|
|||||||
| Ti Anketleri Maksat İstatistik Tutmak... |
| Anket Sonuçlarını Göster: Kim alır | |||
| Kayseri Erciyes |
|
9 | 40.91% |
| Beşiktaş |
|
13 | 59.09% |
| Oy Verenler: 22. Bu ankete oy veremezsiniz | |||
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#22 (permalink) |
![]() Katılma Tarihi: Oca 2007
Nereden: Bilgelik Okulu
Mesajlar: 547
|
“Kupayı gözyaşlarıyla dolduracağız”
Enleri fazlaca bir başkan... Turkcell Süper Lig’in en genç kulüp başkanı... Ligde takımı düşmemeye oynadığı için en sıkıntı yaşayan başkanlardan... Takımı Fortis Türkiye Kupası’nda final oynayacak olmasından dolayı en mutlu başkan... Kupayı müzelerine götürdükleri taktirde en mutlu olacak bir başkan... Başkanlar içinde belkide en sempatik başkan... Enler böyle sıralanıp gidiyor Ziya Eren için... Ligtv.com.tr olarak tam 4 gündür Kayseri’deyiz. Bu hafta “Mucizenin adı Erciyesspor” röportaj serisi, önümüzdeki hafta “Kayserispor Haftası” röportajları yayınlıyoruz. Pazar sabahı Kayseri’ye geldiğimde Ziya Eren tarafından karşılandım. İlginç değil mi? Ama Anadoluda böyle. Harika bir Pazar sabahı kahvaltısı yaptık ailesiyle birlikte. Ardından tesislerin yolunu tuttuk ve röportaj koşuşturmacası başladı. Bugün öğle saatlerinde İzmir’e uçup, finali izledikten sonra gece yine Kayseri’ye döneceğiz. Sırası gelmişken Anadolu kulüpleri denmesine isyan edenlere seslenmek istiyorum. 3 büyükler aynen öyle kalsınlar. Anadolu takımlarıda yine Anadolu takımları olarak kalmaya devam etsinler. Anadolu bambaşka... Anadolu aşk, neşe, heyecan, yürek, insanlık dolu. Anadoluda saygı var. Ne yalan diyeyim Anadolu seyahatlerimde gazeteciliğin keyfine varıyorum. Anadoluda gazeteciye ilgi var, sevgi var, saygı var. Bu ve bunun gibi değerler Anadoluda yaşıyor, İstanbul’da yaşamıyor. Onun için Anadolu takımları denmesi son bulursa, onlarda 3 büyükler gibi olur diye korkuyorum. İşte o zaman yazık olur. Aman onlarıda hayırsızlığa, vefasızlığa, sevgisizliğe, kavgaya, isyana alıştırmayın. Gelelim Sayın Ziya Eren’le röportajımıza. Doğru sorular ve doğru cevaplar... Ama sorularda içten cevaplarda... Erdem EROL Ligtv.com.tr Haber Müdürü ![]() "İNANDIK VE İNANDIĞIMIZ BİR HOCAYLA YOLA ÇIKTIK" -Sayın Başkan, ilk göreve geldiğinizde size şöyle bir soru yöneltmiştim.: "Ligde ilk yarıyı 11 puanla tamamlamış ve artık küme düşer gözüyle bakılırken, siz hangi cesaretle bu işe soyundunuz" demiştim. Ama yapmış olduğunuz hamleler neticesinde bugün gördükki Erciyesspor büyük bir başarı yakaladı. Neler oldu o günden bugüne kadar? Neler yaşadınız? Hem sıkıntılı günler yaşıyorsunuz, hemde mutluluk gözyaşları döküyorsunuz. İlk sizinle röportaj yaptığımızda bu soru sizden gelmişti. Biz o günde bu işe inanarak yola çıktığımızı söyledik ve Erciyesspor'un küme düşme lafını o gün de ağzımıza almadık bugün de bu durumda dahi almıyoruz. Çünkü inandık ve inandığımız bir hocayla yola çıktık. O gün herkesin küme düştü diye gördüğü takım, Türkiye Kupası'nda final oynayacak. 41 yıllık tarihinde bırakın finali, bırakın yarı finali, çeyrek final bile oynamamış bir takım, kısmet olursa Kayseri'ye o Türkiye Kupası'nı getirecek ve ligde de kalacak. Son 3 maçında 9 puan toplayarak ligi 42 puanla tamamlayacaktır. -Çaykur Rize maçında çok ilginç anlar yaşandı. 1-0 öne geçtiniz. 2 penaltı kaçtı... Sayısız gol pozisyonları var. ![]() "SON 20-25 YILDA BÖYLE BİR MAÇ OLMADI" -Ve son saniyede kornerden gelen top gol oldu. Maç 1-1 bitti. Orkun çimleri yumrukluyordu. Siz daha 10-15 gün öncesi Trabzonspor'u kupada saf dışı bıraktıktan sonra mutluluk gözyaşları döküyordunuz. Bu maçtan sonra gözyaşı olduysa sıkıntıdan olmuştur herhalde. Ben 38 yaşındayım. Böyle bir maç seyretmedim. Bütün yorumları da izledim. Herkesin söylediği şey aynıydı. Türkiye'de son 20-25 yılda böyle bir maç olmadı. Penaltıları dışında tutun herhalde dünyada gol kaçırma yarışması yapılsaydı bu maç tek aday olarak gösterilirdi. Tabii üzüntümüz çok büyük. Futbol 96 dakikaymış. Neticede bunu da görmek bize nasip oldu. Bu da bir ders oldu ama önemli olan bunları yaşayarak, sırf bu maç için konuşmuyorum, Konya maçında direkten dönen toplar, Trabzon maçında kalecisinin panterleştiği... Yani bunların hepsini yaşayarak yine de Kayseri Erciyesspor ligde kalacak, bunlar da tatlı bir enstantane olarak bizim zihinlerimizde yer edecek. "RİZELİLER DE BİZİM İYİ OYNADIĞIMIZI KABUL ETTİLER" -Rize maçında iyi top oynamasaydınız, o kadar gol pozisyonu yakalamasaydınız, berabere kalsaydınız, bu kadar üzülür müydünüz? Bu kadar üzülmezdik. Bizim takımın, çok enteresandır, çok iyi organize olup, çok iyi futbol sergilediği her maçta sıkıntı yaşıyoruz. Bu maçta da iyi oynayan taraf bizdik ki Rizeli yöneticiler ve futbolcuların söylemleri de aynı. Onlar da “Biz iyi oynayamadık. Çok