasında sonsuz direnç göstermesi gerekir. Sonlandırıcının iki ucu arasındaki direnç değeri de 50 Ohm olmalıdır.
Anlatacağım ikinci bağlantı türü "ölen öldü, kalan sağlar bizimdir" görüşünde. Fakat ilkine göre daha pahalı. Şimdi de bu şekilde 10 bilgisayardan oluşan bir ağ kuralım. Bunun için ihtiyacımız olan şeyler: Bir 16'lı HUB, UTP bağlantı kablosu ve 20 tane RJ45 konnektör. Yine malzemeler hakkında biraz billgi vereyim. UTP bağlantı kablosu telefon kablosunun biraz daha kalını. İçinden 8 tane renkli kablo geçer. RJ45 konnektör de telefon kablosunun telefona takılan ucundaki parçanın biraz daha büyük hali. HUB'ın üzerinde, ethernet kartında olduğu gibi RJ45 konnektörlerin takılacağı yuvalar vardır ve adaptörle çalışır.
Konnektörleri kabloların ucuna takmak için penseye benzer özel bir alet vardır. Konnektörleri bu alet sayesinde kablolara takabilirsiniz. Konnektörleri takarken UTP kablosunun içindeki renkli kabloların sırasının iki uçta da aynı olmasına dikkat etmelisiniz. Aksi halde hatalı kablonun takıldığı bilgisayar ağı göremez. Kabloların uçlarına konnektörler takıldıktan sonra her bir kablonun bir ucu HUB'a diğer ucu bir bilgisayara takılır. Size tavsiyem, bir problem olması durumunda HUB'a takılan kablolardan hangisinin aradığınız kablo olduğunu daha rahat bulabilmek için kabloların uçlarına hangi bilgisayardan geldiği yazan küçük birer kağıt yapıştırmanız. Emin olun ihtiyacınız olduğunda çok işe yarıyor. HUB'ın adaptörü fişe takılıp bilgisayarların ayarları yapıldığı zaman bilgisayarlar ağı görebilirler. ŞEKİL 3'te bağlantılarının nasıl yapıldığı görülmektedir.
ŞEKİL 2


Şimdi anlatacağım yöntem sadece iki bilgisayarı birbirine bağlamak için kullanılır. İhtiyacımız olan malzemeler UTP bağlantı kablosu ve iki adet RJ45 konnektör. Cross-Cable dediğimiz bu yöntemle iki bilgisayarı HUB kullanmadan birbirine bağlayabiliriz. Hub'lı bağlantıdan farkı RJ45 konnektörün kabloya takılışında. Cross-Cable'da HUB'lı bağlantının aksine renkli kablolar konnektöre kablonun iki ucunda aynı sıra ile takılmaz. Cross-Cable hazırlanırken kullanılması gereken sıra aşağıdaki tabloda görülemktedir.
  • 1==>32==>63==>16==>24==>75==>87==>48==>5
Ağ Ayarları

Bilgisayarınızın ağı görmesi için yapacağınız ayarlar yukarıda anlattığım bağlantı şekillerinin üçü için de aynıdır. Ethernet kartının bilgisayarınıza tanıtıldığını varsayarak ayarları anlatmaya başlıyorum. Eğer ethernet kartını bilgisayara tanıtmamışsanız Denetim Masası'nda Yeni Donanım Ekle'ye tıklayarak ethernet kartınızı tanıtın. Ethernet kartını bilgisayarınıza tanıttıktan sonra Denetim Masası'nda bulunan simgesine çift tıklayın. Karşınıza ŞEKİL 3'deki diyalog kutusu gelecektir.
ŞEKİL 3


Şimdi ağ için gerekli iletişim kurallarını kuralım. Bunun için Ekle... düğmesine tıklayın. Karşınıza ŞEKİL 4'teki diyalog kutusu gelecektir.
ŞEKİL 4


Bu diyalog kutusunda İletişim Kuralları'nı seçili duruma getirip Ekle... düğmesine tıklayın. Karşınıza ŞEKİL 5'teki diyalog kutusu gelecektir.
ŞEKİL 5


Önce sol tarafta bulunan Üreticiler kısmında Microsoft'u seçin, sonra sağ taraftaki Ağ İletişim Kuralları kısmında IPX/SPX uyumlu İletişim Kuralları'nı seçerek Tamam'a tıklayın. Sonra aynı işlemi tekrarlayarak NetBEUI iletişim kuralını kurun. (Ethernet kartını tanıttığınızda TCP/IP iletişim kuralı otomatik olarak kurulur. Eğer kurulu değilse aynı şekilde TCP/IP iletişim kuralını da kurmanız gerekir.)
Şimdi sıra TCP/IP ayarlarını yapmaya geldi. Bunun için diyalog kutusunda (ŞEKİL 3) TCP/IP'yi seçili duruma getirin ve Özellikler düğmesine tıklayın. Karşınıza ŞEKİL 6'daki diyalog kutusu gelecektir.
ŞEKİL 6


