Geri Dön   Forum Ti > Eğitim > Liseler
Üye Ol Üye Listesi Takvim Forumları Okundu İşaretle

Liseler Ödevleriniz, E-Kitap Arşivi Ve Soru Bankası...

Cevap
 
Konu Araçları
Eski 30.03.2007   #1 (permalink)
The Answer
Ziyaretçi
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Başarı İpuçları

Televizyona Dikkat Edin

Uzmanlar, insan beyninin aynı anda birden çok uyaranı algılayabildiğini; ancak bunlardan sadece birine dikkati toplayabildiğini söylüyorlar. Yapılan araştırmalar, öğrenmenin gerçekleşmesini sağlayacak kadar bir dikkatin, sadece bir noktada toplanabileceğini ortaya koymuştur.
Bazı öğrenciler, televizyonun bulunduğu ortamda televizyon açıkken ders çalışma yanlışına düşüyorlar. Oysa hem ders çalışmak, hem de televizyonu göz ucuyla da olsa seyretmek öğrenmenin verimli bir şekilde gerçekleşmesini engeller.
Uzmanlar, insan beyninin algıladığı bir çok bilginin görme duyusuyla elde edildiği görüşünde birleşiyorlar. Sınavlara hazırlanan bir öğrenci için, beynin algılaması gereken bilgiler televizyonla elde edilenler değildir. Bilgisayarı olanlar bilirler: Bilgisayarın hafızası gereksiz bilgilerle doldurulunca bilgisayarın işlem hızı düşer. İnsan beyninin de bir algılama gücü ve işlem hızı vardır. Sınavlara hazırlanan öğrenciler, beynin algılama gücünü en verimli şekilde ders çalışmak için kullanmalıdır. Bu güç, başka işlerde özellikle de televizyon izlemede kullanılırsa gereksiz bilgiler hafızaya yüklenmiş olur. Bu; beynin hem dersleri öğrenmek için gerekli olan algılama gücünü zayıflatır, hem işlem hızını azaltır, hem de zaman kaybına yol açar.
Televizyon izleme ile ders çalışma bir arada olmayacağı gibi ders çalışmadan sonra verilen 10-15 dakikalık kısa aralıkların da televizyon izlemekle değerlendirilmesi yanlıştır. Çünkü bu kısa aralıklar, beynin dinlenmesi ve daha sonra yapılacak olan öğrenme eylemine hazırlanması amacıyla verilir. Bu aralarda televizyon izlemek, beyni yorar; en azından dinlendirmez. Öyleyse verilen aralardan beynin dinlendirilmesi adına gerekli verim alınamaz.
İlla televizyon izlenmek isteniyorsa, izlenmek istenen programlar önceden belirlenip programa alınmalıdır. Yalnız, programda belirlenen süreler aşılmamalıdır. Öğrenciler arasında en çok zaman kaybına neden olan eylemlerin belirlendiği araştırmalarda televizyonun ilk sırayı aldığı görülmüştür. Çünkü televizyon izlemeye başlarken kişide olan kontrol, izleme esnasında televizyona geçer. “Şimdi kalkarım, biraz sonra ders çalışmaya başlarım, bakalım ne olacak, reklamlardan sonra...” derken bir de bakılıyor ki vakit uçup gitmiş ve öğrenci bunun farkında bile değil. Televizyonun bağımlılık oluşturduğu, hatırdan çıkarılmamalıdır.
Sınavlara hazırlanan bir öğrencinin yapacağı en akıllıca iş, beynini sınavlarda gerekli olan bilgilerle doldurmak; bunu yaparken da televizyon seyretmek gibi zaman alıcı ve beyni yorucu eylemlerden uzak durmaktır. Öğrenci, çok istediği eylemleri gerçekleştirmeyi hiç olmazsa sınav sonuna erteleyebilme iradesini gösterebilmelidir.