kötü oynadık” dediler. Bunun sonunda böyle bir netice almak, neticede Rize takımı da düşme hattında olan bir takım. Eğer biz bu maçtan galip ayrılsaydık 35’er puanımız olacaktı Rizeyle. Fakat bunlar önemli değil netice itibariyle isim zikretmek istemiyorum ama ligin alt sıralarındaki takımlarla, 8, 9, 10. sırasında olan takımlar arasındaki puan farkın çok sıkışmış durumda. Lig bitiminde kimin küme düşeceği veya şampiyon olacağı şu anda 3 hafta kalmasına rağmen kimsenin net fikir beyan edebileceği durum değil şu an için. ![]() "BU İŞİ BİTİRMEKLE MÜKELLEFİZ" -Şimdi çok önemli bir kupa finali oynayacaksınız. Çaykur Rize maçı final için bir dezavantaj teşkil ediyor mu? O maçın stresini sıkıntılarını psikolojik anlamda yönetim ve futbolcular olarak üzerinizden atabildiniz mi? Bizim teknik heyetimiz, futbolcularımız her maça ayrı gözle bakarlar ve maç bittiği anda bir sonraki maça adapte olurlar. Netice itibariyle idmanlarını yaptılar, hocayla tek tek fikir alışverişleri oldu, görüşlerini beyan ettiler. Mutlaka üzüntümüz büyük ama şu an önümüzdeki kupa maçına bakıyoruz. İnşallah kupa maçından alacağımız moralle Sakarya'ya geçeceğiz. Neticede ilk defa böyle bir final yaşıyor Kayseri. Ne Kayseri Erciyessporumuz, ne de Kayserisporumuz böyle bir olay yaşamadı. Buraya kadar gelmişken, diğer büyük takımlardaki imaj biz bu kupayı almak zorundayız gibi bir inançla çıkıyorlar. Fakat teknik heyetimiz ve futbolcularımız yürekten o kadar inanıyorki, gerçekten almak zorundayız. Yani biz almak zorunda değiliz, biz buraya kadar getirdiysek bu işi bitirmekle mükellefiz. Diğer takımlar da senelerdir alışılagelmiş, işte kupayı alacak ligde şampiyon olacak izlenimi var, bizim onun dışında yürekten inanmışlık artı profesyonelliğin dışına çıkan bir amatör ruh var şu anda takımda. İnşallah onu gerçekleştireceğiz. ![]() "KUPAYI GÖZYAŞLARIYLA DOLDURUP GETİRECEĞİZ" -Trabzonspor'u yarı finalde elediniz ve gözyaşlarınıza hakim olamadınız. Kupayı aldığınız taktirde bu sefer ağlamanın ötesinde ne yapacaksınız. O ağlama çok eleştirildi ama inanın o ağlama sevinç gözyaşlarıydı. O duyguyu yaşamayan hiç kimsenin hissedemeyeceği bir şey. Biz o duyguyu içimizden, yürekten hissettik. Sadece ağlayan ben değildim, gerek teknik tekibim, futbolcularım da vardı. Biz o kupayı Kayseri'ye inşallah sevinç gözyaşlarıyla, mutluluk gözyaşlarıyla ağlayarak doldurup, dolu dolu getireceğiz. O kupayı ağlayarak mutluluk göz yaşlarıyla dolduracağız. "PENALTILAR BİZİ ENDİŞELENDİRMİYOR" -Trabzon maçında penaltı kaçtı, Rize maçında 2 tane penaltı kaçtı. Kupa finaliyse tek maç ve beraberlik söz konusu değil. 90 dakika olmadı 120 dakika. Yine olmadı kupayı penaltılar belirleyecek. Penaltılara kalma durumunda bir endişe, stres oluyor mu sizde? Hiç,hiç, hiç endişemiz stresimiz yok. Neticede kupada final oynama şansını da yakalayan bizim futbolcularımız penaltı atışlarıyla. İnşallah durum oralara kalmaz ama kalırsa biz yine de gülen taraf oluruz. Çünkü biz kalecimize güveniyoruz. Biz oyuncularımıza güveniyoruz. Büyük bir şanssızlık Rize maçında yaşandı, bu illa sürecek bir şanssızlık değil. İnşallah mutlu ayrılan taraf biz olacağız. "MASANIN 4 BACAĞINI TAMAMLADIK" ![]() -38 yaşındasınız ve Süper ligde en genç kulüp başkanı sizsiniz. Ocak ayında bir yurt dışı seyahati dönüşünüzde biranda kendinizi kulüp başkanı olarak buluverdiniz. Bunu zaman zaman ifade ediyorsunuz çünkü. Ziya Eren mutlaka Kayseri'de tanınmaktadır ama futbol adına bizler o zaman tanıdık sizi. Hep doğru hamleler yaptınız. Neler yaptınız? Önce Tolunay Kafkas'la anlaştınız ardından Bülent Korkmaz'ı getirdiniz. Örnek bir yönetim sergiliyorsunuz ve bunun üniversitelerde tez konusu olması lazım neredeyse. Öncelikle şunu söyleyeyim bizim yönetim kurulumuzun yaş ortalaması 32' dir. Çok klişeleşmiş isimler bizim yönetim kurulumuzda yok. Hepsi genç, pırıl pırıl, hepsi bu işe gerçekten inanmış ve yürekleriyle mücadele eden, takım kampa girdiğinde gerektiğinde yönetimde kampa girebilecek arkadaşlar. Bizim Kayseri şehri güzellikler şehri. Kayseri'de kırıp dökme gibi bir mücadeleden çok, bu işi yapabileceğine inanılan kişiler üzerinde konsensus sağlanır şehrin büyükleri tarafından. Neticede benim ismim üzerinde Sayın Valim, Sayın Büyük Şehir Belediye Başkanımız, metropol belediye başkanlarımızı böyle bir konsensus sağlanmış, böyle bir görevden kaçmak gibi bir lüksümüz yoktu tabii. Ha kolay bir görev mi? Kesinlikle kamuya malolmuş yerlerin hiçbirinde yapılan görevler kolay değildir. Çünkü başarı her zaman olması beklenen ve muhtemel bir şey. Ama başarısızlığı hiç kimse kabul etmiyor. Yola çıkarken kendimiz gibi genç ve birşeyler yapmaya ihtiyacı olan buna hırsıyla azmiyle, buna futbolculuk hayatından tanıdığımız Bülent Korkmaz hocayla