Bu diyalog kutusunda Bir IP adresi belirt'i seçin ve IP adresi olarak 192.168.0.1 yazın. Alt ağ maskesi olarak da 255.255.255.0 yazın ve Tamam düğmesine tıklayın. Diğer bilgisayarlara sırasıyla 192.168.0.2, 192.168.0.3 ... adreslerini verin. Aslında bu adresleri vermeniz şart değildir. Eğer internete bağlanmayacaksanız bilgisayarınıza istediğiniz IP adresini verebilirsiniz. Fakat internete bağlanacaksanız mutlaka 192.168.0.* şeklinde internette kullanılmayan ve sadece yerel ağlarda kullanılan bir IP adresi vermeniz gerekir. Her iki durumda da 192.168.0'dan sonra istediğiniz sayıyı kullanabilirsiniz. Yalnız 0 ve 255 rakamlarını kullanmamalısınız. Çünkü 192.168.0.0 ve 192.168.0.255 adresleri özel adreslerdir. Dikkat etmeniz gereken bir husus ağdaki bütün bilgisayarların alt ağ maskesinin aynı olması gerektiğidir. Alt ağ maskesi farklı olan bilgisayarlar birbirini göremezler. Bu konuda ayrıntılı bilgiyi İnternet Nasıl Çalışır? sayfasında bulabilirsiniz.
TCP/IP ayarlarını da yaptıktan sonra diyalog kutusunda (ŞEKİL 3) Dosya ve Yazıcı Paylaşımı... düğmesine tıklayın. Karşınıza ŞEKİL 7'deki diyalog kutusu gelecektir.
ŞEKİL 7


Bu diyalog kutusunda bulunan onay kutularını işaretleyip Tamam düğmesine tıklayın. Eğer Başkalarına dosyalarıma erişim hakkı verebilmek istiyorum onay kutusunu işaretlemezseniz, bilgisayarınızın adı ağda görünmesine rağmen diğer bilgisayarlar dosyalarınıza erişemezler. Aynı şekilde Başkalarına yazıcılarıma yazdırma izni verebilmek istiyorum onay kutusu işaretli değilse, diğer bilgisayarlar yazıcılarınızı kullanamazlar.
Şimdi sıra bilgisayarınızın ağ üzerinde hangi adla görüneceğini ayarlamaya geldi. Bunun için diyalog kutusunda (ŞEKİL 3) Tanımlama sekmesine tıklayın. Diyalog kutusu aşağıdaki görünümü alacaktır.
ŞEKİL 8


Bu diyalog kutusunda Bilgisayar adı, Çalışma grubu ve Bilgisayar tanımı olarak istediğiniz şeyi yazabilirsiniz. Fakat bütün bilgisayarların çalışma gruplarının aynı olmasına dikkat edin. Sizin çalışma grubunuzdaki bir bilgisayara Ağ Komşuları simgesine çift tıklayarak ulaşabilirsiniz. Eğer ulaşmak istediğiniz bilgisayar başka bir çalışma grubundaysa o zaman Ağ Komşuları'nda bulunan Tüm Ağ simgesine çift tıklayıp, ulaşmak istediğiniz bilgisayarın çalışma grubunu seçmelisiniz.
Eğer bilgisayarınızın her açılışında ağ parolası sormasını istemiyorsanız diyalog kutusunda (ŞEKİL 3) Birincil ağ oturumu olarak Windows oturumu açma'yı seçin.
Şimdi ayarlarımızın etkin olabilmesi için Tamam düğmesine tıklayalım. Windows kurulum CD'sinden gerekli dosyalar kopyalanacak ve bilgisayarınızı tekrar başlattığınızda ağdaki diğer bilgisayarlara erişebileceksiniz. Son bir not: Bilgisayarınızı yeniden başlattığınız zaman Ağ Komşuları'nda diğer bilgisayarları hemen göremeyebilirsiniz. Bunun için birkeç defa F5 (yenile) düğmesine basmanız ya da bir müddet beklemeniz gerekebilir. İki bilgisayar arasında haberleşmenin mevcut olup olmadığını öğrenmek için ping komutundan faydalanabilirsiniz. Örneğin 192.168.0.2 IP'li bilgisayarla haberleşmeye çalışalım. Bunun için MS-DOS Komut İstemi'nde ping 192.168.0.2 yazıp enter'a basın. Eğer karşı bilgisayardan 192.168.0.1 cevabı: bayt=32 süre<10ms TTL=128 gibi bir yanıt gelirse haberleşme mevcut demektir. Eğer İstek zaman aşımına uğradı gibi bir yanıtla karşılaşırsanız bağlantılarınızda ve ayarlarda bir hata var demektir.