  Alıntı yaparak cevapla
Eski 30.03.2007   #2 (permalink)
The Answer
Ziyaretçi
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan

Günü Verimli Kullanın

Başarıya ulaşmak, günü verimli kullanmakla doğru orantılıdır.
Bir iş yapılırken ,sürenin yetersizliğinden yakınılıyorsa orada bir eksiklik vardır. O da planlama eksikliğidir. Bir çok kişi ise plan yaptığı halde gerekli öğrenmenin gerçekleşmediğinden şikayetçidir. Plan, yaparken planın en verimli nasıl işletileceği veya en verimli çalışmanın ne şekilde yapılacağı bilinmezse bu yakınmalar sürüp gider.
Kişi günü en iyi nasıl değerlendireceğini , planında hangi zamanı neye ayıracağını iyi bilmelidir. Şimdi uzmanların araştırmalarından yola çıkarak, bir günün en verimli şekilde nasıl değerlendirilebileceğini görelim.
Sabah saatleri
Hayatta başarılı olmuş, ömürlerine birkaç insanın yapabileceği kadar çok işeri sığdırmış başarılı ve meşhur kişiler, sabah vakitlerinin önemine dikkat çekmişler ve sabah erken kalkıp sonra da uyumamayı başarıya götüren önemli bir sebep olarak vurgulamışlardır. Fizyologlar; “kortizol” gibi, uyanıklık veren hormonların en fazla salgılandığı periyot olarak sabah 8 – 11 arasını gösteriyorlar. Uzmanlar yaptıkları sayısız araştırmada bu saatlerin planlama, düzenleme ve ileriye dönük düşünce üretimi için en verimli saatler olduğu sonucuna varmışlardır. Başarılı olan kişilerin bu saatleri dikkate almalarının önemi burada olsa gerek. Öyleyse planlama aşamasında sabah satleri mümkün olduğunca öğrenmeye yönelik etkinliklere ayrılmalıdır.
Öğle saatleri
Bilimin verilerinden yola çıkarak öyle saatlerinin dinlenmeye ayrılması gerektiğini söyleyebiliriz. Çünkü uzmanların açıklamalarına göre hormonal denge açısından öğle saatleri vücudun dinlenmeye çekildiği periyottur. Bu saatlerde çalışmaya ara verilmesinin ve mümkünse kısa bir uyku arasının plana yerleştirilmesinin gerekliliğini yine uzmanlar söylüyorlar. Araştırmalar, yarım saatle iki saat arasında değişebilen bu uyku arasının öğrenciye canlılık kazandıracağını, bu ara sonunda sanki güne yeni başlanmış gibi bir durumun oluşacağını ortaya çıkarmıştır.
Öğleden sonra ve akşam saatleri
Vücudumuzda her gün gerçekleşen ve “biyoritm” aktiviteler zinciri içerisinde, öğleden sonra saat 4 – 6 arası zihinsel canlılığın tekrar ortaya çıktığı belirlenmiştir. Öğrenci kalıcı bir öğrenme istiyorsa zihnin en açık olduğu saat olan sabah saatlerinde öğrendiklerini öğleden sonra 4 – 6 arasında tekrar etmesi gerekmektedir. Hafızaya alına bilgilerin uzun süreli olması amaçlanıyorsa bu süre en verimli aradır.
Fizyologlar, akşamüstü saat 5 – 7 arasının vücut sıcaklığının en yüksek saatler olarak belirlendiğini belirtiyorlar. Bunun anlamı, fiziksel egzersiz olarak seçilebilecek en uygun vakitlerin bu periyot olmasıdır. Gece uyuma problemi olanlar için bu egzersizlerin doğal bir uyku ilacı fonksiyonu olduğu da uzmanların görüşü. Akşam saat 7’den sonra ise zihin yine öğrenme faaliyetlerine açılır. Üç saat süren bu aralık, çalışma için uygun ve verimli bir periyottur. Eğer akşam yemeği çok yenilmemişse, bu sürede öğrencinin uykusu da gelmeyecektir. Uyku başlangıcı için uzmanların tavsiye ettikleri saat aralığı gece 10 – 11 aralığıdır. Bu saatlerden sonra arttık çalışma bırakılmalı vücudun ve zihnin dinlenmesi için yatak odasının yolu tutulmalıdır.
Planlarınızı hazırlarken yukarıda anlatılan bilimsel verilerden yararlanmanız, gününüzü daha iyi değerlendirmenizi dolayısıyla da başarıya ulaşmanızı sağlayacaktır.

