|
|||||||
| Spor Bu kurallara bakın: Spor bölümünde kesinlikle başka takımları tahrik edecek konu açmayın... Başka takımlara karşı argo-küfür kullanmayın... Herkes kendi takımının konularına ilgi göstersin |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Ziyaretçi
Mesajlar: n/a
|
Golün Adı: Thierry Daniel Henry ![]() Fransa'nın yetiştirdiği en iyi golcülerden biri olan Henry, kısa süren Serie A macerasının ardından yeniden bir araya geldiği mentoru Wenger yönetiminde rekorlar kırdı harikalar yarattı.. 0-100'ü 5 saniye olan Henry'nin muhteşem kariyerini sizler için derledik.. Thierry Daniel Henry Fransa Milli Takımı ve Arsenal'in gururu.. Dünya yıldızları onun kadar başarılı ve istikrarklı olmanın hayallerini kuruyor.. Kaydettiği goller kadar hazırlayıcısı olduğu gollerle de her zaman gündemde.. Günümüzün alışılmış forvet anlayışından çok modern futbolun güzelliklerini gözler önüne seren bir futbol anlayışı var.. Teklemeyen bir futbol makinası gibi.. Havada ve yerde rakip tanımıyor.. Golü her an koklayan Henry ya da İngiltere'de çağırıldığı takma adıyla "Titi" gerektiğinde şov yapmasını ve bilet parasının boşa gitmemesini de sağlıyor.. "Yangında ilk kurtarılacaklar" misali Arsenal'in nerdeyse herşeyi olan Henry'nin istikrarlı futbolu yaşadığı hayatın bir aynası.. ![]() .::KISACA HENRY::. Thierry Henry 17 Ağustos 1977'de Les Ulis, Fransa'da doğdu.. Henry forvet olarak Premier League takımı Arsenal'de kulüp tarihinin ve milli takımın en golcü futbolcusu olarak ter döküyor.. Günümüz futbolunun en dinamik futbolcularından biri olarak görülen Henry modern futbolun ihtiyaçlarını karşılayan bir gol makinası.. Bir forvet olmasına rağmen zaman zaman oyun kurucu özelliğini de gözler önüne seren Henry, bir çok forvetin aksine bencil bir oyun anlayışına sahip değil.. Geleneksel forvetlerin dışında bir görüntüsü olan Henry hava topları da dahil olmak üzere her alanda mücadele ediyor.. Orta sahadan top almayı seven, defansına yardıma giden, ince bilek haraketleriyle çalım atan, serbest vuruşlarda topun başına geçen, kornerlerde kafa golü kovalan Henry, yaratıcılık, hız ve kombinasyonun bir bünyede buluştuğu bir forvet.. Yorulmak nedir bilmeyen Henry, Dünya'nın en zorlu liglerinden biri olan Premier League'de Dünya'nın en iyi golcülerinden biri olmayı başarmış bir yıldız olarak dikket çekiyor.. .::HENRY'NİN HAYATI::. Henry, profesyonel futbol kariyerine Fransa'nın ünlü Monaco kulübünde başlamadan önce Fransa Futbol Federasyonu'nun futbol akademisi olan Clairefontaine'e gitti.. Şu anda da teknik direktörü olan zamanın Monaco teknik direktörü olan Arsene Wenger tarafından henüz 17 yaşındayken Monaco forması kendisine teslim edildi.. Ancak o dönemde Monaco forvetinden Brezilyalı yıldız Sonney Anderson bulunduğu için Henry, Wenger tarafından kanada yerleştirildi.. Monaco'da ön plana çıkan ve 1997 Ekim'de milli takım formasını giymeye hak kazanan Henry ilk kez Güney Afrika karşısında sahaya çıktı.. 1998 Dünya Kupası'nda fırtına gibi esen Les Bleus'un başarılı isimleri arasında yer alan Henry kaydettiği 3 golle parladı.. 2000 Avrupa Şampiyonası'nı da kazanan ve büyük bir başarıya imza atan Les Bleus'un kadrosunda yine 3 gol kaydeden Henry milli takımın değişmezi ve Avrupa futboluna da kısa sürede damgasını vuracak bir isim olduğunu gösterdi.. 2003 Konfederasyon Kupası'na ev sahipliği yapan Fransa'nın değimez ismi olan Henry kupayı kaldıran milli takımın da sergilediği başarılı performansla "Turnuvanın Futbolcusu" onuruna layık görüldü.. 1998 Dünya Kupası'nda kendisinden beklenenin çok üzerinde bir performans sergileyen Henry, İtalyan devi Juventus tarafından Monaco'dan transfer edildi.. 1999 Ocak'ta 14 milyon pound karşılığında Torino devine transfer olan Henry yeniden kanat futbolcusu olarak oynamaya başladı ve yeni tanıştığı katı İtalyan defans anlayışı karşısında zorluk çekti.. Bianconeri'de 12 maça çıkan yıldız futbolcu sadece 3 gol kaydedebildi ve Serie A'da beklediği zevki alamadı.. İtalya'da bekleneni veremeyen Henry, 1999 Ağustos'da 10.5 milyon pound karşılığında mentoru olan Wenger'in yönetimine geçmiş olan Arsenal'e transfer oldu.. Monaco'da kanat oynattığı ve zamanla forvete kaydırdığı genç yıldızından istediği verimi alan Wenger, milli takımda da gol yollarında en öldürücü isim olan Henry'i yeniden forvet hattına oturttu.. İlk maçla başlayan Henry fırtınası günümüze kadar neredeyse kusursuz bir şekilde gelmeyi başardı.. Arsenal'de geçirdiği 7 sezonda Gunners tarihinin en golcü ismi olmayı başardı.. 2005 yazında takım arkadaşı Patrick Vieira'nın Juventus'a transfer olmasıyla birlikte Arsenal'in kaptanı yapılarak onurlandırıldı.. ![]() Bir çok otoritenin Arsenal tarihinin ve Avrupa'nın "gelmiş geçmiş en iyi golcüsü" olarak gördüğü Henry 18 Ekim 2005'te Sparta Parg'a kaydettiği 2 golle birlikte Arsenal efsanesi Ian Wright'ın 185 golllük rekorunu tarihe gömerek Gunners tarihinin en başarılı ismi oldu.. Henry, Arsenal formasıyla 190'dan fazla gole imza atarak tarihe geçerken, makalenin başında da belirttiğimiz gibi, bencil olmayan futbol anlayışı ile her zaman takım arkadaşlarını da golle buluşturdu.. Bir çok sezon takımın en çok asist veren oyuncusu olan Henry özellikle 2002 - 2003 sezonunda verdiği 20 asistle göz doldurdu.. Kuzey Londra'da yaşadığı en büyük hayal kırklığı ise 2001 Aralık'ta futbol sahasında ter dökerken Hampstead'daki 2.5 milyon poundluk evinin soyularak 40.000 poundluk eşyasının çalınması oldu.. Bir çok şilt ve ödül almış olan ve takımını rekorlar kırarak şampiyonluğa taşıyan Henry 2003 ve 2004'te FIFA Yılın Futbolcusu ödül töreninde finalist oldu.. Arsenal'i Premier League tabelasında sırtlayan Henry, Futbol Yazarları Birliği Yılın Futbolcusu ödülünü ve PFA Yılın Futbolcusu ödülüne ikişer kez kazandı.. 2004-2005 Arsenal'in Premier League'de şampiyon olamamasına karşın Thierry Henry Avrupa'da Altın Krampon ödülüne peş peşe 2. kez ulaştı.. FIFA Dünya'da Yılın Futbolcusu ödülüne ulaşan Ronaldinho ise ödül töreninde yaptığı konuşmada Henry'i göstererek, Fransız yıldızın bu ödülü hak ettiğini ve onu geride bırakmanın büyük başarılı olduğunu söyleyerek Fransız yıldızı onurlandırdı.. Nike, Pro Evolution Soccer, Renault ve Pepsi gibi dev firmaların televizyon reklamlarında boy gösteren Henry bir zamanlar sevgilisi olan İngiliz süpermodel Nicole Merry ile 2003 Temmuz'da evlendi.. 27 Mayıs 2005'te ilk çocukları Tea Henry'nin doğumunu kutlayan çift Hampstead Kuzey Londra'da yaşıyor.. Her yıldızda olduğu gibi zaman zaman transfer gündemine adı yerleşen Henry, Arsenal ile sezon sonunda masaya oturacağını söylemesine ve Ronaldinho'nun Barcelona davetlerine rağmen açıklamalarının satır aralarında Arsenal'den kopmayı düşünmediğini belirtiyor.. "Yılın Fransız Futbolcusu" ödülüne 2005'te peş peşe 3. kez ulaşan Thierry Henry, 2000'de de kazandığı bu onurla birlikte toplamda 4. kez en tepede yer alan Fransız futbolcu olmayı başardı.. 2005'de Dünya'nın en prestijli dergilerinden Time'a konu olan Thierry Henry İngiltere'de yaşamaktan ve Arsenal formasını taşımaktan dolayı son derece mutlu ancak Henry'nin en büyük sıkıntılarından biri Avrupa'nın bir çok ülkesinde olduğu gibi Premier League'de de varolan ve sonu getirilemeyen ırkçı tezahüratlar.. .::HENRY HAKKINDA SÖYLENENLER YILDIZIN AYNASI::. "O ayaklarıyla mucizeler yaratan bir büyücü.. Gol kabiliyeti ile kutsanmış bir yıldız.. Hız ve kombinasyonun birleştiği ve hiç bir defans oyuncusunun gününde olduğunda durduramayacağı bir forvet.. Dünya'da onun kadar hızlı koşuya başlayan biri daha yok herhalde".. Lilian Thuram "Newcastle Akademisi'nde çocuklara Henry'i izlemeleri söylüyorum.. Hiç bencil değil, çok hızlı ve akıllı, muhteşem bir kalite.. Her zaman rahat ve komforlu bir yapısı var.. İnsanlar arabalarının 0'dan 100 saatte kilometreye kaç saniyede çıktığını konuşur, Henry de bu arabalara bir örnek.. O sadece bir anda patlıyor.. Saatlerce oturup Henry'i izliyorum ve sıkılmıyorum".. Peter Beardsley |
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Ziyaretçi
Mesajlar: n/a
|