(ALINTIYSA KUSURA BAKAMAYIN AMA BEN BUNU KENDİ DÖKÜMANLARIMDAN ÇIKARDIM.)
__________________
Hoş geldin ESMA bebek dünyama
Canım kızım benim....!!!
<EFTELYA> Şuanda Forumda Değil   Alıntı yaparak cevapla
Bu mesaj için <EFTELYA> kişisine teşekkür edenler:
hamdistuta (08.07.2008), SouL_iroN (27.07.2006)
Eski 27.07.2006   #2 (permalink)
Teknik Ressam
 
<EFTELYA>  Görüntü Resmi
 
Katılma Tarihi: Tem 2006
Nereden: SAMSUN
Mesajlar: 911
Varsayılan

İnternet'in yaygınlaşmasıyla birlikte TCP/IP kısaltmasını çok sık duymaya başladık. Bu kısaltmanın bir bilgisayar ağı protokolü olduğu, İnternet'in bu protokol üzerine kurulu olduğu hep tekrarlandı. Buraya kadar anladık. Ama hiç kimsede çıkıp bu TCP/IP'yi doğru düzgün anlatmadı. Internet'e bağlanırken girdiğimiz değerler (IP, Subnet Mask, Default Gateway vs. vs.) ne anlama geliyor. Bunları yanlış girince niye İnternet'e çıkış yapamıyoruz, kısacası nasıl oluyor da oluyor, hiç bilemedik. Ama artık yeter. Size bu yazıda TCP/IP'nin ne olduğunu bir bir anlatacağım. Artık gerçekler karanlıkta kalmayacak. TCP/IP, Transmission Control Protocol/Internet Protocol ifadesinin kısaltması. Türkçesi, İletim Kontrolü/İnternet Protokolü oluyor. Protokol belli bir işi düzenleyen kurallar dizisi demek.. Örneğin, devlet protokolü devlet erkanının nerede duracağını, nasıl oturup kalkacağını düzenler. Ağ protokolleri de bilgisayarlar arası bağlantıyı, iletişimi düzenliyor. TCP/IP'nin adına bakıp tek bir protokol olduğunu düşünmeyin. TCP/IP, bir protokoller kümesi. Herbiri değişik işler yapan bir yığın protokolden oluşuyor.
TCP/IP'nin kökleri, 1960'ların sonunda 1970'lerin başında Amerikan Savunma Bakanlığı'na bağlı İleri Araştırma Projeleri Ajansının (Advanced Research Projects Agecncy, ARPA) yürüttüğü paket anahtarlamalı ağ deneylerine kadar uzanır. TCP/IP'nin yaratılmasını sağlayan proje ABD'deki bilgisayarların bir felaket anında da ayakta kalabilmesini, birbirleriyle iletişimin devam etmesini amaçlıyordu. Şimdi baktığımız zaman projenin fazlasıyla amacına ulaştığını ve daha başka şeyleri de başardığını görüyoruz.
Bu projenin ilk aşamasında, 1970'de ARPANET bilgisayarları Network Control Protocol'ünü kullanmaya başladılar. 1972'de ilk telnet spesifikasyonu tanımlandı. 1973'de FTP (File Transfer Protocol) tanımlandı. 1974'te Transmission Control Program ayrıntılı bir şekilde tanımlandı. 1981'de IP standartı yayımlandı. 1982'de Defence Communications Agency (DCA) ve ARPA, TCP ile IP'yi TCP/IP Protokol suiti olarak tanımladı. 1983'de, ARPANET NCT'den TCP/IP'ye geçti. 1984'de Domain Name System (DNS) tanıtıldı.
Yukarıda kısaca verdiğimiz tarihçe aynı zamanda Internet'in tarihçesidir. Internet ile TCP/IP ayrılmaz kardeşlerdir. TCP/IP, İnternet'in temelidir.
Bu kısa tarihçeden sonra, bir yerel alan bilgisayar ağı üzerinde TCP/IP'yi anlatmaya geçelim. Burada anlatılanlar İnternet üzerinden de geçerlidir. TCP/IP ile kurulan bir bilgisayar ağında bir bilgisayarı üç parametre ile tanımlarız. Bu parametreler bilgisayarın adı, IP adresi ve MAC adresidir. TCP/IP protokoller kümesi bu 3 parametreyi kullanarak bilgisayarları birbirine bağlar.
Bilgisayar adı kullanıcı tarafından İşletim Sistemi yüklenirken bilgisayara verilen addır. (Bilgisayarlara MUHASEBE, SATIS, ye da AHMET gibi açıklayıcı ve kolay adlar verilmelidir.). MAC (Media Access Control, Ortama Erişim Kontrolü) adresi, bilgisayrların ağ kartının ya da benzer ağ cihazlarının içine değiştirilemez bir şekilde yerleştirilmiş bulunan bir adrestir. (0020AFF8E771 örneğinde olduğu gibi onaltılı düzende rakamlardan oluşur). MAC adresine donanım adresi de denir. IP adresi ise 131.107.2.101 örnek adresinde olduğu gibi, 4 bölümden oluşan bir adrestir. Nokta ile biri diğerinden ayrılan bu bölümlerin her biri 0 ile 255 arasında değer alabilir.
IP adresinin ilk bölümü adresinin gösterir. IP adresleri kabaca 3 sınıftır: Bu sınıflar A, B ve C olarak sınıflandırılır. A sınıfı adreslerin ilk bölümü 1 ile 126 arasında bir değer alabilir. B sınıfı adreslerin ilk bölümü ise 128 ile 191 arasında yer alır. C sınıfı adresler 192 ile 233 arasında bulunur. 223'ten sonrası ne oldu diye sorabilirsiniz. 223'ten sonrası bizi hiç ilgilendirmeyen işler için ayrılmıştır.