  Alıntı yaparak cevapla
Eski 30.03.2007   #3 (permalink)
The Answer
Ziyaretçi
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan

Plân Yapmayı Öğrenin

Çoğu öğrencimiz, birden çok dersi aynı günde çalışmak zorunda olmaktan yakınıyor. Ayrıca hem sınavlara hazırlığı hem de okul derslerini bir arada yürütme konusunda sıkıntı çektiklerini söylüyor. “Nasıl çalışsam, hangisine önce başlasam, ikisini bir arada yürütebilir miyim, zamanı yetirebilecek miyim?” gibi endişe ve kararsızlıklar gerçekte plansızlığın doğal bir sonucudur.
Plan Nedir?
Yapılacak işlerin belli bir süre ve düzen içine sokulmasına plan denir. Sınavlara hazırlık ciddi bir iştir. Bu işte başarıya ulaşmak, planlı bir çalışmayla mümkündür.
Planlanmış bir çalışma, hedefe yönelik yapılacak işlerin etkili bir şekilde yürütülmesini sağlar. Plan; “nasıl”, “ne zaman” ve “nerede” , “hangi derse çalışılacağına” karar verme demektir.
Plansızlık Ne Tür Sorunlara Yol Açar?
Plansızlık; öğrencide dikkatsizliğe, yorgunluğa, bitkinliğe, isteksizliğe ve dalgınlığa neden olur. Bu durum, öğrencide ruhsal baskı, kararsızlık, çalışmaya motive olamama ve verimsiz çalışma gibi olumsuz sonuçlara yol açar. Bu sorunların aşılması için planlı çalışmanın nasıl yapılacağı çok iyi bilinmeli ve çalışmalar planlı bir şekilde yürütülmelidir.
Plan Yaparken Dikkat Edilecek Hususlar Nelerdir?
Planlı çalışmada yapılacak ilk iş, çalışma sürelerini belirlemektir. Yani hangi dersin hangi konusuna ne zaman çalışılacağını saptamaktır.
Planlar ; günlük, haftalık, aylık ve yıllık olarak değişik şekillerde yapılabilir. Bir öğrenci en az bir adet günlük, bir adet de haftalık plan yapmalıdır.
Plan yapılırken;
  • Günlük çalışma süreleri derslere uygun bir şekilde ayrılmalıdır.
  • Hangi dersin hangi saatte çalışılacağı kararlaştırılmalıdır.
  • Öğrenilmesi zor olan dersler, zihnin algılama gücünün en yüksek olduğu saatlere yerleştirilmelidir.
  • Öğrenilmesi kolay dersler, zihnin yorulduğu ve algılama gücünün zayıfladığı saatlere yerleştirilmelidir.
  • Her öğrencinin algılama gücünün en yüksek olduğu saatler farklılık gösterebileceği gibi genelde zihnin dinlenmiş durumda bulunduğu sabah saatleri etkili öğrenmenin en verimli biçimde olabileceği saatler olarak kabul edilmektedir.
  • Planlama yapılırken, plana yerleştirilen derslerin okul derslerindeki plana uygun olması öğrenmeyi artırır. Örneğin Pazartesi günü okulda matematik dersi görülüyorsa evde uygulanan planda da pazartesinin matematiğe ayrılması tercih edilen bir yöntem olmalıdır.
  • Çalışma günleri planlanırken her günün aynı saatlerine denk getirilmesi öğrencinin o saatlerde çalışmaya motive olmasını sağlayacaktır. Bu aynı zamanda dikkatin toplanmasına ve zamanla öğrencinin o saatlerde çalışma isteğinin uyanmasını sağlayacaktır.
  • Planda yemeklerden sonraya ders çalışma konmamalıdır. En az yarım saat ara verecek şekilde planlama yapılmalıdır; çünkü yemekten hemen sonra yapılacak bir çalışma verimli olmayacaktır.
  • Plan hazırlanırken ders çalışma süreleri 45 – 50 dakika tutulmalı ve 10’ar dakikalık aralar verilmelidir. Uzmanlar, en etkili çalışma yönteminin ara verilerek yapılan çalışmalar olduğunu belirtmektedir. Ancak, dinlenme süresinin 10 dakikadan fazla olması, dikkatin dağılmasına ve çalışmaya karşı isteksizliğin artmasına neden olacağından bu süre aşılmamalıdır.
  • Planlama yapılırken öğrenmede birbirine yakın dersleri peş peşe koymamak gerekir. Örneğin; matematik ve fen dersleri peş peşe gelmesi yerine, matematikle Türkçeyi peş peşe getirecek bir plan tercih edilmelidir. Kısacası bir sayısal dersle bir sözel dersin peş peşe geldiği bir plan daha uygundur.
  • Plan yazılı hale getirilmeli ve sürekli görülüp motive olunan bir yere asılmalıdır ki planlı çalışmayla ulaşılacak hedef her an akılda olsun.
  Alıntı yaparak cevapla
Eski 30.03.2007   #4 (permalink)
The Answer
Ziyaretçi
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan

Kış Psikolojinize Dikkat Edin

Nisan ile ekim ayları arasında dinamik, dengeli ve enerji dolu insanlara kış mevsiminin başlamasıyla birlikte bir gevşeklik gelir. Bu dönemde sürekli yorgundurlar, karınları devamlı açtır ve moralleri bozuktur, yani kış depresyonu başlamıştır. Bu mevsimsel ruh hali rahatsızlıkları bir çeşit depresyon olup düzenli olarak sonbaharda başlar ve ilkbaharın gelmesiyle kendiliğinden kaybolur. Bu durumun sorumlusu epifiz bezidir. Beyindeki bu fındık büyüklüğündeki organın ruhsal durumumuz ve ruh halimiz üzerinde önemli bir etkisi vardır. Melatonin üretir ve bu hormonun etkisi yatıştırıcı tabletlerinkine benzer. Hareketsizleştirir, ruh halini olumsuz yönde etkiler, uykulu ve yorgun yapar. Çoğu zaman on, on iki saat uyuduğumuz halde dinlenemeyiz, zihinsel ve bedensel verimlilik bitme noktasına gelir. Dahası durmadan bir şeyler yemek isteriz, özellikle de tatlı şeyler. Ve bu hormon sadece karanlıkta üretilir. Buna karşılık gözün ağ tabakası tarafından alınan ve sinir yolları ile epifiz bezine iletilen ışık melatonin üretimini azaltır, ve insan gerek fiziksel gerek psişik olarak neşelenir. Gecelerin uzun, gündüzlerin kısa ve sisli olduğu kış aylarında insan organizması normal olarak uyanık- uyku ritminin ihtiyaç duyduğundan daha fazla melatonin üretir. Bu uyku hormonunun fazla olması sadece bedensel aktiviteyi frenlemekle kalmayıp ruhsal durumumuzu da etkiler. Bu nedenle aktivite hormonu adrenalin ve mutluluk veren serotonin ve endorphin gibi hormonları üretmek için vücudu uyandırmak, teşvik etmek önemlidir.
Bilim adamları gündüzleri en az bir hafta süreyle her hava şartında bir saat yürüyüş yapmayı öneriyorlar. Bu yürüyüşte önemli olan bir nokta da ağtabakanın ışığı alması ve epifiz bezine iletebilmesi için sık sık gökyüzüne bakmanızdır. Bazı doktorlar da serotoninin öneminden, kandaki serotonin miktarını arttıran beslenmeden söz ediyorlar. Bu hormon sadece ruhsal yönden kendimizi iyi hissetmemizde önemli bir rol oynamaz, kanda ne kadar fazla serotonin varsa, ruhsal durum o kadar sağlıklı ve dayanıklı olur. En yeni araştırmalara göre serotonin azlığı giderek artan açlık hissine ve karbonhidratlara duyulan isteğin artmasına neden olur. Ekmek, makarna, patates ve tatlılar yeteri kadar serotonin ürettiğinden bizi moral bozukluğundan kurtarırlar. Ancak sadece kısa bir süre için. Ne var ki, uygulanan bu diyet programı uzun sürede depresyona yol açmanın yanısıra kilo da aldırır. Serotonin diyetinin ağırlık noktası karbonhidratlardır, örneğin kepek, çavdar ürünleri, patates, sebze salata gibi. Fakat bu diyetin belirli bir miktar protein içermesi de gerekir. Bunlar da yağsız et, balık, süt ürünler, ve diğer protein içeren yiyeceklerdir. Tryptophan üretmesi açısından organizmaya yeterli zaman ayırmak için karbonhidratlı ve proteinli öğünler arasında en az üç, daha da iyisi dört saat geçmesi gereklidir. Karışık yendiği taktirde tryptophanın beyine giden yolda diğer aminoasitlerle engellenmesi tehlikesi vardır: Serotonin üretilemeyebilir, en azından yeterli ölçüde üretilmez. Bunun dışında karbonhidratların ve proteinlerin alınmasında zaman da önemlidir. Öğleden sonra geç saatlerde bedbinleşen, kötümser olan ve çok acıkan kişi öğlenleri proteinli besinler yemelidir.