![]() Tutukluk yapmayan bir gol silahı, Andriy Shevchenko.. Chernobly faciasından kurtulan ve Milano sokaklarında devam eden başarı öyküsü ile her kulübün rüyalarını süsleyen bir yıldız.. Hakkında merak edilen herşey burada.. Çar'ın heyecanlı ve keyifli hayat hikayesi için vakit kaybetmeyin.. Andriy Shevchenko Ukraynalı yıldızın ana dilinde adı: Андрій Шевченко, Андрій Миколайович Шевченко, yani Andriy Mykolayovych Shevchenko, ve en bilinen takma adıyla "Sheva".. KISACA SHEVA Shevchenko’nun futbol kariyeri Ukrayna ekibi Dynamo Kyiv’de başladı.. Sheva burada 1994 – 1999 yılları arasında 5 lig şampiyonluğu ve 2 lig kupası kazandı.. Serie A’da şu ana kadar Milan formasıyla bir lig şampiyonluğu, bir UEFA Şampiyonlar Ligi kupası ve bir de İtalya Süper Kupası kaldırmayı başardı.. 2004 yılında “Avrupa’da Yılın Futbolcusu” ödülüne layık görüldü.. Sheva, Ukrayna’yı 60’dan fazla maçta temsil etti ve neredeyse her 2 maça 1 gol sığdırmayı başardı.. GENÇ SHEVA VE DYNAMO KYIV ZAMANLARI Chernobly Nükleer faciası 1986’nın Nisan’ında yaşandığında Andriy sadece 9 yaşındaydı.. Andriy’nin yaşadığı köy de felaketin yaşandığı Chernobly’den fazla uzak sayılmazdı ve orası da felaketten nasibini alan on binlerce köy ve şehirden sadece biri oldu.. Andriy ve ailesi de on binler gibi köylerini terk ederek sahil şehrine yerleşmek zorunda kaldı tıpkı diğerleri gibi.. Aynı sene Andriy futbol topu ile olan yeteneklerini sergileyebilmek için toplum arasına girmeye başladı ancak ilk ciddi denemesinde Kyiv’de bulunan spor okulunda “top sürme” testinden geçemedi.. Ancak okulun küçükler takımında oynarken Dnamo Kyiv’in keşifçilerinden (scout) birinin dikkatini çekmeyi başardı.. Her ne kadar “top sürme” testinden çakmış olsada kulübe adım atmayı başardı.. Dynamo’nun gençleri yetiştirmek için uyguladığı sistemde inanılmaz bir performans ortaya koyan Sheva bu başarısının ödülü olarak 1990’da Dynamo Kyiv’in gençler takımına girmeyi başardı.. 1990’dan itibaren Dynamo Kyiv’in 14 yaş altı takımında oynamaya başlayan genç Sheva Galler’de düzenlenen Ian Rush Kupası’nda gol kralı oldu ve Liverpool efsanesi Ian Rush’ın kendi elinden bir çift özel “Rush Kramponu” kazandı.. İlerleyen yıllarda Dynamo 2 takımına yükselen Sheva 1993 – 1994 sezonunda rakip fileleri 12 kez sallayarak en golcü ismi olmayı başardı.. Bir sonraki sezon için Dynamo’nun A takımında oynaması için listeye alındı.. Andriy'nin Dynamo’nun A takımında forma taşımaya başlaması teknik direktör Yozef Szabo’ya zamanında gerçekleşti.. 28 Ekim 1994’de Donetsk’de ilk kez A takım formasını taşıyan Sheva ev sahibi Shakhtar Donetsk’i 3-1 yendikleri maçta sergilediği başarılı performansla alkış topladı.. 1 Aralık 1994’te Dynamo Kyiv formasıyla ilk lig golünü kaydeden Sheva, Dnipro’yu 4-2 yenen takımının başrol oyuncusu oldu.. Ligin tamamlanmasına kısa bir süre kala A takımda forma şansı bulan Sheva’nın o yıl başka gol atması beklenmiyordu ancak Sheva kendi geleceği için öngörülerde bulunanları yanıltmayı başardı ve UEFA Şampiyonlar Ligi’nde de gol kaydederek kulüp bazında uluslararası hesabını açtı.. ![]() Bu performans milli takım için denenmek üzere çağırılmasını da sağladı.. 25 Mart 1995’te ilk kez milli formayı sırtlayan Sheva ilk milli maçında Hırvatistan’a Zagrep’te 4-0 mağlup olmalarını engelleyemedi.. Shevchenko'nun beklenmedik anlarda gol pozisyonu yaratma becerisi ve bitirici özelliği bir sonraki sezon tam anlamıyla kendini göstermeye başladı.. 31 maça çıkan ve 16 gol kaydeden Andriy takımı Dynamo’yu da peş peşe 2. şampiyonluğuna taşıdı ve bir yıldız olma yolunda istikrarlı bir şekilde ilerlediğini de göstermeye başladı.. Aynı sene milli takımla da gol hesabını açan Sheva 1996’nın Mayıs’ında Türkiye, Samsun’da düzenlenen dostluk maçında Türkiye filelerini havalandırdı.. Bir sonraki yıl da Sheva lig kupasını kaldırmayı başardı.. Gerçi kısa süreli sakatlıklar yaşayan yıldız futbolcu o sene 20 maça çıktı ve 6 gol kaydetti.. Özellikle devam eden 2 sezon çok başka oldu Ukraynalı genç için, 1997-1998 sezonunda ilk hat-trick şovunu Şampiyonlar Ligi’nde gerçekleştirdi ve bunu Barcelona karşısında yaparak Avrupa’da manşetlere çıkmayı başardı.. Bu performans herkesi şaşkına çevirirken Sheva’nın Dynamo’yu Barcelona deplasmanda 4-0’lık galibiyete taşıyan isim olması futbolcu simsarlarının da daha fazla kayıtsız kalmaması anlamına geldi.. O sene 23 maçta 19 golü lig de ve 10 Şampiyonlar Ligi maçında da 6 golü Avrupa devlerine gönderen Sheva kısa süre içerisinde Avrupa’da büyük bir patlama yapacağının sinyallerini vermeye başladı.. ![]() 1998-1999 sezonunda ise çok daha istikrarlı ve başarılı bir Sheva vardı sahnede, Dynamo’yu bir kez daha lig şampiyonluğuna taşıyan Ukraynalı yıldız lig de 18 gol ve toplamda 28 golle sezonu tamamladı.. Dynamo ile yaptığı durdurulumaz patlama kulübünü de Şampiyonlar Ligi’nde yarı finale taşımasını sağladı.. Dynamo o sene Bayern Munich’e toplamda 4-3 ile mağlup olarak elendi.. Shevchenko, Dynamo formasını taşıdığı 5 yıl boyunca lig şampiyonluğunu kazanmayı başardı.. 1997-1999 yılları arasında teknik direktör Valeri Lobanovsky’nin altında inanılmaz bir yükseliş süreci geçiren Sheva, Ukrayna ve Dynamo’nun en hızlı yükselen futbol değeri oldu.. A.C MILAN YILLARI VE ULUSLARARASI ARENA ![]() 1999’da Sheva 5 kez Avrupa’nın zirvesinde yer almış olan Milan’a 26 milyon dolar bedel karşılığında katıldı.. O günden beri takımın ve Avrupa’nın en önemli gol silahlarından biri olan Sheva için Milan yılları kariyerinin her zaman altın sayfalarını oluşturacak bir başlangıcın anahtarı oldu.. Shevchenko 28 Ağustos 1999’da Lecce ile 2-2 berabere kaldıkları maçta Serie A’da ilk kez forma giydi.. Sheva’dan kimse hiçbir zaman şüphe etmedi ancak ilk yılında da böyle patlayıcı bir başlangıç yapması Ukraynalı yıldızdan beklenmedik bir başarı oldu.. Sheva ilk senesinde 32 maça çıktı ve 24 gol kaydederek Serie A gol kralı oldu.. Andriy bu sayede Dünya’nın en zorlu liglerinden biri olarak kabul edilen İtalyan Serie A’da ilk yılında İtalyan doğumlu olmayan ve gol kralı olan ilk futbolcu olmayı başardı.. Kısaca Sheva henüz ilk senesinde Serie A tarih kitabını değiştirmeyi başardı.. Mart 2000’de Lobanovsky Ukrayna’yı 2002 Dünya Kupası’na sokabilmek amacıyla Ukrayna Milli Takımı’nın başına getirildi.. Shevchenko elemelerde 10 gol kaydetmeyi başardı ve üzerine düşeni fazlasıyla yaptı ancak Ukrayna play-off maçında Almanya’ya yenilerek elemeleri aşamadı.. Sheva göklere çıkarıldı ancak Ukrayna Milli Takımı’nda da Lobanovsky dönemi kapandı.. Devam eden iki sezonda Shevchenko 51 maçta 34 gol ve tüm alanlarda da 38 maçta 17 gol kaydetti ancak Milan bu sezonlarda kupa kazanamadı.. ![]() Sheva geride kalan yıllarda yaşanan hayal kırıklığının üstesinden 2002-2003 sezonunda gelmeyi başardı.. Shevalı Milan, Şampiyonlar Ligi’ni ve İtalya Kupası’nı kazanarak yılı double ile kapatırken lig de yaşadığı sakatlık problemi ile Serie A’da istediği performansı gösterememesine rağmen Şampiyonlar Ligi finalinde ezeli rakipleri Juventus’u yıkan penaltı golünü kaydetmeyi başardı.. Sheva bu sayede Şampiyonlar Ligi’nin kazanmayı başaran ilk Ukraynalı oldu.. 2003-04 sezonu Shevchenko ve Milan için bir diğer başarı öyküsüne dönüştü.. 35 maçta 24 gol kaydeden Sheva kariyerinde ikinci kez Serie A’da gol kralı oldu ve 4 yıllık bir aranın ardından Milan’ı çok özlenen Serie A şampiyonluğuna taşıdı.. Süper Kupa finalinde de karşılaştıkları Porto’yu yıkan adam yine Sheva oldu ve 1-0 kazanılan maçın tek golünü kaydeden Sheva, Milan’ın yılı Serie A ve Süper Kupayla double ile kapatmasını sağladı.. ![]() 2004’ün Aralık ayında beklenen haber geldi ve Andriy Shevchenko “Avrupa’da Yılın Futbolcusu” seçildi.. Pele ayrıca Sheva’yı yaşayan en iyi futbolcular arasında gösterdi.. Sheva o sene Ukrayna’nın eski başbakanı Leonid Kuchma tarafından Ukrayna’nın "Unvan Kahramanı" olarak adlandırıldı.. 2004 Ağustos’da Sheva, İtalya Süper Kupası’nda Lazio’ya 3 gol birden atarak Milan’a bir kupa daha kazandırdı.. Aynı sene Sheva 17 gol kaydederek Milan’ın Serie A’yı ikinci sırada tamamlamasını sağladı.. Milan o yıl Şampiyonlar Ligi’nde finale kalmayı başardı ancak oldukça dramatik geçen bir maçın ardından 3-0’lık üstünlüğünü koruyamayan Milan 3-3 ile penaltı atışlarına uzayan finali Liverpool’a kaybetti.. Sheva finalde penaltı atışını gole çeviremeyerek Liverpool’un hayallerinin gerçeğe dönmesini sağladı.. Sheva o sezon Şampiyonlar Ligi’nde 10 maçta 6 gol kaydetti.. 