başladık ve Bülent Korkmaz hocamıza söylediğim şey şuydu: "Hocam diğer takımlarda orta sıralarda oynayan takımlarda alacağınız 4 yıllık başarıyı burada 3-4 ayda alabilirsiniz. Bir anda sizler de yükselebilirsiniz, bizle rde yükselebiliriz ama yeterki buna gönülden inanalım" Bülent hoca da zaten böyle bir başarıya aç, hırsıyla mücadelesiyle bu işin altından kalkabilecek bir hoca olduğu için tercihimiz o yöndeydi. Bizi kırmadılar ve geldiklerinin 3-4 gün sonrası ki biz 13 Ocak'ta kongreden çıktık, arada hem transfer dönemi adı altında hemde 2. devrenin başlaması adı altında çok süreç yoktu. Takım ara dönemde hiçbir hazırlık maçı yapmamıştı. Kupa'da Bursa maçına hazırlık mahiyetinde çıktık ve 4-2 galip gelerek, orada bir başarı orada bir yükselme trendi yakaladık. Arkasından Fenerbahçe beraberliği devamında Ankaraspor galibiyeti gibi. Başarı başarıyı getirdi. Fakat burada önemli olan inanmaydı. Biz hocamıza, hocamız bize netice itibariyle teknik heyet futbolculara, futbolcular yönetime derken, taraftar... Bugün Türkiye liglerinde oynanan hiçbir maçta yüzde 90 gibi yüzde 100'a yakın doluluk oranıyla, hele böyle düşme hattındaki bir takımın hiçbir kulübün maçları seyredilmiyor. Bizde gerek Rize maçında ve daha evvelki maçlarımızda stadyumumuz doluydu. Taraftarımız sonuna kadar destek verdi. Masanın 4 bacağını tamamladık biz. Bunlardan birisi yönetimdi,bir diğeri futbolcular, teknik heyet ve taraftardı. 4 bacak tamam olunca masanın aksayan bir yeri kalmadı. Netice itibariyle 17 maçta 11 puan toplamış bir takım, 14 maçta 22 puan toplamış bir takım ve akabinde kupada final oynayan bir takım, İnşallah kupayı Kayseri'ye getirecek ve son 3 maçtada 9 puan toplayarak ligde kalacak diyoruz. ![]() "BAŞKA BRANŞLARA DA YÖNELMEK İSTİYORUZ" -Mantıklı ve hedefleri olan, hedeflerinin peşinde olan bir kulüp yapılanması içerisindesiniz. Çok sıkıştırılmış bir dönem olmasa aslında biz biraz daha fazla kurumsallaşmaya yönelecektik ama ona fırsatımız olmadı. Fakat bu arada en fazla yöneldiğimiz şey Bülent hocamız sabah saat 9 da kalkıp amatör küme maçlarına gidip izleyebiliyor. Alt yapıya çok değer veriyoruz. Alt yapı müsabakalarını mümkün olduğunca teknik heyet ve yönetim kurulu izlemeye çalışıyor. Bizim hedefimiz burada ülkemizi yurtdışında gururla temsil eden Galatasaray gibi altyapıdan heryıl en az 2 futbolcuyu profesyonel yapabilmek. Çünkü altyapısı olmayan hiçbir kulübün üst yapısı olamaz. Çünkü buz üzerine bir bina yapılması mümkün değil. Her yıl yüksek fiyatlarla transfer yaparak bir kulübün, hele hele Anadolu kulüplreinin yaşama şansı çok zordur. Bu yıl en azından 2-3 futbolcumuzu yine profesyonel yapacağız. Bu sıkıştırılmış dönemde sırf lige sırf kupaya da bakmadık, altyapıya da ciddi anlamda önem verdik. Eğer mümkün olsaydı sezon başında gelmiş olup bu sıkıntıları yaşamamış olsaydık kulübümüzde bir kaç branş daha basketbol, voleybol, binicilik gibi. İleride kulübün daha kurumsal olup bu tür şeylere yönelmesi bizler için daha onur verici olacaktır. ![]() "TOPUN ÇAPINI BİLMEM GEREKMİYOR" -Görevinizi ne kadar sürdürmeyi düşünüyorsunuz? Bu konuyla ilgili daha evvel bir açıklamam oldu ve bayağı da yadırgandı. Benim söylemim yanlış anlaşıldı. Ben şunu söylemek istiyorum: Kayseri şehri 1 milyon nüfüslu bir şehir. Netice itibariyle bizim yönetim kurulumuz 15 artı 1 kişiden oluşuyor. Ben inanıyorumki bizlerden gerek daha genç olsun, biz emsal olsun bu kulüpte görev alabilecek nice yönetim kurulu çıkartabilecek kapasiteye sahip bir şehir. Yani herkes bunu bir memleket vazifesi olarak değerlendirmeli. Kimse iş olarak adletmemeli. Neticede buralar hancı, bizler yolcu olmalıyız. Burada bizlerden daha iyi görev yapabileceğine inandığımız kişiler mutlaka bulacağız, çıkartacağız. Bunlar illa spor kulüplerinde görev almış olması gereken kişiler değil. Neticede yapılan şey yöneticilik yani futbolla çok fazla alakanız olmasına gerek yok. Ben kongreden sonra ilk Antalya kampına gittiğimde orada gazeteci arkadaş bana dediki "Başkan futbol topunun çapını biliyormusunuz?". Bir futbol kulübü başkanı bence futbol topunun çapını bilmekle mükellef değil. Kalenin sahanın ebadını bilmekle mükellef değil. Biz orada yöneticiyiz. Yönetici vasfımızı kullanmalıyız. İş hayatında başarılı olmuş her kimse buralarda görev alabilir, yöneticilik yapabilir. Önemli olan yöneticilikte iyi bir koordinasyon sağlayabilmek. Yöneticilik budur. Çünkü benim 3-4 şirkette yönetim kurulu başkanlığım var. Burada futbolla çok yakın ilişkide olmak, futbol kulübü yöneticiliği olmasında bence çok fazla artı getirmez hatta eksi getirebilir. Çok bilince işin içerisine çok fazla girersiniz. Teknik heyetinize gerekli yetkiyi verip, onun işine de karışmazsanız iş kendiliğinden yürüyor gidiyor zaten.
