Geri Dön   Forum Ti > Kültür Sanat > Sanat Haberleri
Üye Ol Üye Listesi Takvim Forumları Okundu İşaretle

Sanat Haberleri Tüm sanat dallarına ait haberler...

Cevap
 
Konu Araçları
Eski 26.12.2006   #1 (permalink)
sanat sorumlusu
 
Katılma Tarihi: Eki 2006
Nereden: istanbul
Mesajlar: 273
Varsayılan Ayşe kulin-Bir varmış,Bir yokmuş

Hayalin varlığı gerçeğin yokluğu

Ayşe Kulin’in yeni öykü kitabı ’Bir Varmış Bir Yokmuş’ta yaşanmış öyküler, ilginç gazete haberleri, biyografilerden kesitler, aristokrat karakterler, prensesler, töre cinayetleri var.



’BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ’, Ayşe Kulin yazınının hemen hemen tüm karakteristiklerini ve hatta karakterlerini bir araya getiriyor. Yaşanmış öyküler; enteresan gazete haberleri, biyografilerden kesitler, aristokrat karakterler; dünyanın ve yurdumuzun ileri gelenleri, prensesler, diplomatlar, soylu aileler, Türk kadının dramı; töre cinayetleri, eril tahakkümler... Fakat bu kez yazarın birkaç yeni sürprizi var. İlk kez denediği kurguyu çoğaltmasına olanak veren yeni yaşamlar girmiş kitabına. Yeni sorular sorabilmiş bu karakterler okuyucuya.

Gerçek olan nedir bir insan için? Duyduğu, gördüğü, dokunduğu, okuduğu mudur yoksa hepsiyle ya da hiçbiriyle kurduğu hayaller midir? Kitabın hangi yüzü gerçektir? Bu karmaşaya bırakabilmek kendini, gerçeğin ve hayalin bütünlüğüne ulaşıp yeni bir dünya kurdurtur mu insana?

Her şey zıttıyla bir bütündür, tüm parçalarıyla ve tüm eksik kalanlarıyla. Eksik kalanlar kendi döngüselliği içinde tamam eder yolları, soruları, yarımları. Var olan yok olacaktır ve yok olan da var. Bu imgelerin kendileri gölgelere dönüşecektir ve suretler belki de daha parlak ve daha gerçek olacaktır asıllarından. Yanılsama zannettiklerimiz asıl yerlerini bulup değiştirecektir rolünü. Aslında kitapta yer alan ‘gerçek’ olaylar da bir hayli kurmaca gibi gelmektedir. Çünkü kitapta yer alan yüksek sınıfa mensup kişilerin fırtınalı yaşamları, tepelerden aşağılara düşüşleri oldukça şatafatlı olduğundan, gerçekten çok kurgusal durur. Bu kadınlarla, töre cinayetlerinde ölen ve kocalarından bir ömür boyu çeken alt sınıftaki kadınlar bir arada anlatılınca hikayeler inandırıcılıklarını iyiden iyiye yitirir daha doğrusu birbirlerinin önünü kapatıp görünmez kılarlar. İki kesimin apayrı yaşamları ve dertleri, ortaklıkları barındırsa da birbirini anlamsızlaştırır. Yine de kitabın ikinci kısmı bu ayrılığı bulanıklaştırıp iç içe geçmelere olanak tanıyarak hayalin içindeki gerçekleri daha gelirginleştirir.

Gerçek yaşam öyküleri
Kitabın ‘asıl’ baş tarafındaki öyküler yazarın yıllar önce gazetelerde ve dergilerde yazdığı ‘gerçek ve ilginç yaşam öyküleri’nden oluşur. Bir var ve bir yok olan bu insanlara ne olduğu ve ne olabileceği, kitabın ‘suret’ baş tarafındaki öykülerin içinde istediğiniz ilişkiyi istediğiniz karakter ve olay ile kurgulayabileceğiniz cevaplarda saklıdır. Bu ‘arka’ taraf bir yok ve bir varlardan oluşmakta ve olabileceklerin sınırları zihninizin yaratıcı ve hınzır gücü ile sınırlanmaktadır. Öyküler İstanbul’dan, Paris’e, Karadeniz’den Mısır’a pek çok yere, pek çok hayata konuk eder okuyucuyu. Bu zengin coğrafya, renkli yaşamları da beraberinde getirir. Anabella’nın öyküsüyle başlar roman; üstün genlere, soylu bir aileye ve eşsiz yeteneklere sahip güzeller güzeli bu kadın yaşamında bizim kabullendiğimiz anlamda bir türlü başarılı olamaz.