2005 Ekim’de Sheva ve Ukrayna için bir ilk daha gerçekleşti.. Ukrayna sonunda Dünya Kupası’na adını yazdırmayı başardı.. Eleme grubunu lider tamamlayan Ukrayna 12 maçın 7’sini kazanmayı başardı ve sadece 1 maçı kaybetti.. Ukrayna’nın eleme grubunda kaydettiği 18 golün 6’sı Çar Sheva’dan geldi.. ![]() 2004’ün yaz aylarında Abromovich fırtınası Milano’ya doğru esti ve Chelsea’nin sahibi Milan kulübüne Hernan Crepo’nun yanında 50.000.000 euro yollayarak Andriy Shevchenko’yu almak istedi ancak bu teklif Milan tarafından reddedildi.. Ancak ısrarcı Abramovich kararından vazgeçmedi ve teklifi 85.000.000 euroya çıkartarak şansını bir kez daha denedi.. Abramovich’in bu sefer sadedece Milan’a önerdiği rakam değil Sheva’ya önerdiği haftalık rakam da rekor olacaktı ancak ne Sheva haftalık 225.000 euroyu kabul etti ne de Milan, Çar’dan vazgeçmeyi.. 23 Kasım 2005’te Şampiyonlar Ligi grup maçında Fenerbahçe ile karşılaşan Milan’ın elde ettiği 4-0’lık galibiyetin bütün gollerini kaydeden Çar Sheva kariyerinde ilk kez bir resmi maçta 4 gol kaydetti ve futbol tarihinde Marco van Basten, Simone Inzaghi, Dado Prso ve Ruud van Nistelrooy’dan sonra bu başarıya imza atan 5. isim oldu.. BİRAZ DA KİŞİSEL Bir çok spor adamının tahmin bile edemiyeceği kadar çok para kazana Sheva, Temmuz 2004’te Washington’da bir golf sahasında düzenlenen özel bir seramonide Amerikalı model Kristen Pazik ile evlendi.. Pazik, Sheva çiftinin Jordan adında bir çocukları var.. Sheva çocuğunun doğduğu 29 Kasım günü Sampdoria’yı 2-1 yendikleri maçta galibiyet golünü kaydederek kutlama yaptı.. UEFA Kupa Galipleri Kupası’nı 1986’da kazanan Dynamo Kyiv takımı Sheva’nın favorisi, hayran olduğu futbolcular ise Pele, Zico, Platini ve Romario. Karısı gibi modellik de yapan Sheva aynı zamanda İtalyan stilist Giorgio Armani’nin çok yakın arkadaşı ve Armani için defilelerde ya da katalog çekimlerinde boy gösteriyor.. Zaman zaman karısı ile birlikte poz veren Sheva, defilelerde de Pazik ile birlikte yürümekten geri kalmıyor.. Sheva’nın da mankenlik yaptığı bir defilenin ardından Armani’nin düzenlediği bir partide hayatı bam başka bir yöne sürüklenen Çar Sheva karısı Kristen Pazik ile bu partide tanıştı.. Bu arada Armani ve Sheva ikilisinin Kiev’de ortaklaşa açtıkları bir Armani mağazası bulunuyor.. |
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Ziyaretçi
Mesajlar: n/a
|
![]() Bir yıldız nasıl doğdu ?.. Özel hayatında neler var ?.. Basamakları nasıl tırmandı ?.. Rio Grande do Sul'de başlayan Barcelona'nın malikanelerine uzanan bir başarı öyküsü Ronaldinho'nunki !.. Bilinmeyen yönleri ile Ronaldinho hakkında merak ettiğiniz herşey.. Nasıl ki tenis, atletizm, yüzme gibi bireysel sporlarda sadece bir kişi zirvede yer alabiliyorsa, 11 çift kramponun oluşturduğu binlerce futbol takımın arasından da çıkan bir 1 numara var.. Ronaldo de Assis Moreira Gerçek adı; Ronaldo de Assis Moreira ama kimileri Ronaldinho Gaúcho olarak tanıyor ya da bütün Dünya’nın bildiği adıyla sadece Ronaldinho.. BU ADAMIN ADI NE ?.. Brezilya’nın ada dili olan Portekizce’de Ronaldinho kelimesi “küçük Ronaldo” anlamına geliyor ve bu yıldız futbolcunun fiziksel özellikleri sebebiyle değil küçükken Inter’de top koşturan ve hayranı olduğu Ronaldo sebebiyle Ronaldo de Assis Moreira’ya verilen ad.. Adının sonuna eklenen Gaúcho kelimesi ise Brezilya’nın Rio Grande do Sul bölgesinde oynayan futbolculara takılan “mutlu” anlamını taşıyan ek bir lakap.. Ronnie 21 Mart 1980’de Brezilya’nın Porto Alegre şehrinde doğdu.. Oldukça fakir bir ailenin çocuğu olan Ronaldinho’nun bugünlere gelmesi sadece yeteneğiyle değil hayata bakış açısı sayesinde oldu.. Futbolunu sergilerken de görüldüğü gibi her zaman gülen, neşeli kimliğiyle ön plana çıkan Ronaldinho insanlara güvenen bir iyi niyet timsali.. Kısa süre önce 2005 senesinin “Avrupa’da Yılın Futbolcusu” ödülünü alan Ronaldinho, 2004’de de “FIFA Dünya’da Yılın Futbolcusu” ödülünü kazandı.. Ancak buralara gelmek bu kadar da kolay değil.. AZMİN BAŞARISI.. Önceleri bir futbolcu olan ancak daha sonra ailesini geçindirmek için Grêmio Football Portoalegrense’de oto parkı idare eden babası Joao Da Silva Moreira, girdiği havuzda boğularak hayata gözlerini yumdu.. Ronaldinho henüz 8 yaşındaydı.. Şimdilerde menajeri de olan abisi Assis'in futboldan kazandığı para ile geçindirmeye çalıştığı ailede, kendisine örnek aldığı abisinin yolunda ilerleyen küçük Ronnie, fakirliğin hat safhada yaşandığı Rio Grande do Sul’da ilk olarak plaj futboluna adım attı.. Oldukça iyi bir futbolcu olan ve 18 numaralı formasıyla milli takım formasını da taşıyan Ronaldinho’nun abisi Roberto Assis, Gremio döneminde harikalar yarattığı sırada diz bağlarından sakatlanınca İsviçre, Japonya ve Meksika’da şansını denedi ancak yedek olmaktan öteye geçemedi.. Assis, futboldan uzaklaşıp da küçük kardeşinin topla neler yapabileceğini fark ettiği dönemde geride bıraktığı yıllarda kazandığı tecrübeyle Ronaldinho’nun menajeri olmaya karar verdi.. Assis’in bu kararı ve küçük yaşta kendisini izleyenleri büyülemeyi başaran Ronaldinho’nun yeteneği, iyi bir iş birliğinin ve servetin kapılarını aralayan ilk adım oldu.. Brezilyalı gençlerin %99’unun yaptığı gibi.. Futbolun para kazanmanın ve aile geçindirmenin en önemli yollarından biri olan yeşil sahada herkes Ronaldinho kadar şanslı olamaz ama henüz 14 yaşında ne kadar büyük bir yetenek olduğunu önce ailesine ve ardından da kendisini seyretmeye gelenlere gösteren Ronaldinho, abisinin de yardımıyla Gremio futbol kampında futbol oynamaya başladı.. Ortada resmi kontrat ya da bir anlaşma yoktu ancak kısa sürede ortaya koyduğu performans Brezilya 17 yaş altı milli takımına, U17’ye seçilmesini sağladı.. İLK BAŞARI ULUSAL FORMAYLA GELDİ.. Mısır’da düzenlenen şampiyonada, U17 takımında adını duyurmayı başaran Ronaldinho turnuvanın en golcü futbolcusu olarak Brezilya’ya geri döndüğünde Gremio tarafından uzatılan sözleşmeye imzasını attı.. 1998’de resmi bir sözleşme ile Gremio formasını taşıyama başlayan Ronaldinho o zamanlar, ailesini ancak geçindirecek kadar para kazanmaya başladı.. 1998’de sadece 4 maça çıkan ve gol kaydedemeyen genç yetenek, bir sene sonra kumun etkisini üzerinden atıp da yeşil çimde oynamaya alıştığında, çıktığı 17 maçta attığı goller ve verdiği paslarla şehrinin takımını gururlandırmaya başladı.. İkinci senesinde 5, üçüncü senesinde de 8 gol kaydeden genç yetenek, henüz Brezilya’daki son senesinin tadını çıkarttığını farkında değildi.. 1999’da Wanderley Luxemburgo’nun yönetimindeki milli takıma çağırılan Ronaldinho aynı sene, 26 Haziran’da, hayranı olduğu yıldızların taşıdığı samba formasını sırtına geçirdi ve ilk uluslararası golünü Venazuella’ya karşı kaydetti.. Bu gol öyle sıradan bir gol olmadı hem çok güzel hem de Copa America’yı da Brezilya’nın müzesine kazandıran bu gol ertesi gün Brezilya basınında “Yeni Pele yolda” başlıklarını atmasını sağladı.. Kısa sürede Güney Amerika’ya üs kuran futbolcu simsarları Ronaldinho’nun ne kadar yetenekli bir futbolcu olduğunu Avrupa’da bağlı bulundukları kulüplere iletmeye başladı.. ADIM ADIM AVRUPA.. İlk teklifin gelmesi fazla gecikmedi.. İngilizlerin köklü kulübü Leeds United, Gremio’nun kapısını çalan ilk takım oldu.. Gremio’nun kesinlikle vazgeçmek istemediği Ronaldinho için (rakam bugün hala kesin olarak doğrulanmasa da) sonraları mali kriz yaşayan Leeds’in önerdiği rakam dönemin basınına göre tam 75 milyon euroydu !.. Gremio, Leeds’in ne teklif ettiği rakamı geri çevirdi.. Ancak hem Gremio hem de Brezilyalı futbolseverler Ronaldinho’nun kısa süre sonra yuvadan uçacağını farkındaydı.. Kapıyı ikinci kez çalan Hollanda’nın futbolcu fabrikası PSV Eindhoven oldu.. Gremio, Hollanda temsilcisini de geri çevirmeyi başardı ancak değerini yavaş yavaş farkına varmaya başlayan ve her teklifte biraz daha tecrübe kazan abisi ve menajeri Assis, kapıya üçüncü gelen Paris Saint German ile el sıkıştı.. Her ne kadar P.S.G ile anlaştıklarında Ronaldinho’nun 1 Temmuz 2001’den itibaren bedelsiz ayrılmaya hakkı olsa da Gremio’nun bu alış verişten bir miktar kazanç sağlama talebi Fransız ekibi tarafından mantıklı bulundu ve bugünün değimiyle “yetiştirme parası” olarak Gremio’ya 4.5 milyon dolar ödendi.. FUTBOLU HIZLI OLABİLİR AMA YA ADAPTASYONU ?.. Ronaldinho’yu Avrupa’ya getiren P.S.G. teknik direktörü Luis Fernandez, genç sambacının tavırları ve performansı karşısında pek de memnun kalmadı.. Fernandez’e göre adaptasyon sorunu yaşayan Ronaldinho, Paris’te futboldan çok gece hayatına merak sardı ve kendisinden bekleneni veremedi.. 