Dikkatli okuyucu arada 127 ile başlayan adreslerin kayıp olduğunu farketmiştir. 127 ile başlayan adresler özel işler için ayrılmıştır. Bu adreslerin bir tanesi bizi ilgilendirir ve sık sık kullanmamız gerekir. Bu adres 127.0.0.1'dir ve kendi bilgisayarımızı gösterir. İşlerin yolunda gidip gitmediğini öğrenmek için ilk önce bu adresi kullanırız.
İnternette A sınıfı adresler çok değerli adreslerdir ve büyük ağlardaki bilgisayarlar için ayrılmıştır. Örneğin IBM'in adresleri A sınıfı adreslerdir. Şu anda İnternette A sınıfı adres tükenmiştir, kimseye verilmemektedir. A sınıfı adres alan bir işletme yaklaşık 16 milyon adres tanımlayabilir. İnternet'te B sınıfı adresler de şu anda tükenmiştir. Bir B sınıfı adreste yaklaşık 65000 bilgisayar tanımlanabilir. Örneğin, Microsoft'a bir B sınıfı adres alanı ayrılmıştır. C sınıfı adresler halen boldur, kullanılabilir. Ama C sınıfı bir adres alanı ile de ancak 250 küsür adres alanı tanımlanabilir. Bir yerel ağ kurarken İnternet'teki adres kısıtlamaları bizi bağlamaz. Kendi ağımız için her sınıftan bir adres verebiliriz. Burada verilen adreslerin İnternet ile bir bağlantısı yoktur. Bu noktaya dikkat ediniz. TCP/IP'yi anlamak için kendimizi bir yerel, daha sonra dageniş bir ağ ile ksıtlayacağız. Böyle bir ağın İnternet bağlantısı ise bambaşka bir konudur. Şimdi kendi bilgisayar ağımız için bir C sınıfı adres alanı tanımlayalım. Bilgisayarlarımıza vereceğimiz adresler 220.107.2.100 ile 220.107.2.200 arasında yer alsın. Örnek adresler:
Birinci bilgisayar için 220.107.2.100
İkinci bilgisayar için 220.107.2.101
Üçüncü bilgisayar için 220.107.2.102
..........
Sonuncu bilgisayar için 220.107.2.200
Dikkat ederseniz, bütün bilgisayarların adreslerinin ilk üç hanesi sabit: 220.107.2. Bu adrese, tam olarak söylemek gerekirse 220.107.2.0 adresine, ağ tanımlayıcısı (Network ID) denir. Yani, sizin ağınızın adresi nedir derlerse 220.107.2.0 diyebiliriz. Buradan çıkaracağımız ilk sonuç şu: Hiç bir bilgisayara, sonu 0 ile biten bir adres veremeyiz. Sonu 0 ile biten adresler ağı tanımlar.
Bilgisayarımıza veremeyeceğimiz ikinci bir adres de, sonu 255 ile biten bir adrestir. Örnek ağımızdaki bilgisayarların adresleri araasında 220.107.2.255 yer alamaz. Sonu 255 ile biten adresler broadcast adresleridir. Broadcaast yayın demektir; Aynen radyo televizyon yayınlarındaki gibi. Yani, belli bir bilgisayara değil de tüm ağa mesaj göndereceğimiz zaman sonu 255'le biten bir adres kullanırız, böylece ağa yayın yaparız. Örnek ağımızda herkese gidecek mesajın hedef adresi 220.107.2.255 olur.
Şimdi biraz toplayalım. IP adresleri iki bölümden oluşur. İlk bölüm ağın adresidir. İkinci bölüm ağ içindeki bilgisayarların adresleridir. Örneğimizdeki adreslerde "220.107.2." ifadesini içeren bölüm, ağı tanımlar. Geri kalan kısım ise (100,101,...,200 gibi) ağdaki bilgisayarların her birini tanımlar. Başka bir ağda ağ adresleri 131.107.0.0 şeklinde, bir başkasında ise 90.0.0.0 şeklinde olabilir. Ağ adresleri seçtiğimiz sınıfa bağlıdır.
Bir bilgisayar, IP adresinin hangi bölümünün ağı tanımladığını, hangi bölümünün ise bilgisayarı tanımladığını bilmek zorundadır. Bunun için Subnet Mask bilgisini kullanır. Subnet Mask'i AĞ MASKESİ şeklinde çevirebiliriz. Subnet Mask'da bir IP adresidir; Dört bölümden oluşur ve ağ adresinin hangi bölüme kadar geldiğni göstermek için kullanılır. Örneğimizde Subnet Mask 255.255.255.0'dır. Yani örneğimizde ağ adresi IP adresinin ilk üç hanesi ile tanımlanmaktadır. Bilgisayarlar kendi ağ tanımlayıcılarını bulmak için Subnet Mask'i kullanırlar. Bu yüzden Subnet Mask'in doğru bir şekilde girilmesi ağımızın çalışması açısından önemlidir. Yanlış girilen subnet mask değeri, bilgisayarın diğer bilgisayarlarla iletişimini engeller.
Bilgisayarlar ağ tanımlayıcılarını bulmak için Subnet Mask'ı nasıl kullanırlar? Şimdi örnek bilgisayarımızdaki üç bilgisayarın adres bilgilerini Şekil-1' deki gibi girdiğimizi varsayalım:

ŞEKİL 1
Yukarıdaki şekilde MUHASEBE ve SATIŞ bilgisayarlarının Subnet Mask'i doğru, AHMET bilgisayarının Subnet Mask'i yanlış girilmiştir. Şimdi Ahmet adlı bilgisayarın MUHASEBE adlı bilgisayara bir bilgi iletmek istedigini varsayalım. AHMET bilgisayarı MUHASEBE'nin IP adresini kullanacaktır. AHMET, bilgi göndereceği bilgisayarın, yani MUHASEBE'nin, kendi ağında olup olmadığını anlamak için şu işlemleri yapar.
Önce kendi IP adresi ile Subnet Mask'ini AND işleminden geçirir; sonuç 220.107.2.96'dır. (inanmayan bu rakamları 0 ve 1 lerden oluşan ikili düzendeki rakamlara çevirip AND işlemini kontrol edebilir.) Bu rakam ona göre, içinde bulunduğu ağın tanımlayıcısıdır.
Sonra kendi Subnet Mask'i ile MUHASEBE'nin IP adresini AND işleminden geçirir; sonuç 220.107.2.112'dir. Bu iki adres ayni olmadığı için AHMET bilgisayarı, MUHASEBE bilgisayarının başka br ağda olduğunu varsayar. Bu da yanlış bir varsayım olduğu için MUHASEBE bilgisayarına bilgi gönderemez. Bu hatanın giderilmesi oldukça basittir. AHMET'in Subnet Mask değerini diğer bilgisayarlarla aynı yaparsanız, bütün bilgisayarlar aynı ağ üzerinde bulunduklarını hesaplayıp birbirlerine bilgi gönderebilirler. Bir bilgisayar ancak kendi ağı üzerindeki bir bilgisayara bilgi gönderebilirler. Bir bilgisayar ancak kendi ağı üzerindeki bir bilgisayara bilgi gönderebilir. Başka bir ağda bulunan bilgisayarlara bilgi göndermek gerekirse, yönlendirici (ROUTER) adı verilen cihazlar kullanılır. Cihaz dedik ama, üzerinde birden fazla ağ kartı bulunan bilgisayarlar da yönlendirici görevi görebilirler.