Pek çok dil bilen, çok gelişmiş bir müzik yeteneğine sahip olan bu delişmen kadın, delişmenliğinden ve özgür yüreğinden olsa gerek bir evliliği ‘bile’ yürütemez doğru düzgün. Ayrılmak böylesine sıradışı bir kadının bile kendini başarısız hissetmesine neden olur. İlk önce bu hissiyat anlamsız gibi görünse de kitaptaki diğer güçlü, hayatta ne istediklerini bilen ve bunun için bir şeyler yapan kadınların ayaklarına takılan ve çoğu zaman yere kapaklanmalarına neden olan kocaların yaptıkları resmi geçit yardımıyla, toplumsalın statü dinlemeden tüm kadınlara nasıl korkunç bir bilinç yüklediği daha açıklık kazanır ve bu haleti ruhiye hafiften su götürür bir nitelik kazanır. Anabella’nın çok iyi bir sese sahip olmasına karşın, sınav zamanlarında hep başarısız olması, sesinin soluğunun kesilmesi yine bir öncekine benzer nedenlerden kaynaklı bir ruh durumu olarak okunabilir. Ayrıca Anabella gibi bir aristokratın çingeneliğe ve sirk yaşamına özenmesi, özgür ruhların hepsinde gözlenebileceği gibi, soylu ailelerden gelen çocukların tümünde olan bir özenti hali olarak yorumlanabilir.

Cömert’in öyküsünde yine serseri ruhlu bir zengin aile çocuğunun maceralı yaşamına tanık oluruz. Kahire’de tanıştığı bir hanımla anlaşmalı evlilik yapan Cömert Bey Türkiye’nin çok ünlü simalarıyla her daim ilişki içinde bulunmuş ve fakat anlaşmalı evlilik yaptığı karısını bir köşede unutmuştur. Bir başka skandal olaylar dizini içeren Münir’in öyküsünde ise, korkunç ve gizemli bir şekilde ölen büyükelçi bir baba ve soylu bir anneye sahip olan genç Münir’in parklarda yatmaya kadar düşen yaşamını izleriz. Yine bir büyükelçi çocuğu Gülcan’ın macerası ise Ermenileri hem terörist hem kardeş gösterme kararsızlığı içinde kalınmış hissi verir okuyucuya.

Aylin de var
Aylin’in öyküsü hepimizin bildiği, Kulin’in bestseller romanı ’Adı Aylin’in küçük bir özeti gibidir. Bu öyküyü neden kitaba aldığı hayal bölümünde anlam kazanacaktır, Aylin’in ölümü için farklı sonlar önerir hayal dünyasındaki zihin.

Aylin de diğer güçlü, başarılı kadın karakterlerle ortak özellikler taşır, güzelliği erken yaşta evlenmesine, ideallerine duyduğu tutku yalnız kalmasına yol açacaktır. Kitapta kadınlar genellikle hırslı, yaratıcı, zeki ve ne istediğini bilen kadınlardır, erkeklere oranla daha üretken görünürler. Erkek kahramanlar genellikle daha tüketici, idealsiz ve savruk yaşamlara sahiptirler.

Piyanist, diğerlerinden farklı bir karakteri anlatır, daha cinsiyetsiz olan bu karakter zaten dilsizdir de. Bir gazete haberinden yola çıkılarak yazılır öykü; Sheppey adasında sırılsıklam bir genç bulunur. Smokinli ve elinde notalar bulunan bu adam konuşamaz, adını ve adresini yazamaz sadece piyano resmi çizer, sonrasında muhteşem çaldığı için piyanist sanılan ve üzerine bir hayli spekülasyon yapılan bu adam, Alman, çiftçi bir karı kocanın deli olduğuna inanılan oğullarıdır sadece. Anlatmak ve anlaşılmak, verili ön kabullerle, kısıtlı sözlerle ve basın gibi güçlü hegemonik araçların yardımıyla ne kadar mümkündür? İnsan yarattıklarının aracı haline gelmekten ne zaman kurtulacaktır? Asıl, son gerçek öyküdeki Rabia ailesinin elinden nasıl kurtaracaktır kendini? Piyanisti anlamamakta ısrar edip ondan korkanlar gibi ve daha korkuncu, kadınları ne zaman dinleyip anlamaya çalışacaktır insan ‘oğlu’?