2001 – 2002’de PSG ile 28 maça çıkan Ronaldinho sadece 9 gol atabildi, 8 sarı kart gördü ve 9 kez oturduğu yedek kulübesinde pek de rahat durmadı.. Ronaldinho, ikinci sezon biraz daha iyi olmasına rağmen kendisinden beklenen bu değildi.. PSG defteri 55 maç ve 17 gol ile kapanmak üzereydi.. Avrupa kupalarına kalamayan PSG’de Ronaldinho’nun da kalmaya niyeti yoktu ve bunu açık açık dile getirdi.. GELSİN DÜNYA KUPASI, GELSİN BAŞARI.. 2002’de Ronaldinho, Brezilya’nın Dünya Kupası’nı kaldırmasını sağlayan önemli isimlerden biri oldu.. Ne Kore’de ne de Japonya’da “ölümcül üçlü” Ronaldo, Ronaldinho ve Roberto Carlos’u kimse durduramadı.. Özellikle yarı final maçında Shizuoka’da İngiltere’ye 30 metreden David Seaman’ı avlayarak kaydettiği gol turnuvanın en güzel anlarından birini oluşturdu (orta mıydı acaba?).. Gerçi Ronaldinho o maçı tamamlayamadı ve Danny Mills’e yaptığı faulün ardından oyundan atıldı.. Kaldırdığı Dünya Kupası, PSG’de yaşanan hayal kırıklığı ve Ronaldinho’nun Avrupa kupalarında boy göstermek istemesi Avrupa’nın elitlerini aynı adreste buluşturdu; Ronaldinho’nun abisi Assis’in adresi.. PSV ikinci kez Ronaldinho için girişimlerde bulundu.. Araya giren Manchester United, Hollanda ekibini saf dışı bırakmayı başardı hatta David Beckham’ın yerine yeni bir yıldız arayan Manu transferi bitirmek üzere olduğunu bile remi bir şekilde duyurdu.. İngiliz basını haftalarca Ronaldinho’nun Premier League’de neler yapabileceğini yazdı.. Ama bu yazılanların hepsi birer hikaye olmaktan öteye geçmedi.. |
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Ziyaretçi
Mesajlar: n/a
|
NOU CAMP BİR KONSER SALONUYSA, RONNIE DE BİR ORKESTRA ŞEFİ ! “PSV mi ?.. Manchester United formasıyla vereceği pozun saati mi ?..” derken işi bitiren Laporta oldu.. Barcelona 27 milyon Euro karşılığında, Brezilya’nın yakın zamanda Dünya futboluna damgasını vurması beklenen yıldız sambacısı Ronaldinho’yu resmen Katalan devinin renklerine bağladığını 19 Temmuz 2003’de erken saatlerde duyurdu.. 2003 – 2004 sezonundan itibaren Ronnie, Avrupa’ya adapte olduğunu hemen göstermeye başladı.. Bunun sebebi belki de Fransızca’ya alışamaması ve İspanyolca’yı çok daha kolay anlaması oldu.. Ya da Barcelona’ya ilk geldiğinde de söylediği gibi “kendimi evime gelmiş gibi hissetim” diyerek evine duyduğu özlemi Barcelona şehrinin gidermesi.. İlk yılında Barca’nın La Liga’yı ikinci sırada tamamlamasını sağladı.. 32 maça ilk 11’de çıktı 15 gol kaydetti.. Samuel Eto'o, Deco, Ludovic Giuly, Lionel Messi ve Henrik Larsson’un da desteğiyle Ronaldinho 2004-2005’de Barcelona’ya 5 yıl aradan sonra 17. şampiyonluğunu kazandırdı.. ÖDÜLLERDEN HAT-TRICK !.. Mart 2004’de Pele fazla gecikmedi ve Ronaldinho’yu “Yaşayan En İyi Futbolcular” listesine aldı.. 20 Aralık 2004’de Arsenal'den Thierry Henry ve Milan'dan Andriy Shevchenko’yu sollayan Ronaldinho FIFA tarafından Dünya’da Yılın Futbolcusu seçildi.. Ronaldinho’yu bu ödüle 157 ulusal takım teknik direktörü ve 145 ulusal takım kaptanı layık gördü.. 29 Haziran 2005’de milli takım ile kazandığı 2. Konfederasyon Kupası’nda Ronaldinho’nun payı çok büyük oldu.. İlk kupada en golcü futbolcu olan Ronnie ikincisinde de yapacağını yaptı ve finalde Arjantin’i 4-1’le deviren sambacılarda 47’de golün adı oldu.. UEFA, 2004 – 2005 Şampiyonlar Ligi’nde sergilediği performansın ardından O’nu Devler Ligi’nin en iyi golcüsü seçti.. Dünya’nın en prestijli ödüllerinden birini daha yakın geçmişte müzesine götüren Ronaldinho 2005’in Ballon D'Or ödülüne layık görüldü.. Kazandığı finallerin ardından mutlaka bir çalgı bulan ve hem çalıp hem de dans eden Ronaldinho kısa süre önce Katalan devi Barcelona ile nikah tazeledi ve değeri tam 150.000.000 euro.. HER TÜRLÜ “BİR” KAZANAN.. Bu arada Ronaldinho kimilerine göre pek de yakışıklı biri sayılmaz, ancak Dünya’nın en çok ziyaret edilen sitelerinden AskMen.com’a göre Dünya üzerinde yaklaşık 18.7 milyon genç kızın odasında Ronaldinho posteri var.. Ayrıca Nike ve Pepsi ile yaptığı reklam anlaşmaları sayesinde 2003’den beri Dünya’nın en çok kazanan futbolcuları arasında.. “Bu adamın özel hayatı nasıl ?” diye merak edenlere bir dip not: Bir ödül töreninde Ronaldinho’ya sorulur: - Hey Ronnie, kız arkadaşın yok mu ? Cevap bu neşeli sambacının özetidir adeta, elindeki topu gösteren Ronaldinho şöyle der: - İşte burada görmüyor musunuz ! ![]() |
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Ziyaretçi
Mesajlar: n/a
|
![]() Yeteneğini güzelliğinin önünde tutmayı başaran 2004 Wimbledon şampiyonu Maria Sharapova 4 yaşından beri raket sallıyor.. Babası sayesinde kortlara adım atan Sharapova'nın tesadüflerle başlayan ve büyük bir başarı hikayesine dönüşen hayat hikayesi.. Dünya’nın en çok kazanan ve dergi kapağı süsleyen kadın sporcusu.. Kortlarda sergilediği performansla olduğu kadar attığı çığlıklarla da gündemde yer alıyor.. WTA’de 1 numaraya kadar yükselmeyi başardı.. Tenis dışında ilgi duyduğu alanlardan biri olan “moda” onun vazgeçilmezleri arasında.. Navratilova hayatını değiştiren isim oldu.. Bir yılda tam 18 milyon dolar kazandı.. Nike’ın ana sponsorluğunda en çok ilerleme kaydeden sporcular arasında yer aldı.. Son yılarda adı paraya en kolay çevrilen atlet oldu.. ![]() Maria Sharapova ya da Rusçasıyla Мари́я Ю́рьевна Шара́пова, 19 Nisan 1987’de Yuri Sharapov ve Yelena Sharapova’nın çocukları olarak Dünya’ya geldi.. Sharapova’nın ailesi aslen Homiel, Belarus’dan ancak 1986’da yaşanan Chernobyl nükleer faciasının ardından Rusya’ya yerleşmek zorunda kaldılar.. Sharapova ise ailesi taşındıktan bir yıl sonra Nyagan, Rusya’da Dünya’ya geldi.. DÖNÜM NOKTASI Sharapova 3 yaşındayken ailesiyle birlikte bir sahil kasabası olan Sochi’ye yerleşti.. Bir yıl sonra ise tenis eğitmeni olan babasına Rus tenisinin önde gelen isimlerinden Yevgeny Kafelnikov tarafından hediye edilen bir raketle ilk kez tenis topuna vurdu.. 6 yaşında babası tarafından götürüldüğü Moskova’daki bir tenis kliniğinde efsane isimlerden Martina Navratilova ile gösteri maçında oynama şansı yakaladı ve hayatı bir anda değişti.. Navratilova’nın ailesine küçük Sharapova’yı mutlaka eğitmeleri yönünde bulunduğu tavsiye ve babası Yuri’nin bu tavsiyeyi ciddiye alması kısa süre sonra Amerika’ya kalkan bir uçağa binmesine sebep oldu.. Yuri küçük Sharapova’yı alarak Bradenton, Florida’ya gitti ve zor şartlar altında olmasına rağmen bulduğu bütün parayla kızını Nick Bollettieri Tenis Akademisi’ne kayıt ettirdi.. Sharapova, Florida’da uzun süre finansal problemler ve vize alamadığı için Florida’ya gelemeyen annesi Yelena’dan ayrı yaşamak zorunda kaldı.. Maria her ne kadar çocuk yaşta annesinden ayrı kalmış ve Rusya özlemiyle dolu olmasına rağmen babasının sonsuz desteği ile yeteneklerini yavaş yavaş göstermeye başladı.. Akademinin parasını yetiştirmekte zorlanan Yuri’nin yardımına Sharapova’nın yeteneği ve bir spor firması olan IMG yetişti.. Küçük yaşta nasıl bir yetenek olduğunu kanıtlayan Sharapova’ya IMG firması sponsor oldu ve bütün okul ve turnuva masraflarını üstlendi.. Kendisinden büyük 2 kız ile birlikte yurtta yaşamak zorunda kalan Maria İngilizcisini kısa sürede geliştirdi ve çevresiyle daha rahat anlaşmaya başladı.. 2 yıl sonra Maria’nın annesi de vizesini alarak Florida’ya geldi ve aile yeniden birleşti.. Akademide eğitim gören Maria annesinin de verdiği eğitimle birlikte normal bir okula gitmedi.. SHARAPOVA’NIN KARİYERİ 1.88’lik sarışın 2001 yılının sonunda profesyonel oldu.. Sağ elini kullanan Sharapova 2002’den itibaren çoğunlukla ITF/Challenger turnuvalarında boy gösterdi ve seneyi 28 galibiyet 5 mağlubiyetle tamamladı.. 