__________________
100 YILIN ŞAMPİYONU :FB:
|
|
|
|
|
#24 (permalink) |
![]() Katılma Tarihi: Oca 2007
Nereden: Bilgelik Okulu
Mesajlar: 547
|
“Kupayı babalar kaldırır“
Fortis Türkiye Kupası finali Erciyesspor'un antrenörü Fikret Yılmaz ile Beşiktaş'ta forma giyen oğlu Burak'ı karşı karşıya getirecek. İlginç mücadele öncesi Fikret Yılmaz herşeyi Ligtv.com.tr'ye anlattı. Ligin ikinci yarısında süper bir çıkış yakalayan Kayseri Erciyesspor'da herkes kaleci Orkun'un performansına hayran kaldı. İşte bu genç kalecinin başarısının arkasındaki isimlerin başında Lacivert siyahlılar'ın kaleci antrenörü Fikret Yılmaz geliyor. Başarılı teknik adam, yaşadıkları Çaykur Rize şokundan, Kayseri'deki günlerine, oğlu Burak Yılmaz'ın Beşiktaş'taki performansından finaldeki şanslarına kadar herşeyi Ligtv.com.tr Haber Müdürü Erdem Erol'a anlattı. "RİZE MAÇINI 10-0 KAZANABİLİRDİK" -Kaç yıldır futbolun içindesiniz? 30 senedir. -Futbol oynadınız, teknik adamlık yapıyorsunuz. Çaykur Rizespor maçı gibi bir maç yaşadınız mı hiç? Rize maçı gibi bir maç yaşamadık. Çok istinai bir maçtı. 2 penaltı kaçtı. En az 10-0 kazanabileceğimiz bir maçı berabere bitirdik. 95. dakikada bir kornerden gol oldu. Daha önce hiç böyle birşey yaşamamıştık. İşte yaşamamız gerekiyormuş, yaşadık. ![]() "KUPAYI ALACAĞIZ" -Çok önemli bir kupa finali öncesinde böyle bir olumsuzluk yaşamak, motivasyon adına bir problem yaratıyor mu takımda? Futbolcular sabaha kadar uyumamışlar çünkü. 2 günden beri bunun için uğraşıyoruz. Bülent hocam da bunun için uğraşıyor. Futbolculara herşeyin bitmediğini kanıtlamaya çalışyoruz ki daha herşey bitmedi. Daha alınacak 9 puan var. 42 puanda ligde kalırız. Ayrıca bizim üzerimizdeki takımlarla ikili averajımız da iyi. Biz hiçbir şekilde umudumuzu kaybetmiş değiliz. Kupa finaline gelince, o ayrı bir statü. Hepimiz kupayı almak istiyoruz. Buna inanıyoruz. Hayal kırıklığı yaşayacağımızı sanmıyorum ve kupayı da alacağız diyorum. -Sizin için de ilginç bir maç olacak. Siz Beşiktaşlısınız. Kesinlikle evet. "KUPAYI BABALAR KALDIRIR" -Oğlunuz Burak Beşiktaş'ta oynuyor. Bu maçta karşı karşıya geleceksiniz. Nasıl duygular yaşıyorsunuz? Mutlaka profesyonellikte duyguların yeri yok ama bu gerçeklerden de kaçılmıyor. Tabii şimdi profesyonellikte elbette duyguların yeri yok ama karşınızdaki oğlunuz, evladınız. Burada duyguları bastırma şansınız yok. Ancak ben olaya daha oyun gözüyle hani tavla oynarsınızya bu maça o şekilde bakıyorum. Biz 2 kez karşılaştık. Gençlerbirliği'ndeyken bizi 1-0 yendiler, Kayseri Erciyesspor'da yine bizi 1-0 yendiler. Ama Burak üçüncüsünde sıçrayamayacak. Biz yeneceğiz. Kupayı babalar kaldırır. (Gülüyoruz) "BABA-OĞUL MADALYA ALACAĞIZ" ![]() -Yani oğlunuza kupa finalinde şans tanımıyorsunuz. Bunda şans tanımıyorum ama burada en ilginç ve en mutlu olay bana göre, ikimiz de madalya alacağız, birimiz 1.'lik, birimiz 2.'lik. Bence ailem açısından, bizim açımızdan en güzel şey bu olacak. "BEŞİKTAŞ FENER'İ YENSEYDİ FİNAL DAHA KOLAY OLURDU" -Baba oğul kupanın birer ucundan tuttunuz. Ama Burak da kupayı istiyor. Siz de istiyorsunuz. Burak ile bugünlerde konuşuyor musunuz? Konuşuyoruz, devamlı konuşuyoruz. Her maçtan önce ve sonra arar. En azından her aile geleneğinde olduğu gibi annesinin babasının hayır dualarını alarak maçlara çıkar. "Kupa maçı için hiç heveslenmeyin biz alacağız" diyor. Çünkü şu an için Fenerbahçe yenilgisinden sonra kupa çok büyük önem kazandı. Fenerbahçe'yi yenmiş olsaydı bizim için çok daha kolay olurdu Beşiktaş maçı. Yani mümkün değil; büyük takımdır Beşiktaş, kupa şampiyonu olmak ister, lig şampiyonu olmak ister. Belirli bir rahatlık içerisinde gelebileceklerini düşünüyorduk biz. Ama şimdi çok daha sıkı sarılacaklar işe. Bizim işimiz zor ama her türlü zordu zaten. Şimdi biraz daha zorlaştı. "EVLADIMIN ÜZÜLMESİNİ İSTEMEM" -Duygularla da zorlaşıyor. Kesinlikle. Çünkü hiç bir baba evladının üzülmesini istemez. Bunu baba olanlar bilir, başka izah tarzı yoktur. Yok profesyonellikmiş, şuymuş buymuş, karşınızda evladınız olduğu zaman bunların hepsi sadece ve sadece o duygularınızı bastırmak size acı verir. Bastırırsınız ama bunların hepsi hikayedir. Bunun başka türlüsü de yoktur. Kim çıkıp da dese ki ben profesyonelim, karşımda