ŞEKİL 2
Şekil 2'de iki ayrı ağ, yönlendirici yardımıyla birbirlerine bağlanmış. SATIS bilgisayarı MEHMET bilgisayarına bilgi göndermek isterse, daha önce anlatılan işlemleri yaparak MEHMET bilgisayarının kendi ağında olmadığını anlar. ileteceği bilgiyi G bilgisayarına gönderir. G bilgisayarında iki adet ağ kartı (ethernet) bulunmaktadır. Kartların birisi 220.107.2.0 ağına, diğeri 131.107.2.0 ağına bağlıdır. G'de çalışmakta olan işletim sistemi (Windows NT ya da Novell Netware gibi) bu iki kart arasındaki bağlantıyı sağlar.
G bilgisayarında bulunan ağ kartlarının herbirinin ayrı bir IP adresi vardır. Şekil 1 'de bu adresler 220.107.2.150 ve 131.107.2.30 şeklindedir. Bilgisayarlar karşıdaki ağda bulunan bir bilgisayara bilgi gönderecekleri zaman bilgiyi, G'nin kendi taraflarında bulunan IP adreslerine gönderirler. G bilgisayarı bu adrese gelen bilgiyi alır ve 131.107.2.0 ağına geçirir.
Peki, 220.107.2.0 ağındaki bilgisayarlar kendi ağlarında bulunmayan bir bilgisayara bilgi gönderecekleri zaman yönlendiricinin adresini nereden buluyorlar ? Eğer bilgisayarınızda bulunan TCP/IP konfigürasyon bilgilerine bakarsanız, orada "Default Gateway" şeklinde bir adres alanı görürsünüz. Default Gateway varsayılan geçit demektir ve yönlendiricinin adresini gösterir. 220.107.2.0 adresi ile tanımlanan ağdaki bilgisayarlar Default Gateway olarak yönlendiricinin kendi taraflarındaki adresini, yani, 131.107.2.30 adresini verirler.
Yukarıda her şey IP adresleri ile oluyor bitiyor gibi görünüyor. Gerçekte ise iletişimden hemen önce, IP adreslerinin MAC adreslerine çevrilmesi gerekir. Ağ üzerinde iletişim aslında yalnızca MAC adresleri ile gerçekleşir. Çünkü IP adresleri TCP/IP protokolüne özeldir. Başka bir protokolde, örneğin, Novell'in kullandığı IPX/SPX protokolünde IP adresi diye birşey yoktur. Her protokol. kendine göre bir adresleme şeması kullanır ama, bu şemalarda yer alan adreslerin dönüp dolaşıp MAC adreslerine çevrilmesi gerekir ki, bilgisayarlar birbirleriyle iletişime geçebilsinler.
Bir bilgisayar bir başka bilgisayarın IP adresine sahip ama, MAC adresine sahip değilse Adres Çöümleme Protokolü (Adress Resolution Protocol, ARP) adı verilen bir protokol kullanarak IP adresini MAC adresine çevirir. TCP/IP'nin bir protokol kümesi olduğunu söylemiştik. İşte ARP bu kümenin üyesi.
İletişime geçeceği bilgisayarın IP adresini bilen bilgisayar, ARP protokolü ile "Bu IP adresi kiminse bana MAC adresini söylesin" şeklinde bir mesaj oluşturur ve bu mesajı broadcast yapar, yani ağdaki tüm bilgisayarlara gönderir. Ağdaki bilgisayarların tümü bu mesajları alırlar, eğer söz konusu IP adresi kendilerine ait değilse mesajı çöpe atarlar. Mesajdaki IP adresinin sahibi olan bilgisayar ise kendi IP adresini tanır ve hemen "Bu IP adresi bana ait, benim MAC adresim şu" şeklinde bir mesaj ile yanıt verir. İlk bilgisayar artık diğer bilgisayarın MAC adresini bildiği için asıl mesajını doğrudan (broadcast yapmadan) gönderebilir.
IP adresini bildiğimiz bilgisayarın MAC adresini öğrendik, ona bilgi gönderdik. Peki, o bilgisayara tekrar bilgi göndermek istesek ne olacak? Tekrar bir ARP broadcast mesajı mı yayınlanacak? Bu sorunun yanıtı hayır, çünkü ARP ile elde edilen bilgiler bir kaşe bellekte (ARP kaşe bellği) saklanır ve bir MAC adresi gerekli olduğu zaman, ilk önce bu tampon belleğe bakılır. Eğer IP adresine karşılık gelen MAC adresi bulunuyorsa, broadcast yapmadan bu adres kullanılarak iletişime geçilebilir. Ama TCP/IP'nin her bölümünde göreceğiniz gibi, bu ARP kaşesinde tutulan bilgilerin bir ömrü vardır. ARP kaşesine eklenen kayıtların ömrü en çok 10 dakikadır. Kaşeye kayıt eklenirken ekleme zamanı da belirtilir. ve eğer eklenen adres bilgisi 2 dakika içinde yeniden kullanılmazsa otomatik olarak silinir. Adres yeniden kullanılırsa yine silinir ama 10 dakika sonra. Ayrıca ARP kaşesine ayrılan yer kısıtlı olduğu için bu süreler dolmadan eski kayıtlar silinebilir.
IP adresi bilinen bir bilgisayarın MAC adresini bulmak için broadcast mesajı oluşturulur demiştik. Yani mesaj, ağ üzerindeki bütün bilgisayarlara gönderiliyor, yayın yapılıyor. Eğer Şekil 2'deki gibi birden fazla ağ söz konusu ise, yerel ağlarda kalması gereken broadcast mesajları ağdaki trafiği etkiler, ağ performansını düşürür. Çünkü yalnızca ağın bir bölümünde anlamlı olan bir mesaj tüm ağa yayılarak bütün bilgisayarları meşgul eder. Bu durumu engellemek için yönlendiriciler, broadcast mesajlarını bir koldan bir kola aktarmazlar. Mantıklı, değil mi?
Broadcast mesajları gibi, herhangi bir şekilde yerine ulaşmayan ama serseri mayın gibi oradan oraya gidip gelen bir mesajı engelleme işini, yine yönlendiriciler yapar. Bir TCP/IP veri paketi oluşturulduğunda, pakete ilk değeri 128 olan bir yaşam süresi (ya da oyunlarda olduğu gibi "can". İngilizcesi Time-To-Live, TTL) verilir. Mesaj paketi herhangi bir yönlendiriciden geçerken "can" ı bir eksilir. Aynen oyunlarda olduğu gibi de, can değeri 0 olduğunda oyun sona erer; paket iletilemez, çöpe atılır.