2002’de sergilediği performansın ardından WTA sıralamasında 186. sırada yer aldı.. 2003 Maria’nın büyük çıkışını yaptığı yıl oldu.. Sezon boyunca 38 galibiyet elde eden genç Rus bir anda 32. sıraya kadar tırmandı.. Sezon sonunda Japonya ve Kanada’da katıldığı WTA turnuvalarından kupayla dönmesi ise kariyerinin ilk önemli başarıları oldu.. Tenis camiasında kısa sürede isim yapmaya başlayan Maria hızlı adımlarla yürüyen bir yıldız adayı olduğunu gösterdi.. İLK BÜYÜK BAŞARI 2004’te bir çok insanı şaşkına çeviren başarı gelmeden önce çim kortta yaptığı 22 maçı peş peşe kazanan Sharapova sezon boyunca kupa ve ödül kazanmaya devam etti.. 2004’te Maria ilk grand slam turnuvasını kazandı.. Wimbledon’u kazanarak çok önemli bir başarıya imza atan Maria Sharapova bir anda bütün Dünya’nın dikkatlerini üzerine çekmekle kalmadı aynı zamanda herkesin görmek ve tanımak istediği bir yıldız oldu.. Wimbledon’un yanı sıra 3 önemli WTA turnuvasında daha kupa kaldıran Sharapova sezonun kapanışında da WTA Tour kupasına uzandı.. Sharapova böylece WTA Tour kupasına uzanan ilk bayan Rus raket olmayı başardı.. Sharapova aynı zamanda ilk katıldığı sene bu kupayı kaldıran 2. isim oldu.. Wimbledon kupasına uzandığında 17 yaşından sadece 2 ay olmış olan Sharapova, Hingis’in ardından bu başarıya ulaşan en genç raket ve tüm zamanlarda da bir grand slam kazanan en genç 3. raket oldu.. Muhteşem bir sezonu geride bırakan Maria Sharapova WTA sıralamasında 4. sıraya kadar tırmandı ve 2.506.263 dolar turnuva geliri ile yılın en çok kazanan bayan raketi oldu.. Nike sponsorluğundaki Rus raket sezon boyunca kazandığı toplam 18.000.000 dolar ile ilerleyen aylarda Forbes’a kapak oldu.. ![]() 22 Ağustos’ta WTA’de zireveye çıkmayı başardı.. YARDIMSEVER SHARAPOVA Maria 2004 Aralık’ta Haynes, Kirilenko, Vaidisova, Stubbs ve Florida eyaleti valisi Jeb Bush ile Tampa’da gösteri maçları yaptı ve elde edilen gelir Florida Kasırga Fonu’na bağışlandı.. Tayland’da yaşanan tsunami felaketinin ardından da Tayland başbakanı ile bir araya geldi ve 10.000 dolarlık bir bağış yaptı.. Sharapova 2005 Avustralya Açık’ta 2004 WTA Tour’da kazandığı Porsche Cayenne’in değeri kadar para bağışını 2004’te Beslan Rusya’da bir okulda yaşanan rehine felaketi için bağışladı.. Sony Ericsson WTA Tour’da Yılın Oyuncusu ödülüne uzandı ve Yılın En Çok Gelişme Gösteren raketi olarak onurlandırıldı.. KORTALARIN DIŞINDAKİ SHARAPOVA Prince’in “Shark” raketini kullanan Maria Sharapova elde ettiği popülarite sayesinde bir anda firmanın daha önce hiç satmadığı kadar çok satış yapmasını ve raket satışlarını zar zor yetiştimesine sebep oldu.. Rus raket modaya olan tutkusu, dans sevgisi ve sinemaya yakınlığı ile de tanınıyor.. Özellikle macera ağırlıklı kitaplar okuyor ve iki haftada bir roman bitirmeye çalışıyor.. Henüz 18 yaşındayken çok başarılı bir raket olduğunu kanıtlamayı başaran Sharapova aynı başarıyı modellikte de gösterdi.. New York, Paris ve Sao Paulo’da büroları olan ve Gisele Bundchen, Tyra Banks, Heidi Klum, Kate Moss ve Laetitia Casta gibi mankenleri bünyesinde bulunduran IMG ajansının bir modeli olan Sharapova uzun süre Kournikova ile kıyaslandı ancak iki rakette bu kıyaslamadan memnun olmadıklarını sıklıkla dile getirdi.. 2002’de “Teen People”ın listesinde “Dünya’yı Değiştirecek 20 Genç” arasında gösterildi.. Aynı sene sayısız dergi Maria Sharapova’yı “21. yüzyılda izlenmesi gereken en önemli atletlerden biri” olarak gösterdi.. 2003’te “W” dergisinin kapağını süsleyen Sharapova aynı sene “USA Today” gazetesi tarafından tanıtıldı ve “YM”, “On the Move” dergileri ve “People Magazine” “coolest girls, havalı kızlar” arasına Sharapova’yı yerleştirdi.. 2004’te gelen Wimbledon zaferinin ardından “NBC's Today Show”, “Regis and Kelly”, “the Mike and Mike Show”, “Entertainment Tonight”, “Inside Edition”, “ESPN's SportsCenter”, “Fox”, “Friends”, “ESPN's Cold Pizza”, “CBS Early Show”, “MTV's TRL” (Total Request Live) de boy gösterdi ve TRL’de masa tenisi oynadı !.. Ardından en önemli başarılardan biri gerçekleşti ve 2 yılı aşkın bir süredir kapağına bir tenis oyuncusu koymayan “Sports Illustrated” dergisinin kapağını süsledi.. 2004 Ağustos’da İtalya “Vogue”un kapağında ilk kez boy gösterdi.. 2005’de Amerika piyasasında yapılan araştırmada en iyi şekilde lanse edilen spor kadını olarak ün yaptı.. 2005 Haziran’da “ESPN” dergisinin kapağını süsleyen Sharapova Temmuz’da da “Forbes”un kapağında 18 milyon dolarlık yıllık geliri ile “Dünya’nın En Zengin Kadın Atleti” olarak yer aldı.. “People” dergisi tarafından “En Güzel 50 Kişi” arasında gösterilen Sharapova, Laureus tarafından “Yılın Sporkadını” olarak seçildi.. KISA KISA SHARAPOVA - Babası Yuri Sharapov ve Robert Lansdorp tarafından çalıştırılıyor.. - Dünya sıralamasında “1” numara olan ilk Rus ve toplamda 15. kadın raket oldu.. - 2005 Haziran’da ESPN, Temmuz’da da Forbes dergilerinin kapağında “Dünya’nın en Zengin Kadın Atleti“ olarak yer aldı.. - 2005’de People dergisi tarafından “En güzel 50 kişi” arasında gösterildi.. - WTA 2004’ün “En İyi Oyuncusu” ödülünü kazandı.. - 2004 WTA sezon sonu şampiyonasında 1 milyon dolar para ödülünün yanı sıra bir de Porsche Cayenne S kazandı.. - 2004’de Wimbledon’u kazandı.. - 2004 Ağustos ve Ekim’de İtalya Vogue’un kapağını süsledi.. - Sharapova liseyi internet üzerinden katıldığı Keystone High School’da tamamlıyor.. - 2004 Ekim ayında Dünya’nın en popüler arama motorlarından Kazaa’da Britney Spears, Paris Hilton, Pamela Anderson, New York Yankees, New England Patriots, Christina Aguilera, Tiger Woods, Alicia Keys ve Usher’den daha çok Sharapova hakkında arama yapıldı.. |
|
|
|
#6 (permalink) |
|
Ziyaretçi
Mesajlar: n/a
|
![]() Babasının "Eğer bir göçmensen, iki katı fazla çalışmak zorundasın ancak böyle ayakta kalırsın" sözünü hiç bir zaman unutmadı.. Ve fakir bir aileden ulusal bir kahraman, bir Dünya Starı çıktı.. İşte Zinedine Zidane'ın hikayesi.. ZIZOU Real Madrid’e 68.6 milyon dolar karşılığında transfer olduğunda basın bir anda saldırıya geçti.. “Bu para bir orta saha oyuncusuna verilir mi ?..”, “Real Madrid saçmaladı, hangi orta saha oyuncusuna bu para verilir ?..” Evet herhalde haklılar, çok daha fazlası verilebilirdi.. Zinedine Zidane’ın hesabına bir baksanıza; Dünya Kupası, Avrupa Şampiyonluğu, lig şampiyonlukları ve kupalar, uluslararası kupalardan bir demet, Şampiyonlar Ligi’nin zirvesi, Dünya’nın en tepesi.. Kısaca Zinédine Zidane Zinédine Yazid Zidane 23 Haziran 1972’te Fransa’nın Marsilya şehrinde doğdu.. Zizou, takma adıyla çağırılan Real Madrid ve Fransa Milli Takımı’nın yıldız futbolcusu, dünya çapında tanınan ve günümüzde futbol oynayan en yetenekli isimlerin başında gösteriliyor.. Laik bir Müslüman olan Cezayir asıllı Fransız Zidane, uzun zamandır yoksulluk ve ırkçılıkla savaşıyor.. Halen futbola hizmet eden, Dünya’nın en iyi futbolcusu olarak bakılan Zidane aynı zamanda en yetenekli isim olarak anılıyor.. Top hakimiyeti ve yüksek süratte top sürüşü ile rakiplerini çaresiz bırakan Zidane orta sahada görev yapıyor.. “Dahi” ve “Büyücü” gibi takma adların yakıştırıldığı Zidane, ESPN televizyonundan Luis Omar Tapia tarafından “Futbolun Harry Potter’ı” olarak adlandırılıyor.. Zidane'ın muhteşem balansı, O’nu futbolun seyir zevki en yüksek futbolcuları arasında en üst sıralarda tutuyor ve Zizou, Fransız efsanesi Michel Platini’nin yükselttiği Fransız futbolunun çitasını başarıyla yüksekte tutmayı başarıyor.. ZIDANE’IN GENÇLİK KARİYERİ Çocuk yaşta US Saint-Henri Kulübü’nde futbola başlayan Zidane, burada okul ile antrenman sahası arasında mekik dokudu.. Henri antrenörünün ikna çalışmaları ile Septemes Sports Olympiques’e geçen genç Zidane, 14 yaşında elde ettiği gençler ligi şampiyonluğu ile parlamaya başladı.. Cannes'da parlıyor !.. Aynı sene Aix-en-Provence’de yapılan 3 günlük denemelere katılan Zidane, Cannes’ın tecrübeli futbolcu avcısı Jean Varraud tarafından keşfedilmeyi başardı.. Cannes defteri açılan Zidane’a 6 haftalık bir şans tanındı ve Cannes forması teslim edildi.. Ancak bir terslik olmuş olacak ki Zidane biraz daha fazla kaldı !.. Hatta henüz 16 yaşındayken Cannes’da profesyonel futbolcularla birlikte sahaya çıkmaya başladı.. Bir atletin yapması gereken her şeyi yapan ve fiziki özellikleri de buna müsait olan Zidane, bir çok insanın beklediğinden çok daha sağlam ve kuvvetli bir yapıya kısa sürede bürünmeye başladı ve 17 yaşındayken Fransa 1 Ligi’nde sahaya çıktı.. ![]() Cannes başkanı sözünü tuttu !.. 8 Şubat 1991’de Fransa 1. Ligi’nde ilk golünü kaydeden Zidane, Cannes başkanı tarafından ilk golü attığında kendisine hediye edilecek olan arabayı kazandı ve Zidane’a bir Reanult Clio verildi.. Zidane henüz ilk sezonunda Cannes’ın UEFA Kupası’na katılmasına yardımcı oldu.. Zidane’ın Cannes’daki ikinci sezonu beklediği kadar iyi geçmedi.. Ancak profesyonel olmayan bir futbolcudan ne kadar çok şey beklenebilirdi.. Zidane için Cannes’ın 2. senesine gerçekleşen en güzel şey gelecekte karısı olacak İspanyol model ve dansçı Veronique ile tanışmasıydı.. Keyifli geçen 91 – 92 sezonunun ardından değişiklik kararı veren Zizou kendisini 4 yıllığına isteyen Marsilya’nın yerine, daha çok istediğini kanıtlayan Bordeaux’ya katıldı.. Bordeaux.. 