  Alıntı yaparak cevapla
Eski 30.03.2007   #5 (permalink)
The Answer
Ziyaretçi
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan

Çalışma Tekniklerini BilinLongfellow: “Çalışmayı ve beklemeyi öğrenin.” diyor. Evet, başarıya giden yolda çalışmak, bunu yaparken de sabırlı olmak gerekir.
Vaktiyle adamın biri gemiyle yolculuk yapıyormuş. Kaptan ile arkadaş olmuş. Kaptan birkaç gece uykusuz kalmış. Adam kaptana uykusuz olduğunu hatırlatarak dümeni kendisine teslim etmesini, onun da bir süre dinlenmesini söylemiş. Kaptan:
- Nasıl olur? Sen dümen kullanmasını biliyor musun? diye sormuş.
Adam, dümen kullanmayı bildiğini söylemiş.
- Hiç merak etme, yat! demiş.
Kaptan dümeni adama teslim edip uyumuş. Adam, dümenin başına geçmiş; ama gemi nasıl olduysa karaya doğru yönelmeye başlamış. Sonunda karaya oturmuş. Meydana gelen gürültü üzerine kaptan uyanmış. Geminin karaya oturduğunu görünce:
- Aman arkadaş sen ne yaptın? demiş.
Bunun üzerine adam şu cevabı vermiş:
- Deniz tükendi, ben bir şey yapmadım.
Başarı sahiline ulaşmak için yapılması gereken çalışmalar bilinmezse gemi karaya oturacaktır. Öyleyse çalışma yöntemleri çok iyi bilinmelidir.
Başarılı olmak için kazanılması gereken üç davranış vardır:
- Düşünme alışkanlığını kazanmak
Öğrenci, sorunlarının çözüm yollarını kendi düşünmelidir. Gerek sınavlara hazırlık sürecinde gerekse yaşamda kişiye büyük katkılar sağlayacaktır böyle bir davranış. Kişinin kendine güvenini geliştirecektir. İş yapabilme kabiliyetini olumlu yönde etkileyecektir. Büyükler sadece bir kılavuzdur.
Anne baba ve öğretmenler deniz feneri gibidir. Ancak denizde giden öğrencidir. Asıl işi o yapmalıdır. Tabii bunu yaparken uyarılara kulak vermeyi ihmal etmemelidir.
Burada öğretmenlere düşen görevler de vardır. Öğrencinin düşünmesi için ona yol açmalıdır. Öğrencinin yerine düşünülürse öğrencinin düşünme yeteneği gelişmez.
- Okuma alışkanlığını kazanmak
Sözcük olmadan düşünmek imkansızdır. Sözcük bilgisi düşünce ve zekayı geliştirir. Bu yüzden bizler sözcük hazinemizi geliştirici çalışmalar yapmalı, bol bol kitap okumalıyız.
Yapılan bilimsel araştırmalar sözcük bilgisinin önemini bize kanıtlamaktadır. Stevens Teknoloji Enstitüsü profesörlerinden Dr. Johnson O’cannor , işletmecilik alanında idare amiri olmak üzere ders gören 100 gence “kişinin kelime hazinesini ölçen” bir test uyguluyor. Beş yıl sonra yapılan araştırmalarda , test puanları ilk yüzde ona giren öğrencilerin tamamının idare amirliklerine yükseldiği ; puanı aşağı yüzde yirmi beşe dahil geçlerin hiçbirinin idare amiri olamadıkları ortaya çıkmıştır.
Hayatta başarılı olmak istiyorsanız kelime bilgisini artırınız. Göreceksiniz ki zekanız daha iyi işleyecek , kişiliğiniz renklenecek, hayatta daha başarılı olacaksınız. Çünkü kelime bilgisi artıkça insanın düşünme yeteneği ve zekası da artmaktadır. Çok okuyan sınavlarda çıkabilecek soruları da daha kolay çözerler.
- Kendi kendine iş yapabilme alışkanlığını kazanmak
Bir öğrenci, gerek sınavlarda gerekse hayatta başarılı olmak istiyorsa kendi başına davranma yeteneğini edinmelidir. Ders çalışırken hep başkalarından yardım beklememelidir. Aksi taktirde öğrenmesi gerekenleri tam olarak öğrenemeyecektir. Aile ve öğretmenler, öğrenciye yol gösterici olmalıdır. Ne aile ve öğretmenler bu sınırdan taviz vermelidir ne de öğrenciler bundan daha fazlasını talep etmelidir.