Peki, bir bilgisayar IP adresini nasıl alır? Bunun iki yolu var: Ya siz bu adresi ele girersiniz ya da bir bilgisayar, belli bir adres havuzundan aldığı diğer bilgisayarlara dağıtır. Adresleri elle girmenin en büyük sakıncası adreslerin, Subnet Mask değerinin Default Gateway gibi diğer bazı bilgilerin yanlış girilmesidir. Eğer ağınızdaki bilgisayar sayısı onu aşıyorsa, adresleri elle girmek pek akıllıca değildir. Bu adresleri otomatik olarak dağıtmanın bir yolu vardır ve bu yolun adı Dinamik Bilgisayar Kontrolü (Dynamic Host Configuration Protocol, DHCP)'dür. Bu protokol ile bilgisayar DHCP sunucu (server) olarak tanımlanır ve IP adres dağıtımı bu sunucu üzerinden yapılır. DHCP'den alacağı belirtilmişse, açoldığında "Ben yeni açıldım, henüz bir IP adresim yok, eğer ortamda bir DHCP sunucu tanımlı varsa bana bir IP adresi göndersin" anlamında bir mesaj yayınlar. (broadcast eder). Eğer ortamda bir DHCP sunucu tanımlı ise bu mesajı alır "Ben bir DHCP sunucu olduğuma göre, bu mesaja yanıt vermek bana yakışır" şeklinde düşünüp kendisinde tanımlı olan IP adreslerinden boşta olanlardan birisini seçerek bilgisayara gönderir. IP adresi akan bilgisayarda artık diğer bilgisayarlar iletişim kurarken bu adresi kullanır.
DHCP sunucu ile IP adresi alan istemci bilgisayar arasındaki ilişki, bir saın alma işleminden kiralama işlemidir. İstemci bilgisayar, bir IP adresini DHCP sunucudan belli bir süretliğine "kiralar". Kira süresinin varsayılan süresi 72 saattir. Nası bir ev kiraladığınızda kira süresinin bitiminden önce kontrat tazeliyorsak, DHCP sunucudan alınan adresin de, bu süre bitmeden tazelenmesi gerekir.
Bütün DHCP istemcileri, kita sürelerinin %50'sine ulaştığında adreslerini tazelemek zorundadırlar. Kirasını tazelemek isteyen istemci, istediğini DHCP sunucusuna gönderir. Eğer DHCP sunucu ayakta ise kirayı tazeler ve bu durumu bir onay mesajı ile istemciye bildirir. İstemci onayı aldığında konfigürasyonunu günceller. Eğer istemci kirasını tazelemek istiyor da DHCP sunucusuna ulaşamıyorsa kiranın tazelenmediğine ilişkin bir mesaj alır ama, adresini kullanmaya da devam eder. Çünkü daha kira süresinin ancak yarısı geçmiştir. İstemci kira tazeleme isteğini kira süresinin yüzde %87.5'u tamalandığında tekrarlar. Eğer bu kez de yanıt alamaz ve süresi biterse istemci, IP adresini kullanmaya son verir ve yeni bir IP adres edinme sürecini başlatır.
Bir IP adresinin nasıl aldığını gördük, IP adresinin MAC adresine nasıl çevrildiğine de gördük. Şimdi "İyi ama, biz Windows 95'te ya da Windows NT'de Ağ komşuları (Network Neigborhood) 'na tıkladığımızda karşımıza IP adresleri ya da MAC adresleri gelmiyor ki, yalnızca bilgisayar adları geliyor" diyebilirsiniz, haklısınız. Başta söylediklerimizi anımsayalım:
TCP/IP dünyasında bir bilgisayarı 3 şey belirler:
Bilgisayarın adı, IP adresi, MAC adresi.
Bir bilgisayarın MAC adrsini ya da IP adresini değil de adını kullanmak daha kolay değil mi? Aksi takdirde, bilgisayarların IP adreslerini, daha da kötüsü MAC adreslerini ezberlemek zorunda kalabilirdik.
Bilgisayar adını kullanmak kolayımıza geliyor ama, ağ üzerinde iletişim gerçekte MAC adresleri üzerinden gerçekleştiriliyor. O zaman bilgisayar adını önce IP adresine çeviren sonra da MAC adresine çeviren mekanizmalar, protokoller olmalı değil mi? IP adresini MAC adresine çeviren protokolü görmüştük (belleği zayıf olanlara anımsatalım; bu protokolün adı ARP idi). Peki, bilgisayar adları IP adreslerine nasıl çeviriliyor? Burada çeşitli seçenekler var. Microsoft'un önerdiği şey WINS (Windows Internet Adlandırma Servisi, Windows Internet Naming Service). Bu servis ile bir makinayı WINS sunucusu olarak tanımlıyoruz, bütün bilgisayarlar girip adlarını ve IP adreslerini bu sunucuya bildiriyorlar. (aynen yeni eve taşındığımızda hane halkının mahallenin muhtarına kaydolması gibi). Bir bilgisayar, adını bildiği bir bilgisayarın IP adresini bulmak istediği zaman, broadcast yapmak yerine bu sunucuya gidiyor "Şu addaki bilgisayarın IP adresi ne olaki?" şeklinde bir soru soruyor. WINS sunucu da kendi veritabanına bakıp soruyu yanıtlıyor. Bu aşamadan sonrasını biliyoruz. (ARP ile IP adresi MAC adresine çeviriliyor).
İyi güzel de, bilgisayarlar ortamda bir WINS sunucunun var olup olmadığını ve varsa adresini nereden bilebiliyorlar?
Yukarıda DHCP'yi anlatırken, DHCP sunucunun IP adreslerinin yanı sıra başka bilgileri gönderebileceğini söylemiştik. İşte bu bilgilerden birisi de WINS sunucunun adresi. Eğer biz tanımlarsak, DHCP sunucudan IP adresi alan bilgisayarlar ortamdaki WINS sunucunun adresini de öğreniyorlar ve gidip kendilerini kaydettiriyorlar. Bu işlem otomatik olarak, el değmeden, son derece fenni yöntemlerle gerçekleşiyor.
Son cümleyi biraz abarttık değil mi? Ama bunun da bir nedeni var: WINS, Microsoft tarafından bulunan ve kullanılan bir yöntem. İnternet'te ad IP eşleştirmeleri başka bir yöntem kullanılıyor: DNS (Domain Name System). Bu sistemde bilgisayar adları ve IP adresleri DNS sunucu olarak konumlandırılan bilgisayarlara "elle" kaydediliyor. Bir bilgisayar, adını bildigi bir bilgisayarın IP adresini öğrenmek isterse DNS sunucuya gidiyor ve adresi soruyor.
DNS sisteminin kötülüğü, bilgilerin elle girilmesinde ve statik olmasında. Bilgisayar adlarının ve IP adreslerinin elle girilmesi ve değiştirilmesi gerekiyor.
Windows NT 4.0 versiyonuna kadar bir DNS sunucu fonksiyonu bulunmuyordu. 4.0 ile birlikte DNS sunucu fonksiyonu da eklendi. Üstelik Microsoft DNS'i WINS'e bağlamayı başardı. 4.0'da DNS sunucu bir kayıdı kendi veritabanında bulamazsa ortamdaki bir WINS sunucuya sorabilir ve ondan aldığı yanıtı iletebilir. Güzel bir olanak; hem Microsoft'un cözümünü koturyor hem de DNS sunucu isteklerini karşılıyor. Evet birazcık karmaşa gibi görünse de aslında kolay bir mantığı olan yerel ağların ve internetin çalışma prensibi de böyle..
__________________
Hoş geldin ESMA bebek dünyama
Canım kızım benim....!!!
<EFTELYA> Şuanda Forumda Değil   Alıntı yaparak cevapla
Bu mesaj için <EFTELYA> kişisine teşekkür edenler:
SouL_iroN (27.07.2006)
Eski 22.05.2008   #3 (permalink)
 