24 yaşındaki Zidane’ın Bordeaux’ya alışması pek de kolay olmadı.. Adaptasyon dönemini, zor günleri geride bırakarak atlatan Zidane kısa süre sonra buralara veda edeceğini sinyallerini vermeye başladı.. Zidane’ın oynadığı her yıl Bordeaux sadece gelişmeye ve Avrupa Kupaları’na katılmaya başlamadı, 95-96’da Intertoto’dan geçtikleri UEFA’da final oynamayı başardı.. O sezon aynı zamanda Zidane’ın Bordeaux’ya veda ettiği yıl oldu.. ![]() Juventus.. Zidane’ın peşine düşen takımlar arasında genç Fransız’ı en çok isteyen ve bunu gösteren Juventus oldu.. Ancak Zidane için zor günler yine başladı.. Torino’da imzayı atan Zizou, İtalyan hayat tarzına ve Torino’ya alışmakta zaman zaman zorluklar yaşadı.. Ama her şeyden önemlisi Fransa’dan çok farklı olan İtalyan tarzı futbola alışmaktı.. Juventus’ta ilk yılını hüzün ve bol düşünceyle tamamlayan Zidane, 2. sezonla birlikte hayat tarzını ve yeteneklerini yeşil çime yansıtmayı başardı ve tam anlamıyla bir yıldız oldu.. Önce Fransa'yı uçurdu.. Sonra İspanya'ya uçtu..1998 Dünya Kupası’nı kazanan Fransa Milli Takımı’nın en önemli üyesi olan Zidane özellikle final maçında Brezilya’yı yendiklerinde kaydettiği 2 golle bütün Dünya’nın gözü önünde en tepeye çıkmayı başardı.. Dünya Kupası’nı kaldıran Zidane, 2 sene sonra da 2000 Avrupa Şampiyonası’nda takımını Avrupa’nın zirvesine taşıyarak peş peşe 2 önemli turnuvada Fransa’yı en tepede tuttu.. Zidane kariyerinin en önemli onuruna tam 3 kez FIFA Dünya’nın En İyi Futbolcusu seçilerek ulaştı.. Zizou 1998, 2000 ve 2003’te Dünya’nın en iyisi oldu.. Zidane, 2001’de İtalyan devi Juventus’dan İspanyol devi Real Madrid’e 4 yıllık kontrat ile transfer oldu.. Ancak bu öyle sıradan bir transfer değildi.. Bir yıldızın iki takım arasında gerçekleşen transferi değildi.. Zidane için Juventus’a Real Madrid tarafından ödenen bonservis bedeli tam 47 milyon pound, yaklaşık 69 milyon dolardı ve Fransız yıldız bir anda futbol tarihinin en pahalı futbolcusu olarak bütün Dünya’da manşetleri süsledi.. ![]() Zidane transfer oldu, bütün Dünya’da televizyon kanalları spor haberlerinin yanı sıra ekonomi haberlerinin akışını da değiştirmek zorunda kaldı.. Borsa haberleri ikinci sıraya düşerken Zidane’ın kırdığı rekoru bütün Dünya’da ilk sıraya yerleşti.. Diğer takım arkadaşları ile birlikte oluşturdukları “Galacticos” adı altında Real Madrid’e kısa sürede ayak uyduran Fransız yıldız Raul, Luis Figo, Steve McManaman ve Roberto Carlos gibi yıldızların arasından ön planda yer almayı başardı.. Kariyeri, futbol yeteneği, saha içindeki liderliği, gerektiğinde biraz da abarttığı hırçınlığı, saha dışında taraftara jestleri ve bir denizde ilerleyen bir tekne misali yeşil çimde topla akışı ile herkesi kısa sürede büyülemeye başardı.. ![]() Zidane hiçbir zaman sadece asist yapan, güzel ortalar yapan ya da savunmada takıma destek olan biri olmadı.. O kaydettiği muhteşem gollerle de her zaman ön planda oldu.. Özellikle 2001-2002 sezonunda oynanan Şampiyonlar Ligi finalinde Alman ekibi Bayer Leverkusen’i 2-1 deviren isimdi ama bundan önemlisi 2. golü fantastik bir vole ile atmasıydı.. UEFA tarafından bugüne kadar atılmış en güzel goller arasında yer alan bu gol, sadece takım arkadaşlarının ve kendi taraftarının değil, rakip takım ve taraftar tarafından da saygı ile alkışlanmasını sağladı.. |
|
|
|
#7 (permalink) |
|
Ziyaretçi
Mesajlar: n/a
|
![]() ![]() 2002 Dünya Kupası’nda istediği futbolu oynayamayan Zidane sakatlıklar ile boğuşmak zorunda kaldı.. Fransa’nın Dünya Kupası sahibi unvanını korumaya çalıştığı 2002 Dünya Kupası tarihteki en kötü “unvan koruma” mücadelelerinden biriydi; Zidane’ın yaratıcılığı olmadan Fransa tam anlamıyla kayıptı. Sakat olmasına rağmen erken geri dönüş yapan ve Fransa’nın son maçında oynayan Zidane kendinde değildi ve o yeteneği daha önce sadece 5 dakika bile izleyen biri dahi sahadakinin başka biri olduğunu zannederdi.. İlk turda kupaya veda eden Fransa gol dahi atamadı.. 12 Ağustos 2004’te Dünya futbolu için üzücü bir gündü, 2004 Avrupa Şampiyonası’nda çeyrek finalde sonradan kupaya uzanan Yunanistan’a elenen Fransa Milli Takımı’nın yıldızı Zinedine Zidane ulusal formayı bıraktığını açıkladı.. İlerleyen günlerde, Şubat 4’te de 2006-2007 sezonunun sonunda Real Madrid ile tamamlanacak kontratının ardından da futbolu bırakacağını ve jübilesini yapacağını duyurdu.. ![]() Fransa’nın 2006 Dünya Kupası’na katılamama riski yaşamaya başlaması ve oyun düzeninde oluşan problemler sebebiyle daha fazla dışarıda kalamayan Zidane 3 Ağustos 2005’te Horozlor’u daha fazla yalnız bırakamayacağını ve Fransa’nın Dünya Kupası finallerine gitmesi için milli takıma geri döndüğünü belirtti.. Zidane bu kararı tek başında aldığını ve kimsenden baskı görmediğini hemen açıkladı ancak kimse bu açıklamaya inanmadı.. En büyük baskı Fransa halkından gelmişti ve Zidane bile kendi halkına çalım atamazdı.. ![]() Zidane’ın geri döndüğünü açıklaması bir çok değişikliğe sebep oldu.. Aynı gün yakın arkadaşı Chelsea orta sahasının kilit ismi Claude Makelele de milli formayı yeniden taşımaya karar verdiğini açıkladı.. Aynı hafta bir geri dönüş daha yaşandı.. Zidane’dan etkilenen bir diğer isim Lilian Thuram’dı.. Fransa Milli Takımı’nın muhteşem üçlüsü, bel kemiği, 3 Eylül’de Faroe Adaları ile oynadıkları maçı 3-0 kazanmalarını ve devamında da Fransa’nın Dünya Kupası finallerine gitmesini sağladı.. ![]() ZIDANE’IN MİRASI Futbol ikonlarından biri olan Zidane bütün Dünya’da futbol topunu tanıyan herkes tarafından çok iyi bilinen bir efsane.. Kendi jenerasyonunun ötesine geçen Zidane günümüzün küçükleri ve kendisinden çok önce sahalara veda eden bir çok yıldız tarafından en çok taktir edilen isim.. Oldukça utangaç biri olan Zidane İspanyol asıllı Fransız Veronique ile evli.. Eski bir model olan Véronique ile birlikte Enzo, Théo, Lucas ve Elyas adından 4 çocukları olan ünlü çift Madrid’te yaşıyor.. ![]() Takım arkadaşı Ronaldo ile karşılıklı kurdukları takımlarla Dünya yıldızlarını bir araya getiren ikili UNICEF’in elçiliğini de yaparak düzenli bir şekilde bağış topluyor.. FIFA için Pele tarafından seçilen Dünya’nın en iyi futbolcuları listesinde yer alan Zinedine Zidane, UEFA Golden Jubilee oylamasında en iyi futbolcu seçildi.. Bütün Dünya’dan 7 milyona yakın oy kullanılan UEFA Golden Jubilee’de Zidane 123.582 oy alarak Franz Beckenbauer, Johan Cruijff, Marco van Basten ve Dino Zoff gibi efsaneleri geride bırakarak tüm zamanlarda “Dünya’nın En İyi” futbolcusu seçildi.. ![]() ZIDANE’IN İTİBARI Fransa Milli Takımı ile 1998 ve 2002 Dünya Kupası’na katıldı ve 98’de kupayı kaldırdı.. 1996, 2000 ve 2004’te Avrupa Şampiyonası’na katıldı ve 2000’de kupayı kaldırdı.. Juventus ile 1996’da Avrupa Süper Kupası’nı, Kıtalararası Şampiyona’yı ve Serie A şampiyonluğunu kazandı.. Yine Juventus ile 1997’de Serie A şampiyonu oldu ve İtalya Süper Kupası’nı kaldırdı.. Real Madrid ile 2001 – 2002’de Şampiyonlar Ligi kupasını kaldırdı.. 2002’de Kıtalararası Şampiyona’da kupanın sahibi oldu.. 2002 - 2003’te Real Madrid ile La Liga şampiyonu oldu.. 1998, 2000 ve 2003’te FIFA Dünya’nın En İyi Futbolcusu seçildi.. 1998’te Avrupa’da Yılın Futbolcusu oldu, Ballon d'Or’u kaldırdı.. ZIDANE HAKKINDA Zinedine Zidane'ın dünyaca ünlü bir futbol efsanesi ya da Dünya’nın en çok kazanan futbol yıldızlarından biri olması sert Marsilya sokaklarından Madrid’e olan yolculuğunu hiç bir zaman kolaylaştırmadı.. ![]() Cezayirli göçmen bir ailenin çocuğu olan Zidane her zaman politikanın içine çekilmeye çalışan bir futbol yıldızı oldu.. Köklerinin Cezayir’den gelmesinden her zaman gurur duyan ve bunu her fırsatta dile getiren Zidane hayatı boyunca ne kadar çok sevilse de, ne kadar çok kazansa da karşısına çıkan ırkçı söylemlerle savaşmak zorunda kaldı, kalacak !.. 