oğlum da olsa vurur geçerim, yalan söyler. Duygularını o şekilde bastırarak sadece dışarıya resim verir. -Bir baba olarak Burak'ın başarılı olmasını istiyorsunuz. Kesinlikle. -Oğlunuza sert müdahaleler olduğunda, sakatlık durumu olduğunda üzülüyorsunuz. Burada niçin çalışıyoruz. Benim bir kızım, bir de oğlum var. Onlar için çalışıyoruz. Onlar için buradayım. -Kayseri Erciyesspor'daki futbolcular da bir anlamda sizin çocuklarınız. Kesinlikle. -Burak mevkisi gereği çekişmelere didişmelere faullere çok maruz kalan bir oyuncu. Final maçında Burak'a faul yapılırsa yapan ya da yapanlar da bir anlamda sizin evlatlarınız. İşin içinden çıkılması zor bir durum bu. Zaten ilk maçta özellikle Ergün Teber'i ben doldurdum. Burak'a karşı iyi oynasın diye. “BURAK KUSURA BAKMASIN” -Ergün Teber'in Burak'a karşı biraz da sert oynamasını mı istediniz? Burak dönmeden bas diye ben söyledim. Bunu söylemediğiniz taktirde o zaman ekmek yediğimiz yere ihanet etmiş oluruz. Dediğim gibi duygularınızı bastırmak zorundasınız. Bastırmadığınız zaman bu tarz karşılaşmalarda hakkınızda inanılmaz yorumlar yapabilirler. Türkiye burası. Onun için futbolun gerektirdiği herşeyi oyuncularımıza söyleriz. Elbette ki Kayseri Erciyesspor’un da bir amacı var. Bana göre Erciyes’in kupayı kaldırması Beşiktaş’ın kaldırmasından daha önemli. Tarihinde ilk kez kupa finali oynayan bir takım, tarihinde ilk kez kupa alacak. Beşiktaş defalarca almış, bu kez almasa olur. Onun için bu sefer Burak kusura bakmayacak, kupayı biz alacağız. ![]() BİR BABANIN İSYANI -Her futbolcunun hedeflerinden biri 3 büyüklerde oynamaktır. Hele tuttuğu takımda oynamak daha önemlidir. Burak bu yüzden çok şanslı. Çünkü aileden Beşiktaşlı ve Beşiktaş’ta oynuyor. Burak Beşiktaş’ta mutlu mu şu anda? Burak Beşiktaş’ta olduğu için mutlu. Ama şu an Beşiktaşlı futbolcuların mutlu olduğunu sanmıyorum. Fenerbahçe’ye yenildiler çünkü. Ama Burak Beşiktaş’ta olmaktan mutlu ve hepimiz mutluyuz. Beşiktaş’ın formasını giymek ayrı bir şereftir ayrı bir güzelliktir. Çocuklarına bırakabileceği en büyük mirastır. Beşiktaşlı Burak’ın babası olmak bile şereftir. Evladı olmak da bir şereftir. Bunun kıymetini bilecek ve biliyor da. Bütün bunların bilincinde. Ancak Burak ile basın çok uğraştı. Bu bizi yıprattı. Yok ev tutmuş, gece kuşuymuş, şunlarla geziyormuş. Asılsız haberler çıktı bu bizi çok üzdü. Burak’ı da çok üzüyor. Şimdi benim oğlum benden habersiz gidecek, gece kuşu olacak, ev tutacak, ev açacak, bunlar bizi üzmüştür. Yeri gelmişken burada söyleyeyim. Burak’ın İstanbul Ataşehir’de kendi adına ait tapulu, dayalı döşeli evi var, biz gider geliriz. Ama bu haberlerden dolayı, korkudan gidip kendi evinde kalamıyor. Çok duygusal bir çocuktur Burak. Ayrıca gurbette. Burak’a karşı biraz daha ılımlı davranmış olsalardı çok daha sevinirdim. Futbolda bir deyim vardır. Burada sevgili Şansal Büyüka ve Erman Toroğlu’na teşekkür ediyorum, futbolda kötü oynayabilirsiniz ama kötü koşamazsınız. Bunu da Maraton programında Erman Toroğlu söyledi. Çocuk mücadele ediyor, koşuyor. Koşana birşey diyemezsiniz. Yani Burak protestolara uğradı. Medyadaki bir takım arkadaşlar ne yazık ki Burak’ı taraftarın önüne attı. Daha 20 yaşındaki bir çocuk, Beşiktaş gibi büyük bir takımda mücadele ediyor, onu o şekilde yıpratanlar biraz da kendi çocuklarının oradan protesto edildiğini düşünseler, çok daha iyi olur. ![]() Burak oynar, oynamaz, tribüne çıkar; bu teknik direktör tercihidir buna herkes saygı duyar. Burak’ın Beşiktaş’ta oynaması veya oynamamasıyla asla benim bir işim olmaz. Ben sadece insani yönde düşünüyorum. Benim oğlumun üzerine çok geldiler. Bunu bugüne kadar hiç söylemedim, bir kere eliyle gol attı diye önce bir tepki başladı. Bunu çok güzel eleştirenler oldu. Mükemmel eleştirenler oldu. Buradan hepsine teşekkür ediyorum. Burak bundan müthiş ders aldı. Ama bunu uzatanlar oldu. Kendini atıyor atmıyor, başında teknik direktörü vardır. Nasıl oynayacağını o söyler. Ama bugün dünyanın her yerinde elle gol atılıyor, usülsüz goller atılıyor ama bir oyuncu bu yüzden çok yıpratılmaz. Arjantin Dünya Kupası’nı Maradona’nın elle attığı golle kazanmıştır ve buna “Tanrı’nın eli” dediler geçtiler. Ama ne yazık ki Türkiye’de bu çok uzatıldı. Ayrıca