Bisiklet sürenleri kırk yıl izleseniz, kendiniz bizzat bisikletin üstüne binip onu sürmeyi öğrenmeye çalışmadıktan sonra kesinlikle bisiklet sürmeyi öğrenemezsiniz. Sınavlara hazırlanırken karşılaşılacak sorunların aşılmasında büyüklerden sadece yardım isteyiniz, ancak sorunlarınızı onların çözmesini istemeyiniz. Ödevlerini hep başkalarına yaptıran bir öğrenci sınavlarda ne kadar başarılı olabilir ki?
Burada anne baba ve öğretmenlere da görev düşmektedir. Öğrencinin görevlerin yapmamalı ona sadece yol göstermelidirler. Örneğin bir kelimenin anlamını soran öğrenciye kelimenin anlamını söylemek yerine sözlük tavsiye edilmeli, bir problemi soran öğrenciye sorunun çözümünü yapmak yerine çözüm sadece yöntemini göstermeli, bir konuda bilgi almak isteyen öğrenciye bilgi vermek yerine bilgiyi nerede bulacağını göstermelidir. Kısacası öğrenmeyi öğretmeli ki öğrenci hayat boyu kendi kendine öğrenmeyi gerçekleştirebilsin.
Bu davranışları edindikten sonra takip edilecek yöntemler:
Yaşayarak öğrenme
Ezberleme ile öğrenme gerçekleşmez. Kalıcı öğrenme içim öğrenme sürecinin içinde olmak gerekir. Bir problemin çözümü ezberlenirse o problem çözülür belki ama benzeri farklı bir problem çözülemez hatta belli bir süre sonra çözümü ezberlene problem vb. çözülemez çünkü unutma olur. Öyleyse bizzat çözüm yolları üzerinde çalışılmalı, ezberden uzak durulmalı. Türkçe dersi için okuma çalışması yapılmalı, metinler üzerinde durulmalı, düşünülmeli, metinden sorular çıkarılmalı, bilinmeyen kelimelerin ve kelime gruplarının anlamları bulunmalı, yazının konusu ve yazılış amacı belirlenmelidir. Matematikten ise konuların temel özellikleri iyi anlaşılmalı, problemlerin çözümleri üzerinde durulmalı, bütün veriler kullanılmalıdır. Sosyal bilgilerde ise harita atlas vb materyaller kullanılmalı. Fen dersinde deneysel bir çalışma yöntemi benimsenmelidir . Bunlar mümkün olduğu nispette yapılabilir. Yaşayarak öğrenme bol bol alıştırma yapmayla gerçekleşir. Bir kişi kemen çalan birini kırk yıl seyretse keman çalmayı öğrenmez, yüzmek, araba kullanmak gibi dersi öğrenmek de bizzat işin içinde olmayla mümkündür.
Burada dikkat edilecek bir husus da sevilen ders ve konuların yanında sevilmeyen (sevilmeyen ders olmamalı aslında) ders ve konulara da çalışılmalıdır öğrencilerin bir çoğu hep sevdikleri derslere çalışarak kendilerini yanıltıyor ve böylece çalışma eylemini gerçekleştirdiğini zannederek rahatlamaya çalışıyor. Oysa sevilen ders ve konular genelde bilinen ders ve konulardır. Öğrenme bilinmeyenin hafızaya alınması ise sevilmeyen ders ve konuların üzerinde yoğunlaşmak başarı için şarttır.
Atalarımız, bir şey hiç uygulanmasını yapmadan, yalnızca nasıl yapıldığını görmeyle öğrenilmez anlamına gelen; “Bakmakla öğrenilseydi kediler kasap olurdu.” atasözünü sözlüklerimize kazandırarak buraya kadar anlattığımız konuları en güzel şekilde özetlemişlerdir.
Alıştırma
Başarılı olmak için çok alıştırma yapmak gerekir. Çok örnek çözmek gerekir. Alıştırma yapmak konunun bütün yönlerinin kavranılmasını da sağlar.