1960’larda ailesinin işçi olarak geldiği, Marsilya’nın kuzeyinde yer alan banliyölerinden, ilk ya da ikinci jenerasyon göçmenlerin yeri olan La Castellane’de yetişen Zidane her zaman sorunlar içinde yaşamak zorunda kaldı.. En iyi olmayı en zor yollardan geçerek öğrendi !.. Babası Smail’in O’na söylediği “Eğer bir göçmensen, iki katı fazla çalışmak zorundasın ancak böyle ayakta kalırsın” lafını hiç bir zaman unutmayan Zidane her zaman ailesinden gurur duydu ve bunu da her fırsatta dile getirdi.. Belki de Dünya’nın en yetenekli futbolcusunun evi olan La Castellane, şu anda da ailesinin yaşadığı yer.. Köklerini hiç bir zaman unutmayan Zizou geride kalan 15 yılda futbol dünyasının sunduğu bütün ödülleri kazandı ama ne yaparsa yapsın göçmen problemi peşini bırakmadı.. La Castellane’de kurdukları ve göçmen çocukları yetiştirdikleri futbol takımının antrenörlüğünü Zidane’ın abisi Farid yapıyor.. “Fransa’nın en popüler ismi” seçilen Zidane’ın halen göçmen problemini yaşıyor olması efsane futbolcunun en büyük sıkıntısı.. Zidane ve ailesinin takımında oynayan çocuklar için hayat en azından Zidane’ın yaşadıklarından daha kolay geçiyor.. Takımın kalecisi Karim “Bize her zaman göçmen muamelesi yapılıyor ama karşımızdakine Zidane’ın takımında oynadığımızı söylediğimizde bize saygıyla bakıyorlar” diyor.. Her zaman politikanın içine çekilmeye çalışan Zidane, hiç bir zaman göçmen olmaktan utanmadığını, aksine bununla gurur duyduğunu dile getiriyor ve ekliyor, “Bu sayede sert olmayı, sağlam bir karaktere sahip olmayı öğrendim, ailem bana bunları öğretti.. Köklerimle gurur duyuyorum”.. Diğer abisi Nordine açıklıyor: “O’nu politikada kullanmak isteyen çok fazla köpek balığı etrafında dolanıyor ama Yazid (Zidane) akıllı biri, O’nu tuzağa düşüremiyorlar”.. ![]() Köklerini unutmayan Zidane, Madrid’te çok mutlu ancak yıldız futbolcunun futbol kariyerinden sonra ailesiyle birlikte döneceği yer kesinlikle yetiştiği La Castellane olacak.. Zizou bunu her fırsatta dile getiriyor ve soranlara açıklıyor; “Ben Madrid’te çok mutluyum, Akdeniz havası beni rahatlatıyor ama ben La Castellane’de başarılı olmayı öğrendim ve bununla da gurur duyuyorum ve döneceğim yer orasıdır”.. Oğluyla gurur duyan baba Smaïl, 1998 Dünya Kupası’nı izleme fırsatı yakalayamadı, sebebi ise o sırada torunu Luca’ya bakıyor olmasıydı.. Ancak oğlunun yaptıklarının, başardıklarının farkında ve O’nun la hep gururu duymuş.. Hatta 98’de kupayla döndüklerinde Zidane’ın başkanlığa gitmesini isteyecek kadar abartan Zidane taraftarına teşekkür ediyor.. |
|
|
|
#8 (permalink) |
|
Ziyaretçi
Mesajlar: n/a
|
Ancak Zidane’ın yaşadığı problemlerin başında ırkçı Fransız politikacı Le Pen’ın milli takımdan göçmenleri çıkartacağını söylemesi geldi.. Le Pen’in dalkavuklarından birinin “Zidane’ı milli takıma bir tek sebeple alabiliriz o da babası “harki” olduğu için” demesi ortalığı karıştırdı.. Arapça olan “harki” kelimesi Cezayir ile yapılan savaşta Fransa için savaşan Cezayirlileri anlatmak için kullanılıyordu ve Zidane’ın sırtından geçinmeye çalışan politikacılar O'nu vatan haini konumuna soktu.. Gerçekler bazen üzücü ya da komik olabiliyor; Fransa ile Cezayir arasında Stade de France’de Ekim 2001’de oynadıkları dostluk maçı Zidane’ın son dönemde atlatmaya çalıştığı zor dönemin tuzu biberi oldu.. Zizou her ayağına top geldiğinde politikacıların etkisinde kalan Cezayirli taraftar tarafından ıslıklandı, “Zidane-Harki” posterleri asıldı.. Mücadele atmosferin her geçen dakika artmasıyla devam etti.. Cezayir’in özgürlüğüne kavuştuğu yıllardan beri bir birini pek sevmeyen iki tarafın maçında yükselen atmosfer Zidane’ın maç öncesine aldığı ölüm tehditleri ve ikinci yarıda sahaya giren taraftar sebebiyle iptal edilen bir “dostluk” maçı !.. Zidane bu maçın ardından sonunda babası ve ailesi hakkında ve politik görüşleri hakkında açıklama yaptı.. Zidane sert ve vurucuydu; “Bunu sadece bir kez söyleyeceğim, babam “harki” değil.. Babam Cezayirli ve ben babamla, babam da benimle gurur duyuyoruz. Babam hiç bir zaman gurur duyduğu ülkesi karşısında savaşmamıştır”.. Zidane bu açıklamayı yaptığı günden beri daha rahat yaşıyor.. Bir kısım, futbol dünyasını her ayağına top geldiğinde şaşkına çeviren bu yeteneğin ve ailesinin politika ile alakası olmadığını ancak bu açıklamanın ardından anlayabildi.. Zidane Ağustos 2005’te ulusal formayı yeniden giydiğinde kaptanlık bandını da koluna taktı.. Milli takım da 10 numaralı formayı giyen Zidane, Real Madrid’te ise 5 numaralı formayı taşıyor.. Efsane futbolcunun küçük yaşlardan beri hayran olduğu en önemli isim ise Olympique de Marseille'nın Uruguaylı oyun kurucusu Enzo Francescoli.. Zidane, Enzo’ya duyduğu hayranlığı son çocuğuna O’nun adını vererek gösterdi.. Enzo’yu küçük yaşlarda seyretmeye başlayan Zidane’ın futbola bakış açısını değiştiren an ise stadyumda görevli çocuk olarak çalıştığı sırada Enzo’nun futbolunu canlı gözlerle seyrettiği an oldu.. Zizou, 2004 Atina Olimpiyatları’nda meşale taşıyan isimler arasında yer aldı.. ![]() Zidane’ın layık görüldüğü en önemli onur ise Fransa Başkanı Jacques Chirac tarafından "Chevalier" (Şövalye) Légion d'honneur yapılması oldu.. PAZARLAMA VE ZIDANE Dünya’nın önde gelen sağlık örgütleri ile ırkçılık ve yoksullukla savaşan örgütlerin promosyonlarında gönüllü olarak yer alan Zidane, Dünyaca ünlü oyuncak markası LEGO’nun da ömür boyu yüzü.. ZIDANE HAKKINDA SÖYLENEN EN ANLAMLI CÜMLE "Ne zaman sahada ne yapacağımızı bilmesek, ayaklarımız birbirine dolaşsa, işimiz çok basit, topu hemen Zizou’ya veriyoruz. O nasılsa bir şeyler yapar” Eski takım arkadaşı Bixente Lizarazu |
|
|
|
#9 (permalink) |
|
Ziyaretçi
Mesajlar: n/a
|
![]() Yeşil Halı'nın tek hakimi olan Tiger Woods yüzlerce ödülü olan ve kazandığı kupalarla kendi müzesini kuran biri ve Dünya'nın en çok kazanan sporcuları arasında. Henüz 30'lu yaşlarının başında olan bu adam kuşkusuz Dünya'nın en iyi sporcuları arasında önemli bir yere sahip. Tiger Woods Doğum Tarihi: Aralık 30, 1975 İkamet: Orlando, Florida. Eşi: Elin (10/5/2004) Ailesi: Earl ve Kultida Lise: Western HS (Anaheim, Kaliforniya.) Üniversite: Stanford University (Palo Alto, Kaliforniya.) Boyu: 1.88 m. Kilosu: 84 kg. Artık 30’lu yaşlarında olan Eldrick (Tiger) Woods 1996 yazında profesyonel golfe geçtiğinden beri parmak ısırtan bir kariyer yaptı. 45’i aşan PGA Tur olmak üzere 65’den fazla turnuva kazanan Woods 1997, 2001, 2002 ve 2005 Masters, 1999 ve 2000 PGA Şampiyonası, 2000 ve 2002 A.B.D Açık, 2000 ve 2005 Britanya Açık’ta kupa kaldırdı. Woods 2001’de kazandığı 2. Masters ile birlikte 4 büyük profesyonel kupayı aynı anda elinde tutan ilk isim oldu. PGA Tur’da herkesden daha çok zaferi bulunan Tiger Woods para listesinde de tüm zamanların en çok kazanan oyuncusu. 2000’de 9’u PGA Tur olmak üzere 11 tunuva kazanan Tiger aynı zamanda David Duval ile birlikte Amerika Takımı ile birlikte Dünya Kupası’nı kazandı. Woods o sene 1999’da 6.616.585 Amerikan doları ile kırdığı para ödülü rekorunu da 9.188.321 Amerikan doları ile geliştirdi. Tiger toplamda kazandığı para ödülünü 2005 ile birlikte PGA’de 55.770.760 Amerilkan dolarına çıkartırken Dünya çapında kazandığı para ise tam 68.151.294 Amerikan doları oldu. 2000’de kazandığı 9 PGA Tur zaferi 1950’de Sam Snead’in kazandığı 11 zaferden bveri elde edilen en büyük başiarı olurken 1999’da da 8 PGA Tur zaferi elde etti ve 7.681.625 Amerikan doları kazandı. Tiger’ın en önemli başarılarından biri 2000’de geldi. Tiger aynı sene 3 büyük turnuvayı kazanarak efsane golfçülerden Ben Hogan’ın 1953’de elde ettiği rekoru egale etti. Hogan aynı sene Masters, A.B.D Açık ve Britanya Açık’ı kazanmıştı. Tiger aynı zamanda PGA Şampiyonası’nı peş peşe kazanarak Denny Shute’ün 1936-37’de kırdığı rekoru da egale etmeyi başardı. Tiger Britanya Açık’ı kazanarak Grand Slam’leri toplayan en genç isim olurken toplamda da Hogan, Gene Sarazen, Gary Player ve Jack Nicklaus’un ardından bu başarıya imza atan 5. isim oldu. Tiger aynı zamanda Masters’ın gelmiş geçmiş en genç şampiyonu oldu. 21 yaşından 3 ay 14 gün aldığında bu genç adam Masters kupasını havaya kaldırdı. A.B.D Açık ve Masters zaferleri aynı zamanda rekor farklarla birlikte geldi. 15 ve 12 atılş farkla kupalara uzanan Woods 138 yıllık rekorları da tarihe gömdü. 1862’de Old Tim Morris Britanya Açık’da zafere uzanırken 13 atışlık bir fark yapmıştı. Tiger’dan önce PGA’e en iyi başlangıç yapan isim Horton Smith olmuştu. Smith 1929’da 21 yaşında 8 PGA zaferi kazanmış ve 1931’de ise 23 yaşındayken 15 kariyer zaferine ulamıştı. Woods 1999’da 8’i PGA toplam 11 zafer elde ederek 23 yaşındayken bir efsane olma yolunda ilerlediğini gösterdi. Nicklaus ile sürekli kıyaslanan Woods bunun da altından kalkmayı başardı. Nicklaus 1964’de 24 yaşındayken 12 PGA ve toplamda 17 kupa kazanmıştı ve 3 yıldır profesyonel golf oynuyordu. Woods' un 6 profesyonel büyük kupa zagferi ve 3 A.B.D Amatör kupası O’nu 25 yaşında toplam 9 büyük kupa sahibi yaptı. Bu da aynı yaşlardayken Nicklaus’dan 3 büyük kupa daha fazla kazanmış olması anlamını taşıdı. Nicklaus’un 4 profesyonel büyük kupası ve 2 A.B.D Amatör kupası bulunuyordu. Woods golf tarihinin en çarpıcı amatör istatistiklerini de elinde bulunduruyor. 