Burak asla bunu bilinçli olarak yapmamıştı. Tek hatası “Baba” dedi, “Farkında değildim sonradan aklıma geldi ama iş işten geçmişti” dedi. Yani “Elime çarptı, anlıktı ve golü atınca ilk defa Beşiktaş’ta gol attığım için o coşkuyla o sevinçle böyle birşeyi düşünemedim” dedi. Mesela eline çarptığı için çok güzel eleştirenler oldu. Ama bunun ötesinde örneğin hakemler çok uğraştı Burak ile. Çok ciddi penaltılarını vermeyenler oldu. Hakemin de görevi orada görmek yani. O zaman hakemsiz oynansın her maç. Genç hakemlerimize ben bir şey demiyorum. Ama bunu uzattılar. Sürekli olarak Burak’ın faule maruz kaldığı zamanda bile çalınmadı. Bunlar Burak’ı biraz geriye götürdü. Ayrıca Ankara’daki Gençlerbirliği maçı, biz de televizyondan izledik, 2 golün asistini Burak yaptı, mükemmel işler yaptı, en azından yapmaya çalıştı, koştu mücadele etti. Ertesi gün bakıyorsun yorumcular yine Burak’a saldırıyor. Ama bir kişi de desin ki bu çocuk tamam iyi oynamayadı ama çok iyi mücadele etti, koştu, çalıştı. Bir destek veren olmadı. Halen de aynı. Burak 20 yaşında inanılmaz bir mücadele içerisine girdi. Kaldıramayacağı müthiş bir yükün altına girdi. Benim oğlum karakterli ve güçlü kişiliğe sahiptir. Bunların hepsinin altından kalkacak ve o Beşiktaş formasını çok uzun yıllar giyecek, orada da hit olacak. BURAK’IN GERÇEK MEVKİİ... ![]() -Siz Burak’ın 4 yıl hocalığını yaptınız değil mi? Evet alt yapıda 4 yıl hocası bendim. Yeteneklerini benden daha iyi kimse bilemez. -Peki Burak’ı siz yetiştidiniz, yeteneklerini en iyi siz biliyorsunuz. Burak futbolda o sahada nerede oynar, asıl mevkisi neresidir? Şimdi burada benim bu konulara çok fazla girmem oğlumu yıpratır ama kaleyi karşıdan gören yerde oynamalı. -Bunu size babası olduğunuz için değil, hocası olduğunuz için soruyorum. Ve bu çok normal çok doğal bir soru. Buna cevap vermeniz de çok doğal. Burak’ı yetiştiren babası değil de bir başka teknik adam da olabilirdi ve bu soruyu ben ona da sorardım. Burak forvet arkası oyuncudur. Ofansif orta saha oyuncusudur. Başka deyişle santrafor arkası ve santrafor oynar. Burak’ın en iyi oynayacağı mevkii kısaca kaleyi karşıdan gören yerde oynamalıdır. Burak iyi şut atar, iyi asist yapar, sprinterdir. -Oyun kurar mı Burak? Kesinlikle evet. Burak daha yeteneklerinin yüzde 40’ını 50’sini sergileyemiyor doğru dürüst. -Beşiktaş’ gelmeden önce bu saydığınız mevkilerde mi oynuyordu? Kesinlikle -Bu mevkilerin dışında oynadı mı?Zorunlu hallerde olabilir ama normal şartlarda oynadı mı? Oynamadı. Milli Takım’da ön libero gibi oynadı. Milli Takımda yine orta sahanın sağında oynadı. Antalyaspor’da forvet arkası, ofansif forvet oynadı diyelim. -Beşiktaş-Fenerbahçe maçında Burak ilk 11’de oyuna başladı ve sağ açık oynadı. Her pozisonda sağ açıkta hep önüne ikili kademeye giren Fenerbahçeli defans oyuncuları çıktı. Şimdi saymış olduğunuz özellikleri terazinin bir kefesine koyuyorum ama Beşiktaş’ta Burak sağ açık oynuyor. Dolayısıyla Burak sağ açık oynayamıyor. Çünkü yeteneklerini çok daha farklı mevkide çok olumlu sahaya yansıtabilen bir oyuncu Burak. Evet. Şimdi bir de şu var. Büyük takımda oynamak çok zordur. Burak öneğin sağ açıkta oynuyor ama hiç kimse şunu söylemedi. Burak özel yetenekleriyle, örneğin sprinter özelliğiyle, iyi orta yapmasıyla, bileklerinin iyi olmasıyla, tekniğiyle, yeteneğiyle sağ açık olarak kapatmaya çalışıyor. Çabalıyor, elinden gelen herşeyi yapıyor. ![]() “TİGANA DA HAKLI” -Yetenekleriyle bir sağ açık oyuncusu olmamasına rağmen bunu kapatmaya çalışıyor yani. Evet. Tabii özel bir sağ açık oyuncusu değil yani. Ya da özel bir sol açık oyuncusu değil. Çok çalışıyor, en iyisini olmaya çalışıyor. Ama hocanın taktiridir ve herkesin saygı duyması lazım. Buna biz de saygı duyuyoruz. Ben onu asla eleştirmiyorum. Ama Burak’ın asıl mevkisi kaleyi karşıdan gören yerde. Hocanın da oynatmamaktaki haklı tarafları vardır. Ricardinho var, Delgado var. Bu tarz çok ciddi paralara gelmiş adamları var. Onun ötesinde Burak santrafor oynar. Sağ açık ya da sol açık ya da forvet oynamak büyük takımlarda çok zordur. Bunu da gözardı etmemek lazım. Neden Anadolu takımları kalabalık defansla oynarlar büyük takımlara karşı. Burada o kalabalık defansı yarıp iş yapmak bazen çok zor