Töre cinayeti
Mehmet Faraç’ın ’Töre Kıskacında Kadın’ adlı kitabından alınmış son öyküde Şanlıurfa’nın Kısas köyünde yaşanan bir töre cinayeti anlatılır. Rabia ile Mahmut’un kaçışı sonrasında karakola sığınışları, evlerine geri gönderilişleri ve ardından kızın ailesi tarafından cezasının vahşice verilişi olayı duygusallaştırmadan dökülür dile. Köy ahalisi bu infaza sadece izleyici kalır fakat sonrasında vicdanları elvermez ve mektuplarla ailenin erkeklerinin sözde kaza süsü vererek yırttıkları olayın gerçek yüzünü ilgili makamlara anlatırlar.

Töre cinayetlerini anlatmak fazlasıyla hassas, diğer hikayelerden (‘sözde’ Ermeni ‘soykırımı’ ‘iddası’ndan bile) çok daha yoğun bir politik duruşu gerektiren, kurgusal bir anlatıya malzeme olsa bile (ki hayal kısmında bu niteliği zaten dönüşüyor) apayrı bir kurguya ihtiyaç duyan bir konu. Yazar hikayeyi doğru bir üslupla sunmuş fakat belki de fantastik öğelerin ağırlıkta olduğu kitap söz konusu hikayeyi kaldıramamış, onunla uyuşamamış ve hikaye yazarının samimi aydın sorumluluğunun bir göstergesi olarak asılı kalakalmış metinde.

Kitabın gerçek kısmı bu acıtıcı keskin hikaye ile sonlanırken, diğer tarafta yine hüznün bir görünüp bir kaybolduğu ama var olmak çabasının çoğu yerde çok daha kuvvetli sürdüğü bir karnaval başlıyor.

Tadı kaçmasın, okuyana kalsın, kitabın hayal kısmı fazlaca anlatılmasın: Hikayeler birbiri ardına çok katmanlı bağlarla birbirine bir bağlanıyor bir çözülüyor, bir gerçeğe göz kırpıyor bir yansımalara yanaşıyor, hayallerin olmazsa olmaz pek çok öğesi bir arada birbirine eklemleniyor. Her zaman iyiler kazanamasa da tüm öykülerde bir umut var. Öykülerdeki umut piyanoyla özdeş çünkü o hem dinleyenin içini temizleyen tınıların kaynağı hem de şimdilerde gittikçe uzaklaşmasına rağmen Türkiye’nin aydınlanma seferberliğinde halkevlerinin başmisafiri olmuş bir imge. Ve sirk, bu kez hayal dünyası içinde bir kurtuluş, bir vaat imgesi adeta. Sessizliğin, yalınlığın ve acının yok edildiği, sonsuz mutluluğun hüküm sürdüğü bir garip dünya tasviri, gitmek, dönmek, bir var, bir yok olmak isteyenlere...

Tante Rosa’lar, Don Kişot’lar, aydın Atatürkçü kadınlar, serseri mayınlar, deliler, varlar, yoklar, gerçekler, suretler, dilsizler, çenesi düşükler, hepsi birbirin hayatında birbirinin hayalinde ya da kabusunda. Hangisi simülasyon hangisi değil? Döndükçe hep başa ve hep birbirinin içine doğru girer zaman, kimseyi dışarıda bırakmadan... ’Bir Varmış Bir Yokmuş’, işte bu döngüyü iyi yakalayabilmiş bir kitap.
~~PeRi~~ Şuanda Forumda Değil   Alıntı yaparak cevapla
Cevap


Şu Anda Konuyu İnceleyen Aktif Kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
cengiz hanın 16 milyon torunu varmış Chernobile Genel Bilgiler 3 24.10.2007 17:25
Böyle soyadları da varmış.. BurakWare Geyik 11 08.04.2007 22:01
ya arkadaşlar bi program varmış:-) karakartal Resimli Program Anlatım 2 12.11.2006 15:52
AYŞE HATUN ÖNAL - Çeksene Elini gamze_dmr Video Klipler 0 07.06.2005 16:41


Şu anki forum saati: 14:43.


cnt hizmet sağlayan firma
ForumTi.com'un yapımı ve yayınlanması CNT'ye aittir.
Sitedeki içerikleri foruma ücretsiz şekilde üye olabilen ziyaretçiler oluşturur. Bu içeriklerin sorumluluğu yazana aittir.
Eğer yasak ve aykırı içerik tespit edilirse site yöneticilerine bu konular bildirilir ve kaldırılır. Site yönetimi haberdar edildiğinde sonuç alınamaz ise servis sağlayıcı CNT'ye bildiride bulunabilirsiniz.
vBulletin® v3.7.2, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd. Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265