6 USGA ulusal kupası kazanan Woods NCAA unvanı sahibi de oldu. Ve bunları yaparken henüz profesyonel olmamıştı. 27 Ağustos 1996’da pro olan Woods bu zamana kadar 3 kez peş peşe A.B.D Amatör kupası kazandı ve rekor olan 18 maçı peş peşe lider tamamladı. A.B.D Gençler Şampiyonası’nı henüz 15 yaşındayken 1991’de kazanarak bu başarıya en genç yaşta ulaşan isim olan Woods 1994’de de A.B.D Amatör’ü 18 yaşında kazanarak yine bu başarıya ulaşan tarihteki en genç golfçü oldu. A.B.D ordusundan emekli Teğmen Earl Woods’un oğlu olan Tiger’ın annesi ise Tayland kökenli Kultida. Tiger Woods’un Tiger takma dını almasının sebebi ise babasının Vietnamlı bir asker olan arkadaşı Vuong Dang Phong. 30 Aralık’da doğan Tiger Los Angeles’ın güney doğusunda olan Cypress, Kaliforniya’da büyüdü. 6 aylıkken babasının golf sopasuı ile yaptığı vuruşları saatlerce izleyen Woods henüz 2 yaşındayken Mike Douglas Show’a katıldı ve Bob Hope ile birlikte vuruş yaptı. 3 yaşında şaşırtıcı vuruşlar yapmaya başlayan Tiger 5 yaşında Golf Digest dergisinde yer buldu. Tiger Optimist Uluslararası Gençler turnuvasını tam 6 kez 8, 9, 12, 13, 14 ve 15 yaşlarında kazandı. 1992’de 16 yaşındayken ilk kez bir profesyonel turnuva olan Nissan Los Angeles Açık’da oynayan Woods 93’te ise 3 PGA Tur turnuvasında daha boy gösterdi. 1994’de Amerikanın ünlü ve çok başarılı üniversitelerinden Stanford’a giren Tiger üniversite hayatı boyunca tam 10 turnuva kazandı. 1994’de Batı Amatör’ü kazanan Woods Amerika Takımı’nı Dünya Amatörler Şampiyonası’nda temsil etti ve 1995’de ise Galler’de Walker Kupası’nda oynadı. 1995’de ilk büyük kupalarını oynayan Woods Masters ve Britanya Açık’da oynadı ancak geçirdiği sakatlık sebebiyle A.B.D Açık’a katılamadı. 1996’da da 2 büyük turnuvada oynayan Woods ne kadar önemli bir golfçü olmaya başladığını her turnuvada sergilediği performansıyla gösterdi. 1991 ve 1992’de Golf Digest “Yılın Oyuncusu” seçilen Woods 1992 ve 1993’de Golf “Dünya’da Yılın Oyuncusu” ödülüne layık görüldü. 1992’de “Yılın Amatör Oyuncusu” ödülünü alan Woods 1994’de ise “Dünya’da Yılın Golf Adamı” seçildi. Woods 1996’da ise “Fred Haskins ve Jack Nicklaus Yılın Üniversite Oyuncusu” ödüllerini aldı. A.B.D Amatör ödülünü 3. kez peş peşe alan Woods kısa süre sonra ilk profesyonel turnuvasını Greater Milwaukee Açık’da oynadı. Sezonda sadece 7 tunuva geriye kaldığında para ödülü listesinde ilk 125’e girip PGA oyunu kartı alması gereken Woods tabii ki bunu başardı. 2 tunuva kazanan ve ilk 30’a giren Woods Şampiyonlar Turu’na katılmaya hak kazandı. Toplamda ise 790.594 Amerikan doları ile 25. oldu ve Dünya çapında ise 940.420 Amerikan doları kazandı. 1997’de sezon açılışının yapıldığı Mercedes Şampiyonası’nı kazanan Woods Masters ile birlikte 4 PGA kupası kaldırdı ve o zaman bir rekor olan 2.066.833 Amerikan doları ile Arnold Palmer Ödülü’ne sahip oldu ve Dünya çapında ise toplam 25 tunuvada tam 2.440.831 Amerikan doları kazandı. Gelmiş geçm,ş en hızlı şekilde Dünua’nın 1 numarası olmayı başaran Woods profesyonel oldulktan tam 24 hafta sonrta 15 Haziran 1997’de Dünya’nın zirvesine yerleşti. Woods böylece 21 yaşından 24 hafta aldığında gelmiş geçmiş en genç 1 numara oldu. Woods’dan önce bu başarıya ulaşan en genç isim 1986’da 29 yaşında 31 hafta alan Bernhard Langer olmuştu. 98’de de parlak bir yılı geride bırakan Woods 99’da muhteşem bir performansla ortalığı alt üst etti. PGA Şampiyonası dahil bir çok kupa kaldıran Woods tam 6.616.585 Amerikan doları kazandı ve en yakın rakibi ve yakın arkadaşı David Duval’a 2.974.679 Amerikan doları fark attı. Bu başarının kısaca açıklaması; Woods’un dağıtılan bütün para ödülünün %52’sini almasıydı. 99 ve 2000 ve 02’de kupaları müzesine taşımaya devam eden Woods 2002’de ise PGA’de 6.912.625 ve Dünya çapında 8.417.188 Amerikan doları kazanarak peş peşe 4ç yılda da en çok kazanan isim oldu. CNN’in Dünyaca ünlü spor dergisi Sports Illustrated Woods’u 1996 ve 2000’de “Yılın Spor Adamı” seçerken Fransız L’Equipe 2000’de Woods’u “Şampiyonların Şampiyonu” onuruna layık gördü. Dünya’nın en saygın haber ajanslarından Associated Press ise Woods’u 1997. 1999 ve 2000’de “Yılın Erkek Sporcusu” olarak onurlandırdı. Tiger Woods ve basketbolun efsanesi Michael Jordan bu ödülü 3’er kez kazanan ilk isimler oldu. 2000’de Dünya’nın en saygın haber ajanslarından bir diğer Reuters tarafından “Yılın Spor Adamı” seçilen Woods 1997’de ise Amerika’nın önde gelen spor kanalı ESPN tarafından “Yılın Erkek Sporcusu” ödülünü aldı. Laureus Spor Ödülleri’nden de bir seri yapan Woods bu saygın ödülü 1999 ve 2000’de kazanarak “Yılın Spor Adamı” seçildi. PGA Tur’dan da 1997, 1999, 2000, 2001, 2002, ve 2003’de “Yılın Sporcusu” ödüllerini alan Woods 30 yaşına gelmeden önce golfün yaşayan “efsanesi” olmayı başardı. |
|
|
|
#10 (permalink) |
|
Ziyaretçi
Mesajlar: n/a
|
![]() Dünya'nın en genç Formula 1 şampiyonu olan Fernando Alonso Diaz kokpite oturduğunda henüz 3 yaşındaydı.. Direksiyonu ilk tuttuğu günden beri damalı bayrak için gaza basan Alonso'nun muhteşem kariyeri ve en ince detayları.. 3 yaşında kokpite oturup evi gibi benimseyen, Flavio Briatore’nin ellerinde yoğrulan, Oxford’da öğrencilerle birlikte takılan, futbol ve tenis oynayan tırmanış yapan, F1’i tanımayan bir ülkeye “Alonsomania” çılgınlığını yaşatan ve Galacticos’lar kadar çok tanınan Fernando Alonso; rekorların ve başarıların adamı. .::ALONSOMANIA::. Fernando Alonso Diaz 29 Temmuz 1981’de Oviedo, İspanya’da doğdu.. Renault F1 takımının pilotu olan Alonso Oxford’da yaşıyor ve 25 Eylül 2005’de Formula 1 Dünya şampiyonu oldu.. F1’de Dünya şampiyonu olduğunda 24 yaşından 59 gün almış olan Alonso böylece efsane F1 pilotlarından Emerson Fittipaldi’ye ait olan “En Genç F1 Şampiyonu” unvanını da almış oldu. Alonso’nun şampiyonluğu aynı zamanda F1’de bir devrin sonuna işaret etti; F1’in yaşayan efsanesi Michael Schumacher’in yıllardır süregelen hükümdarlığının sonunu.. ![]() .::ERKEN YILLAR::. Annesinin kızlık soyadını da adında taşıyan Alonso, Kuzey İspanya’nın Asturias bölgesinde dünyaya geldi. Orta halli bir ailenin çocuğu olan Alsonso’nun babası maden işinde patlayıcı uzmanı olarak annesi ise bir devlet dairesinde uzun süre aileyi iyi şartlarda geçindirebilmek için çalıştı.. Alonso ufak yaşlarda özellikle babası sayesinde motor sporlarıyla tanıştı ama ne babası ne de başkası Alonso’nun gelmiş geçmiş “En Genç F1 Dünya Şampiyonu” olabileceğini tahmin edebilirdi.. ![]() Hayatla Oviedo’da ablası Lorena’nın elinden tutarak tanışan Alonso, amatör kart pilotu olan babası José Luis’in yarış tutkusunu çocuklarına aşılamaya çalışmasıyla gaz pedalına basmayı öğrendi.. Baba Jose’nin F1 araçlarından kopya çekerek kendi elleriyle yaptığı pedallı kart aslında abla Lorena içindi.. Ancak 8 yaşındaki Lorena’nın bu araca ilgi göstermemesi ve henüz 3 yaşında olan Alonso’nun o ufacık kokpiti evi gibi benimsemesi bugünlere kadar uzayan başarılarla dolu hayat hikayesinin ilk tohumları oldu.. Babasından aldığı yarışmacı ruh ve annesinin desteğiyle yeteneklerini ufak yaşlarda sergilemeye başlayan Alonso’nun ilk mekanikeri doğal olarak babası oldu.. İspanya’da babasının elinden tutarak anaokulu yerine gittiği yarışmalarda karting kullanan Alonso ailesinden aldığı moral desteğiyle gaza basmanın kısa sürede kendisi için sadece bir hobi olmadığını gösterdi.. Ancak bu durum babası Jose Luis’i oldukça zor durumda bıraktı.. Varlıklı bir aile olamayan Alonso’lar başarılı olan küçük çocukları Fernando’nun motorsporlarına devam edebilmesi için bir çok fedakarlık yapmak zorunda kaldı.. Ailenin limitli kaynakları karting arabası ve yarışmalara katılabilmek için mutlaka bir sponsor bulunmasını gerektiriyordu.. Girdiği her yarışta neredeyse en ufak katılımcı olan Fernando en başarılı genç yetenek olmayı ve rakiplerine çoğu zaman duman yutturmayı başardı.. 1994, 1996 ve 1997’de İspanya Karting Şampiyonası’nda kupaya uzanan Alonso Avrupa Kart Şampiyonası’nda 2. oldu ve küçük yaşta 1996’da Dünya Küçükler Karting Şampiyonası’nda zafere uzandı.. |
|
![]() |
| Şu Anda Konuyu İnceleyen Aktif Kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Canavarlar ve Hikayeleri | Squibb | Silkroad Online | 3 | 01.09.2008 21:33 |
| İlginç Ölüm Hikayeleri | epsilon_1109 | Geyik | 1 | |