olabilir. Hele yeni bir genç oyuncuysanız. Örneğin ben Burak’ın yerinde olsam topu sağda aldığım zaman devamlı yazıyorlarya sağdan soldan orta gelmiyor mu diye, işte forveti besleyemiyorlarmış falan, alırım orta yaparım. Nereye giderse gitsin. Defans uzaklaştırsın. Hiç sıfıra girmeye falan çalışmam. Yaratıcı olmaya çalışmam. -Biraz karambole mi oynarım yani? E tabi. Onu istiyor çünkü adam. Her golü Nobre’nin atmasını istiyor. Şimdi o da çok savaşçı bir oyuncu. “PROFESÖRLER (!) VAR BEŞİKTAŞ’TA” ![]() -İsteyen Tigana mı? Hayır, asla. Beşiktaş efradı var, çok bilen, inanılmaz futbol profesörleri, Beşiktaş yazarları var, onlar. İşte orta yapmıyor. Büyük takımlarda her oyuncu bir stardır bunu bilmiyorlar. Onun için takım oyunu falan gibi eskiden bir Boluspor vardı biliyorsunuz, takım oyunu oynarlardı, oradan satarlardı falan. Bir Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray takımında oynayan her futbolcu bir stardır. Star gibi davranmak lazım her futbolcuya. 2-3 kişiye değil. Burada da Beşiktaş’ın problemleri var. Sadece takım tertibinde ya da şunda bunda değil. Takım tertibi bir kere teknik direktörün tekeli altında olan birşeydir. Herkesin de buna saygı duyması lazım. Onun için Burak Allah’ın izniyle çok büyük hit olacak orada, çok daha iyi yerlere gelecek çünkü benim oğlum daha yeteneklerinin yarısını sergileyemiyor Beşiktaş’ta. Çünkü çok büyük baskılara maruz kaldı genç yaşta. O baskıları atlattığında inşallah kendisini geliştirdiğinde, taraftardan ya da spor yazarlarından etkilenmediğinde çok daha iyi yerlere gelecektir. ![]() “DELGADO VE RICARDINHO OLDUKÇA...” -Bir futbolcu teknik adama, hocasına gidip ben şurada daha iyi olurum, şu özelliklerim benim şurada takıma daha çok faydalı olur diyebilir mi? Sizin futbolcunuz gelip size böyle birşey dediğinde siz bunu garipser misiniz? Şimdi söyleyebilir muhakkak. O futbolcuyla teknik drektör arasındaki diyaloğa bağlıdır. -Peki Burak bunu hocasına söyler mi? Burak öyle bir şey söylediği zaman Burak’ın o takımda oynama şansı hiç olmaz. Çünkü orada Delgado ve Ricardinho var. Bu 2 oyuncu orada olduğu sürece orada yeni bir oyuncuya şans vermezler, veremezler. -O zaman bir anlamda sağ açıkta oynatılarak Burak’a yer mi açılmış oluyor? O tarz bir şeye girmek doğru değil bence. Ayrıca sağ tarafta çok iyi maçlar da oytnadı. Ama şu an eleştirilerin odak noktasına ulaştığı için böyle bir şey var. Burak sağ kanatta da çok iyi oynar. “TEK FORVETLİ TAKIMDA KANAT OYNAMAK ZORDUR” -Ben Burak’ı eleştirmiyorum. Burak’ın sağ açıkta oynadığı zaman bir anlamda çırpındığını görüyorum. Bir şeyler yapmak için hırs, azim görüyorum ama bir yerde de sonuçsuz kalıyor. Bir futbolcuyu farklı mevkiye zorluyorsan hem takıma hem o futbolcuya kötülük değil mi? Bu konular teknik konular. Bu konulara girmem doğru değil. Oğluma zarar veririm. Sadece şunu söyleyebilirim. Tek forvet oynanan bir takımda sağ kanatta ve sol kanatta oynayan oyuncunun görevi çok zordur. O defansın arasından santraforu bulacaksınız, kafasına orta yapacaksınız. Yani bunlar zor şeylerdir. Onun için bu tip şeye girdiğim zaman teknik konulara girmiş olacağım ve her zaman Beşiktaş Teknik Direktörünün her türlü şeyine saygı duymak lazım. Ben evladıma zarar vermiş olurum. Sağda oynar, solda oynar nerede oynarsa oynar bu konuda yorum yapamam. Yapma hakkım yok. Zaten ben çalışan bir teknik direktörüm. Tigana’yı eleştirme hakkına da sahip değilim zaten. -Ben size eleştirin diye sormuyorum. Burak’ın asıl özelliklerini soruyorum. Ama eleştiri olarak oraya gidecek. ![]() “SENEYE ÇOK DAHA FARKLI BİR BURAK” -O anlamda tamam. Eleştiri olarak algılanacak, benim bu sorularım kasıtlı soruldu olarak adlandırılacak ama ben doğrular adına konuşuyorum. Bir de başka türlü düşünmek lazım. Burada ben Jean Tigana’ya da saygı duyuyorum, ayrıca teşekkür de borçluyum, oğluma sürekli olarak inanan ve forma veren bir teknik direktör. Ben baba olarak baktığımda minnet borçluyum. Burak da tabii yetenekleriyle alıyor formayı. Kimsenin minnetiyle değil. Ama son olarak şunu söyleyeyim; göreceksiniz Burak önümüzdeki sezondan itibaren İstanbul’a ve Beşiktaş’a daha da alışmış olacak ve çok daha farklı olacak. Çok daha farklı bir Burak seyredeceksiniz bundan eminim.