barıs52  Görüntü Resmi
 
Katılma Tarihi: Tem 2007
Nereden: samsun
Yaş: 17
Mesajlar: 41
Varsayılan

çok gzel bir paylaşım
__________________
DR€@m OF LİF€
barıs52 Şuanda Forumda Değil   Alıntı yaparak cevapla
Eski 04.07.2008   #4 (permalink)
 
Katılma Tarihi: Mar 2007
Nereden: kahramanmaraş
Yaş: 24
Mesajlar: 5
Varsayılan

teşekürler emeğine sağlık..
abuhayat Şuanda Forumda Değil   Alıntı yaparak cevapla
Cevap


Şu Anda Konuyu İnceleyen Aktif Kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
bayanlar sizin için çakılarım var kaderkeskin Geyik resim 0 20.06.2007 22:28
Sicaktan sikayet eden bay ve bayanlar için kaderkeskin Geyik 0 05.06.2007 10:32
ESTETIK ALGINIZI VE BILGINIZI OLCUN ( kızlar ve bayanlar için özel ) Ozcank Güzellik ve Bakım 0 04.03.2007 12:06
Kış aylarında bayanlar için cilt ve saç bakımı ~~PeRi~~ Sağlık 0 05.01.2007 12:52
bir kaç korunma yolu ve önerisi beyler ve bayanlar buyrun ....saygılar...!!!1 <EFTELYA> Korunma - Güvenlik 0 24.07.2006 13:22


Şu anki forum saati: 18:00.


cnt hizmet sağlayan firma
ForumTi.com'un yapımı ve yayınlanması CNT'ye aittir.
Sitedeki içerikleri foruma ücretsiz şekilde üye olabilen ziyaretçiler oluşturur. Bu içeriklerin sorumluluğu yazana aittir.
Eğer yasak ve aykırı içerik tespit edilirse site yöneticilerine bu konular bildirilir ve kaldırılır. Site yönetimi haberdar edildiğinde sonuç alınamaz ise servis sağlayıcı CNT'ye bildiride bulunabilirsiniz.
vBulletin® v3.7.2, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd. Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258