Yardım isteme
Gerek çalışma esnasında gerekse alıştırma yaparken anlaşılmayan yerler not alınmalı daha sonra da bu yerler bir bilene sorulmalı. Aileden biri, tanıdık biri, grup arkadaşlarından biri yardım almak için yeterli olabilir.
Grup çalışması
Öğrenci için ten başına ders çalışmak sıkıcı olabilir. Ayrıca öğrenci bilmediği sormak ihtiyacı duyduğu konuları öğrenmek için yanında her zaman bir öğretmen bulamayabilir. Bununla birlikte, bilinen bir şeyin başkasına anlatılması en etkili öğrenme yöntemlerindendir. Çünkü böyle bir çalışma yöntemi unutmayı engeller. Bütün bunları gerçekleştirmenin tek yolu grup çalışmasıdır. Dersleri iyi olan ve anlaşabileceğiniz 3-5 arkadaşla bir araya gelinerek böyle bir çalışma yapılabilir. Herkes birbirinden faydalanmış olur. herkes en iyi bildiğini bir diğerine anlatır.
Kendini düşünen, her şeyi ben kendim yapabilirim diyen, başkalarıyla bir şeyleri paylaşma ihtiyacı hissetmeyenlerin hayatta başarılı olma şansları yoktur, olsa bile mutlu olma şansları hiç yoktur. Paylaşan, birbirine yardımcı olan kişiler hem başarılı hem de mutlu olurlar .Grup çalışması paylaşmanın, yardımlaşmanın en güzel örneklerinden biridir. Grup çalışmasına katılan öğrencilerin başarılı olma şansları da diğerlerinden daha yüksektir.
Deneme
Öğrenci haftada bir deneme sınavı çözerek bilgilerini süreye bağlı olarak kullanmayı öğrenmelidir. Bu çalışmayla sınav sistemi için de tecrübe kazanılacaktır. Denemelerden sonra da mutlaka değerlendirme yapılmalı yanlış yapılan ve boş bırakılan sorular tespit edilmelidir. Yardım alınarak bu eksiklikler giderilmelidir.
Tekrar
Belli bir süre sonra, önceden öğrenilenler unutulur. Unutulmanın engellenmesi tekrarla mümkündür. Özellikle sözel derslerde unutma çabuk olur. Bunun için belirli aralıklarla tekrar bu derslerde çok gereklidir. Sınıfta öğrenilen ders eve gelindiğinde tekrar edilirse hafızaya alma daha da kolaylaşır, öğrenilenlerin unutulması zorlaşır. Sözel derslerde bu işe ek olarak bir de ön hazırlık faydalı olacaktır. Sınıfta görülecek ders önceden okunarak sınıfa gidilme şeklinde olur bu ön hazırlık. Bol bol test çözülerek de tekrar yapılabilir. Burada dikkat edilecek nokta, sorularla tekrar yapıldığından dolayı, eğer bilinemeyen, çözülemeyen soru olursa yardım alınarak bilgi eksikliğinin giderilmesi yoluna gitmeyi ihmal etmemektir.
Değerlendirme
Yapılan çalışmalar değerlendirilmelidir. Ne kadar çalışılmalıydı, ne kadar çalışıldı? Ne kadar yanlış var? Kaç boş var? Yetersizlik hissedilen konular neler? Eksikliklerin nasıl giderilmesi gerekir? Hatalara en aza indirmek için neler yapılmalı? Başarılı olmak için daha neler yapılabilir? Değerlendirme çalışmalarında bu soruların cevapları aranmalıdır. Bu değerlendirme, kişinin eksiklerini giderip tam öğrenmeyi gerçekleştirmek bakımından çok önemlidir.
Ne yapıyorsanız başarıya ulaşma adına yapıyorsunuz. Yani kendiniz, kendi geleceğiniz için... Konuyu Sang H. Kim’in çok anlamlı ve ders alınması gereken güzel bir sözüyle tamamlayalım: “Başarı size gelmez, siz ona gideceksiniz!”
  Alıntı yaparak cevapla
Eski 30.03.2007   #6 (permalink)
The Answer
Ziyaretçi
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan

Temizliğinize Dikkat Edin

Cilt temizliği, sabahları derinin salgılarını harekete geçirmek; akşamları ise, gözeneklerde birikmiş kir zerreciklerinden kurtulmak için mutlaka yapılmalı. Cildinizin haftada 2-3 kez, tüm yağ kalıntılarını alacak bir maskeye de ihtiyacı vardır. Aynı zamanda cildi derinlemesine nemlendiren bir maske seçmeye özen gösterin.
Haftada 1 kez, buhar banyosu hazırlayın: Gözeneklerin genişlemesini sağlayacağından, siyah noktalardan kurtulmanız kolaylaşacaktır. Başınızın üzerine bir havlu örterek, yarıya kadar kaynar su doldurduğunuz bir tencerenin üzerine eğilin. 10 dakika sonra, yüzünüzü kurulayın ve siyah noktaları sıkın. Bu işlemi yaparken, ellerinizin temiz olmasına dikkat edin. Parmak uçlarınıza sargı bezi sarıp noktaları sıkabilirsiniz. Ama sıkmakta zorlanırsanız fazla üstelemeyin. Cildiniz tamamen kuruduğunda tekrar buhara tutun. İşlem sona erdiğinde yüzünüzü bir tonikle dezenfekte edin.
Gençler arasında özellikle yaygın olan bu problemin çözümünde, cilt tipleri farklı olduğundan, kızların ve erkeklerin uygulaması gereken kürler de farklı. Ancak yine de, her iki cinsin de uyması gereken bazı kurallar var.
Doğru ve hijyenik temizlik: Cildi fazla hırpalamadan düzenli olarak yıkayın. Cildi fazla kurutmamak için pH değeri derinin doğal pH'ına yakın (5.5 civarında) bir temizleyici kullanılmalı. Daha da derinlemesine bir temizlik isteniyorsa, her 3-4 günde bir, gözeneklerde biriken yağ ve tozu alan kil maskesi uygulanabilir.
Beslenmeye dikkat: Çikolata ve şarküteri ürünleri sivilce yapar görüşü, çok yaygın fakat çürütülmüş bir iddia. Son araştırmalar, beslenmenin akne üzerinde doğrudan etkisi olmadığını gösterse de, üzerinde durulması gereken önemli bir nokta var: Meyve ve sebze açısından zengin, sağlıklı beslenme cildin en önemli dostu.
İyi dinlenin: En iyi güzellik kürü uyku. Stresten uzak bir ortamda dinlenebilmek çok önemli. Özellikle gecede en az 7-8 saat uyumak şart. Uykunun hormonal aktiviteyi düzenlediği herkesçe biliniyor.
Ellerinizi yüzünüzden çekin: Cilde zarar vermeksizin yok edilebilecek siyah noktalardan farklı olarak, kançıbanları asla sıkılmamalı. Aksi halde, iltihaplı enfeksiyon, ardında bir yara ve iz bırakarak yayılabilir.
Uzmana görünün: Kış gelip de akneler belirmeden önce mutlaka dermatologunuzla görüşün. Çünkü, yaz aylarında kuruyup hassaslaşan cildiniz, tatil öncesinde uyguladığınız akne tedavisini tekrarlamanızdan zarar görebilir.
Bitki çayları da işe yarıyor: Her gün organizmayı temizleme özelliği taşıyan bir bitki çayı içmek cildinize faydalı olacaktır. Özellikle ıhlamur ve rezene içeren çayların çok yararını görürsünüz.

  Alıntı yaparak cevapla
Cevap


Şu Anda Konuyu İnceleyen Aktif Kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
imtehana mı giriceksiniz...işte başarı duası.. The Answer İslamiyet 7 21.09.2008 11:09
Başarı Klavuzu The Answer Liseler 7 07.07.2008 16:39
ÖSS’de de başarı puanı hatası mı? b.girldilek Öss 0 19.07.2007 21:41
Yüksek tansiyon aşısının denemesinde büyük başarı b.girldilek Sağlık 1 05.07.2007 12:13
Mehmet Cansun: Başarı olarak Fenerbahçe'nin çok ilerisindeyiz The Answer Galatasaray 0 29.09.2006 19:26


Şu anki forum saati: 12:16.


cnt hizmet sağlayan firma
ForumTi.com'un yapımı ve yayınlanması CNT'ye aittir.
Sitedeki içerikleri foruma ücretsiz şekilde üye olabilen ziyaretçiler oluşturur. Bu içeriklerin sorumluluğu yazana aittir.
Eğer yasak ve aykırı içerik tespit edilirse site yöneticilerine bu konular bildirilir ve kaldırılır. Site yönetimi haberdar edildiğinde sonuç alınamaz ise servis sağlayıcı CNT'ye bildiride bulunabilirsiniz.
vBulletin® v3.7.2, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd. Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265