__________________
100 YILIN ŞAMPİYONU :FB:
|
|
|
|
|
#25 (permalink) |
![]() Katılma Tarihi: Oca 2007
Nereden: Bilgelik Okulu
Mesajlar: 547
|
Kapılar 17.00'de açılacak!
İzmir Atatürk Stadı'nda yapılacak Fortis Türkiye Kupası maçında, seyircilere ilişkin düzenlemeler belirlendi. Futbol Federasyonu'nun yapılan açıklamaya göre, yarın saat 20.00'de başlayacak maç öncesinde stat kapıları saat 17.00'de açılacak. Kapıların açılış zamanından önce stada gelecek taraftarlar, belirlenen saate kadar içeriye alınmayacak. Beşiktaş taraftarları Sanayi tarafındaki girişleri kullanacak. Kayseri Erciyesspor taraftarları Mersinli tarafından stada girecek. Medya mensupları ve VIP B davetlileri Sanayi tarafından giriş yapacak. Protokol tribününden maçı izleyecekler Halkapınar Spor Salonu girişini kullanacak. Stat alanına kesinlikle araç alınmayacak. Yukarıdaki 3 mesajımın kaynağı Ligtv web sitesidir..
__________________
100 YILIN ŞAMPİYONU :FB:
|
|
|
|
|
#26 (permalink) |
![]() Katılma Tarihi: Oca 2007
Nereden: Bilgelik Okulu
Mesajlar: 547
|
Dev finalin güvenliği tamam
Beşiktaş ile Kayseri Erciyesspor arasında Çarşamba günü İzmir'de oynanacak Fortis Türkiye Kupası final maçı öncesi İzmir Valiliği'nde güvenlik toplantısı düzenlendi. Vali Yardımcısı Fahri Aykırı başkanlığında gerçekleştirilen toplantıya Gençlik Spor İl Müdürü Sabri Sadıklar, Federasyon Bölge Müdürü Hamdi Kutman, Beşiktaş Yönetim Kurulu üyesi Bülent Deriş, Kayseri Erciyesspor Yönetim Kurulu üyesi Nuhkan Rüzgar, Stat ve Güvenlik Müdürü Cenk Cem ile jandarma ve emniyet temsilcileri katıldı. Toplam bin 200 emniyet mensubunun görev yapacağı maçta güvenlik önlemleriyle ilgili açıklama yapan İzmir Vali Yardımcısı Fahri Aykırı, Çarşamba günü saat 10:00'da bir eş güdüm toplantısı yapılacağını, stat kapılarının da saat 17:00'de açılacağını belirtti. Kazasız, belasız Fair Play duygusu içinde bir karşılaşma olması için gerekli önlemlerin alınacağını ifade eden Fahri Aykırı, "İzmir olarak iki kulübe de ev sahipliği yapmanın mutluluğunu yaşayacağız" dedi. Gençlik Spor İl Müdürü Sabri Sadıklar ise, Beşiktaş taraftarları için 10 bin, Kayseri Erciyesspor taraftarları için de 3 bin kişilik yer tahsis edildiğini belirtti. Güvenlik kontrol noktalarının belirlendiğini, iki kademeli şekilde bilet geçişinin sağlanacağını ifade eden Sadıklar, şöyle konuştu: "Karşılaşmada açılacak flama ve pankartlar kanunlara, yönetmeliğe uygun olacak. Delici, patlayıcı herhangi bir madde içeri sokulmayacak. Bozuk para alınmayacak. Güzel bir şekilde tüm İzmirliler ve sporseverlerin rahat bir maç seyretmeleri sağlanacak." Kupa final maçının bilet fiyatları kale arkası 15 YTL, maraton tribünü 30 YTL, kapalı tribün ise 50 YTL olarak belirlendi. Kaynak; Lig Tv
__________________
100 YILIN ŞAMPİYONU :FB:
|
|
|
|
|
#28 (permalink) |
![]() Katılma Tarihi: Oca 2007
Nereden: Bilgelik Okulu
Mesajlar: 547
|
Maçın 90 dklık kısmı golsüz eşitlikle tamamlandı.
Türkiye Kupası Final naçında eşitliği bozamayan Beşiktaş ve Kayseri Erciyesspor takımları maçın 15er dakikalık 2 uzatmaya gitmesine sebep oldu.
__________________
100 YILIN ŞAMPİYONU :FB:
|
|
|
![]() |
| Şu Anda Konuyu İnceleyen Aktif Kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| bilgisayarınızda yaptığınız her haraketi video ya alır | Gurqan | A-B-C-D-E | 7 | 09.02.2008 02:44 |
| dev finali km alır? | Myst3rious | Ti Anketleri | 5 | 19.05.2007 21:41 |
| Uefa kupasını en fazla kazanan ülke takımlarının listesi | The Answer | Uefa Kupası | 0 | 01.03.2007 17:26 |